alihan karabulut etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alihan karabulut etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Şubat 2026 Cuma

GURBET GURBET DEDİKLERİ

Alihan Karabulut

Daha önceden hiçbir okulun yurdunu görmemiştim. Yurtta kalanlar nerede yatar, yemeklerini nerede yer, derslere nasıl geçer hiçbir fikrim yoktu. Hayatın henüz başında ortaokulu yeni bitirmiş bir çocuktum ve kilometrelerce ötede bir yatılı okul kazanmıştım. Okul güzeldi ve bu beni mutlu etmişti fakat yatılı okumak kısmı kafamda bir kıymık gibi dolaşıyordu. 
Eylül ayı geldiğinde ailemle birlikte yurda yerleşmek için geldim. Zihnimde kurguladığımdan çok farklı bir bina duruyordu karşımda. Hayli büyük ve temiz bir binaydı burası. Bu kez de farklı endişeler zihnime üşüşüyordu, arkadaşlarım nasıl insanlardı? İyi dostluklar kurabilecek miydim yoksa ailesini özleyen mızmız bir dokuzuncu sınıf öğrencisi mi olacaktım.
Yaşadığım yer küçük bir ilçeydi ve okuyacağım yer büyükşehir değilse bile şehirdi. İlçede herkes birbirini tanıyordu ama burada belki de başka şehirlerden ya da ilçelerden gelen öğrenciler olacaktı. Ailem yanımda olmayacaktı. 
Kafamda sorular çoğalıyordu ki ailemle veda vakti gelmişti. Kocaman binanın önünde onları yolcu ederken bir hüzün çöktü içime. On dört yaşımda gurbet acısı dedikleri şeyi yaşamak düşmüştü nasibime. Duygusal olmamak gerek diye düşündüm ve kendimi toparladım. Evet üzücü bir durumdu ama ailesinden ayrı düşen ne ilk çocuktum ne de son. Kendi kendime teselliler biriktirdim. 
İlk gecenin zor olacağını söylemişlerdi fakat benim için en keyifli günlerden biri olarak kaldı gurbetteki ilk gecem. Arkadaşlarımla tanıştıktan sonra tatlı bir muhabbet başlamıştı. Saatin gecenin ikisi olduğunu bile fark etmemiştik, uykumuz gelmemişti. Arkadaşlarım gayet candan, samimi insanlardı. Aklımda tek bir soru kalmıştı: Sınıf arkadaşlarım nasıl birileriydi acaba?
Sabah uyandığımda hiç acemilik ve garibanlık hissi yoktu üzerimde. Sanki senelerdir bu ortamdaydım. Sınıfıma dair merakım da birkaç saat sonra geride kaldı. Sınıf arkadaşlarım da gayet güzel insanlardı. 
Ailemin beni ve durumumu merak etmiş olabileceği aklıma gelmişti. Annem özellikle hayli hüzünlüydü ayrılırken. Yurtta ilk geceyi, okulda ilk günü geride bıraktığım vakitlerde aradım onları da. Benim iyi ve mutlu olduğumu öğrendiklerinde onlar da sevinmişti. Ayrılık, gurbet filan diyorlardı fakat ben bunlardan hiçbirinin acısını duymuyordum. Dönem değişti, çağ başkalaştı, sizin zamanınızdaki gurbet artık bitti, diyemiyordum. Mektup beklenilen, fotoğraf beklenilen yıllar çok geride kalmıştı. Artık dünya küçücüktü ve sıla özlemi yalnızca sevdiğin insanların birazcık ötesinde kalmaktı. Her özlediğin vakit diğer sanki duvarın öte tarafındalarmış gibi arayıp konuşabiliyordun. Elbette bazı şeyleri anlamak için onların yaşadıklarını yaşamak, hislerini kuşanmak gerekiyordu. 
Şimdi aynı okulda ve yurtta yolun yarısındayım. Yani iki senem kaldı burada. Ben büyük hayalim ve hevesim üniversite hayatımda da bu kadar şanslı olmak ve iyi insanlara denk gelmek. 
Gurbet, yalnızca türkülerde ve şiirlerde hüzünlü, şimdilik böyle düşünüyorum.