28 Mart 2026 Cumartesi

KEŞKE MASALLAR DA GERÇEK OLSA


Gamze Sena Kuyucu

Keşke masallar da 
Gerçek olsaydı
Şövalye ve prensesin aşkı
Ateş püskürtmeyi bekleyen 
Küçük ejderhanın tatlı kıpırtısı

Mutlu son ile biter 
Çoğu masal
Keşke gerçek hayatta da 
Mutlu son denilen 
Bir kavram olsa

İyiler kazanır hep masallarda
Masumlara zarar gelmez mesela
Gerçek hayatta da 
Böyle olsaydı
Dünya nasıl olurdu acaba?

Olmayacak şeylerden bahsedilir 
Masallarda
Uzun tekerlemeler ile başlanır
Sanki gerçekmiş gibi
Kelimeler kullanılır

Umut vadeder masallar
İçinde hep güzel şeyleri barındırırlar
Küçüklükten beri dinlediğimiz
Biri anlatmak istese
Heyecanımıza yenik düşeceğimiz 
Masalların da acı bir hikayesi vardır belki

MASUM KALMALI

Gamze Sena Kuyucu

En sevilen ve
En özlenilen yıllardır
Çocukluk yılları
Ömrümüzün en masum zamanları
 
Kötülük nedir bilinmez
Çocukluk yıllarında
İyilik yapmak ister her çocuk
Yardıma muhtaç insanlara
 
Çocukluk yılları
Masum kalmalı
Hiçbir çocuk
Savaşa veya
Ölmeye mahkûm bırakılmamalı 

GÖZLER DE YALAN SÖYLER

Gamze Sena Kuyucu

Sözler yalan söyler de
Gözler de mi yalan söyler?
Sözler gizlenir ama
Gözler her şeyi açık etmeye
Devam mı eder?

İnsan ne kadar yalan söylerse
O kadar alışır gözlerini gizlemeye
Ya da bir maske takar
Gözlerinin üzerine

Gözler de yalan söyler
Ne kadar istenmese de
Öyle bir bakar ki sana 
İnanırsın her şeyine, her anına

Yalan söylememeli gözler
Tüm duyguları belli etmeli
Ama her şey yapay olduğu gibi
Gözlerin de doğallığı kalmadı ki
 

BİR İNSANIN İÇİ

Gamze Sena Kuyucu


Bir insan sadece ağladığında mı
Canı yanar?
Sadece dışına yansıttığında mı 
Acı çeker?

Tüm duygular
İnsanın içindedir her zaman
Bazıları her şeyini dışında yaşar
Bazıları ise dışına yansıtmaktan korkar

Zordur her şeyi içinde yaşamak
Kimseye fark ettirmeden içinden ağlamak
Dışına akıtamadığın bir göz yaşı
İçinde bininci kez akar

Yalnız ve sessizdirler
Dışına yansıtmayanlar
Acı çektiklerinde yanlarında kimse bulunmaz
Bir kişi bile yardım eli uzatıp çığlıklarını duymaz

Sadece dış görünüş mü önemli?
Hiç mi kimse fark etmedi?
İçinde yaşamanın acizliğini 
Ve zorlu mücadelesini

AYLARDAN MART GÜNLERDEN 18

Gamze Sena Kuyucu


Aylardan Mart, günlerden 18’iydi
Savaş sonunda bitmişti
Türk milleti ne olursa olsun
Fedakarlıklarını esirgememişti

“Vatan” demişlerdi sadece
Gelmemişti akıllarına başka bir kelime
Umut vardı inanç vardı
Azim vardı Türk milletinde

Düşman geçememişti Çanakkale’yi
Kolay sanmışlardı oysaki
Yıkık bir devletten ibaretti Osmanlı
Türklerin asıl gücünü kimse görmemişti

Kan ile sulanmıştı bu bayrak
Şehitlerimizi üzerinde yaşatır al bayrak
Bu milletin gururudur istiklal
Yeni nesilleridir istikbal

Bir devrin battığı
Tarihin yeniden yazılmaya başlandığı 
Kahramanlıkların unutulmadığı
Yerdir Çanakkale
Tarihtir 18 Mart

GURURUM, ONURUM

Yiğit Efe Demir 

Onu gördüğüm her yerde duygularım değişiyor. Büyük bir minnet oluşuyor içimde. Kalkıp saygı gösterisinde bulunmak istiyorum. Hatta belki size garip gelecek onunla konuşmak istiyorum. Benim için, bizim için ne kadar değerli olduğunu ona anlatmak istiyorum ve tarihi, bir kez de ondan dinlemek istiyorum. Aslında anlatmasına gerek yok çünkü o, duruşuyla ve görkemiyle anlatıyor tarihi, bağımsızlığı ve varlığı için çekilen çileleri. 
Bayrağımızdan bahsediyorum elbette. Her kurumda ve çoğumuzun evinde en yücelere asılan bayrağımızdan. 
Her ülkenin, milletin bir bayrağı var ama bizim bayrağımızın anlamı ve değeri bir başka. Rengini şehitlerimizin kanından alan, ay ve yıldızı tarihin derinliklerinden ve inancımızdan alan asaletiyle bizim bayrağımızın anlamı bir başka. 
Okul bahçesinde her sabah onu görmek ya da bir şehrin yüksek bir tepesinde onun dalgalandığını görmek, sonsuz bir huzur veriyor bana. Bir maç sonrası sahada dalgalandığını görmek ya da kimi zaman minarelere asıldığını görmek de ayrı bir gurur.
Bayrak gururdur ve onurdur. Savaşta ya da barışta, zaferde ve galibiyetlerde hep onu gururlandırmak için çalışırız. Düğünlerde, milli bayramlarda, asker uğurlamalarında, okulda, şehitlerimizin tabutlarında bizi yalnız bırakmayan ezeli ve ebedi dosttur bayrak. Varlık sebebimizdir, yaşama sebebimizdir millet olarak ve insan olarak. 
Bayrağına saygı duymayan milletler ya da insanlar hem vatansız hem köksüzdür ve kaybolmaya mahkumdur. Bayrak, ana babadır. Bayrak; kardeştir, dosttur. Bayrak, vatandır. Bayrak, geleceğimizdir ve geçmişimizdir. Bayrak için yaşamalı insan dünyada ve bayrak için ölmeyi kendisine en büyük onur vesilesi saymalı. Bayrak için ölenler bayrağa sarılarak vedalaşır dünyaya ve sonsuzluğa uğurlanır. 

ANAHTAR VE ANAHTARLIKLAR

 Yiğit Efe Demir


Anahtar mı önemli yoksa anahtarlık mı? Anahtar daha önemli dediğinizi duyar gibiyim öyle ise anahtarlığa neden ihtiyaç hissedildi ve anahtarlığın görevi nedir? Kimileri için anahtarlık sadece bir aksesuar. Bu tarz anahtarlıklar elbette anahtara göre değersizdir fakat bazı anahtarlıklar ihtiyaca göre şekilleniyor. Mesela kemere takma işlevi gören anahtarlıklar, göze görünürlüğü artıran anahtarlıklar, futbol takımı armaları bulunan anahtarlıklar, oyuncak figürlü anahtarlıklar, oyunlu anahtarlıklar... Neredeyse her şeyden bir anahtarlık yapılmış durumda. Bunların bir kısmı az önce de belirttiğimiz gibi sadece aksesuar ve süs amaçlı ama kimileri anahtarın bulunurluğunu ya da kaybolmasını engellemeye yönelik tedbirler. 
Kapıları anahtarlar açar evet ama anahtarları anahtarlıklar saklar. Durum böyle olunca bazen anahtarlık, anahtardan daha değerli olabiliyor. 

ZİNCİRLERİ KIRMAK

Yiğit Efe Demir
 
Saçmalamak, çoğu insan için boş ve gereksiz bir eylem gibi gelse de bana göre insan beyninin en büyük egzersizi. Kuralları ve gerçekliği bir kenara bırakarak düşünmek ve bu düşünceleri eyleme dönüştürmek, herkesin yapabileceği bir iş değil. Elbette çok çok saçma olan şeylerden bahsetmiyorum fakat bilinçaltını harekete geçiren düşünceler önemli. 
Herkesin ara sıra saçmalama özgürlüğü olmalı. Herkesin aynı pencereden bakarak aynı şeyleri gördüğü bir ortamda birilerinin pencerenin önüne çıkarak bakış açısını değiştirmesi, başkalarına göre saçmalık olsa da bir çözüm noktasına ulaştıran eğlenceli bir bakışa dönüşebilir. Ya da herkesin aynı problemi aynı formülle çözmeye çalıştığı bir anda hiç alakası olmayan başka formüller denemek, kimileri için saçma olsa da bence yapılmaya değer. 
Herkes takım elbise giyerken pijama giymektir. Herkes çay içerken ayran içmektir. Herkes nefes alırken alınan nefesi dışarı vermektir saçmalamak. Herkes yürürken koşmak, herkes koşarken kenarda yatıp onları seyretmektir saçmalamak. İnsanlar tedirginlikten korkarken bir kenarda mışıl mışıl uyumaktır saçmalamak. İnsanlar ciddiyetle bir şeylerle uğraşırken bir kenarda halay çekmektir bazen saçmalamak. Saçmalamak, zincirleri kırmaktır, kalıpların dışında düşünmektir.