elif erva ağar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
elif erva ağar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Şubat 2026 Perşembe

GEÇMEYEN AĞRI

Elif Erva Ağar

Neren ağrıyorsa
Canın ordadır derler
Dişim ağrıyor kaç gündür
Canımı dişime takmış gibiyim
Yaşamayanlar bunu bilmezler

Ne sıcak bir çay ne sıcak bir çorba
Her nefeste duyduğum yalnızca acı
Yürürken, konuşurken
Hep kendini hatırlatan bir sancı

Hani arka sıralardan bir diş olsa
Çektirir kurtulurum
Belki yenisi çıkar diye
Kendimce avunurum

Çektirmek mesele değil fakat
Ön dişim olmadan nasıl gülerim
Üstelik çürük olup olmadığını da bilmiyorum
Bilmiyorum o olmadan ne yerim ne içerim

Faydası yok ağrıkesicinin, ilacın
Ama veda etmek de bir dişe ne zor
Diyorlar ki azalır zamanla ağrın
Galiba diş ağrısının ne olduğunu
Kimseler bilmiyor

Daha nereye kadar bekleyeceğim bu ağrıyla
Ben de bilmiyorum
Sadece suskun ve üzüntülü
Geçmesini bekliyorum

20 Aralık 2025 Cumartesi

İLETİŞİM SORUNU


Elif Erva Ağar
İnsanlar yalnızca konuşarak mı anlaşır ya da bir insanın size söylemek istediği şeyi illa sözcüklerle ve sesle mi ifade etmesi gerek? Normal insanlar için bu gereklidir. Bazı kelimelerin telaffuz edilmesi ve karşı tarafça duyulması gerekir. Oysa birbirini iyi tanıyan insanlar bazen kelimeler olmadan da anlaşabilir. Mesela dudak okuma yöntemiyle fısıltıya bile gerek kalmadan iki arkadaş anlaşabilmeli belki. Ben arkadaşlarımın seslerini duymadan yalnızca onların jest ve mimiklerine bakarak en sessiz ortamlarda bile onların ne demek istediğini anlayabiliyorum fakat onlar beni anlamıyor. Ya da en azından bir kısmı anlamıyor. İlla sesimi duymak istediklerini söylüyorlar.  Elbette bu söylediğim durum her zaman geçerli değil. Özellikle herkesi ilgilendirmeyen ya da özel konularda iletişim gerektiğinde bu yöntemi kullanmaya çalışıyorum. Herkes herkesle böyle anlaşsa zaten konuşmaya da kelimelere de gerek kalmazdı. 
Bu aşamada biraz daha ileriye gitmek istiyorum. Aslında yakın iki arkadaş ya da dost kelimelere ve dudak hareketlerine bile ihtiyaç hissetmeden anlaşabilmeli. Hatta aklından geçenleri okuyabilmeli. Bakışlarından bir anlam çıkarabilmeli. Gözlerinin ardını okuyabilmeli. Arkadaşlık ya da dostluk zaten aynı dünyada dolaşmak ve bu dünyayı paylaşmak değil midir? 
İletişim mutlaka gerekli, kocaman bir dünyada ve insanlar arasında yaşıyoruz. Yaşam tarzımız sürekli iletişim halini zorunlu kılıyor fakat ben diyorum ki insanlar kendi aralarında özel bir iletişim tarzı daha geliştirmeli. Şifreli olmasa bile herkesin anlayamayacağı bir iletişim modeli şart. Herkesle aynı dili konuşmak zorunda olmamalıyız. 
Arkadaşlarımdan tek ricam, en azından dudak okumayı öğrenin. Jest ve mimikleri yorumlamayı da öğrenin. Günün birinde mutlaka işinize yarayacak. Benimle iletişim için değilse bile başka ortamlarda, mekanlarda ihtiyacınız olacak. 

11 Aralık 2025 Perşembe

BAMBAŞKA BİR DÜNYA

Elif Erva Ağar

Okuduğum kitapları
Yaşıyorum sanki satır satır
Film izlemek gibi değil bu
Sayfalar kâğıttan çok ağır

Her kitap değilse de
Bazıları kesintisiz macera
Bitsin istemiyorum okurken
Çabucak bitiyor ama

Bazı kitaplar beni
Gereğinden fazla duygulandırıyor
Anlıyorum film izlerken ağlayanları
Gözyaşlarımı bazen tutamıyorum

Kitap olduğunu unutuyorsanız
Okurken bir kitabın
Ve içinde yaşıyorsanız
Oradaki zaman ve mekânın
Gerçek kitap odur diyorum
Ama arkadaşlarıma soruyorum
Kimi kahkaha atıyor 
Aynı yerinden bahsederken bir kitabın
Kimi anlamsızca sayfalara bakıyor
Demek ki her kelime, her cümle
Aynı anlama gelmiyor insanlar için
Ben galiba kitaplarda 
En çok kendimi arıyorum

Kitaplar insanlar gibi değil
Yargılamıyor insanları
Üstelik sesi yok, nefesi yok
Şişirmiyor kafayı

Bir kitabın sayfasını açmak
Daha kolay açmaktan bir kapıyı
Ve ardındakiler daha renkli sayfaların
Buna ikna edemedim insanları

Yalnızlık, diyorlar çağımızın hastalığı
İnsanlar sırf bu yüzden tedavi görüyor
Oysa kitaplarla dolu bir dünyada
Yalnızlığın olmadığını çoğu kimse bilmiyor

Yüzyıllar önce yaşamış bir yazarla
Ya da hiç yaşamamış bir kahramanla
Oturup dertleşmektir kitap okumak
Kitap okumak budur aslında

6 Aralık 2025 Cumartesi

Uyku

 Elif Erva Ağar

Beklediğim zaman gelmiyorsun bir türlü
Ama ne zaman beklemesem
Ya da gelmeni istemesem
Gelip buluyorsun beni

Bazı geceler saatlerce
Seni bekliyorum başım yastıkta
Gelmiyorsun ve ertesi sabah
Mahmur gözlerle düşüyorum yola

Gelmemen gereken yerde
Beni bulmaman gereken yerde
Geliyorsun ansızın 
Yürüyorsun damarlarımda

Özellikle matematik dersinde
Ne kadar git başımdan desem de
İşe yaramıyor sözlerim
Yenik düşüyorum sana
Ve kapanıyor gözlerim usulca

Ablalar ve Erkek Kardeşler

 
Elif Erva Ağar
Bir insanın kardeşinin olması ona fazladan bazı sorumluluklar yükler fakat bu kardeş erkek ise ve siz de abla iseniz sorumluluklar da bambaşka oluyor hayat da.  Buna inanmayan herhangi birileri önce bir erkek çocuğun odasını ziyaret etmeli sonra da ablasının odasını. Benim için odamın düzeni ve temizliği ne kadar önemliyse kardeşim için o kadar önemsiz. Kendi odama girdiğimde kuş sesi eksik sadece o kadar ferah ve serin fakat onun odasına adım attığımda sanki bir mağaraya giriyor gibiyim. Etrafta tek eşi kaybolmuş çoraplar, bir hafta öncesinden kalan dibi yosunlanmış bardaklar, ambalaj atıkları… Benim odamda da kahve içiyorum, çay içiyorum ya da bir şeyler tüketiyorum fakat en fazla ertesi gün her şey yerli yerinde oluyor lakin erkek kardeş öyle mi? Ya siz taşırsınız onun bulaşıklarını ya da anneniz. Ya siz toplarsınız onun giysilerini ya da anneniz. Mesele belki cinsiyet meselesi değil de küçük kardeş olmakla ilgili ama bana pek öyle gelmiyor. 
Bir de ödev konusu var ki evlere şenlik. Gün boyu ödev konusu hiç aklında yokken uyumadan önce bir sancı tutuyor kardeşimi, ödev sancısı. Yarına bitmesi gereken ödevler. Sadece akşam mı tutuyor bu sancı? Bazen de sabahın ilk saatlerinde hatırlanıyor ta bir hafta öncesinden verilmiş ödevler. Tabi sorumluluk kimde, bende yani ablada. 
Küçük kardeş olduğunun farkında olan birinden daha tehlikeli kim olabilir ki? Karşına alıp konuşsan sadece bir cümle ile işin içinden çıkabiliyor:
-Ama ben senin küçüğünüm. 
Ya da aynı cümleyi aile büyüklerinden de duymak mümkün:
-Kızım, o senin kardeşin. İdare et, ablalık yap ona.
Bu saydıklarım yanında iyi tarafı yok mu diyeceksiniz abla olmanın? Var elbette birazcık ama çok az. Kırk günde bir sevimliliği tutuyor mesela. Dönüp yüzüne bakıyorum, gerçekten sevimli. İyi ki benim kardeşim var, diyorum içimden. Yanağından bir makas almaya çalışıyorum ve büyü bozuluyor bir anda ejderhaya dönüşüyor. Kardeş işte, ne yaparsın? 
Her şeye rağmen o olmasaydı evde daha yalnız olurdum, diye düşünüyorum. Her şeye rağmen iyi ki var. Her şeye rağmen evde bir ejderha olduğunu bilmek güzel bir duygu. 

31 Ekim 2025 Cuma

KÜÇÜK BİR SİTEM

Elif Erva Ağar

Hepsi hepsi bir gün okula gelmemiştim ve tüm olanlar o gün olmuştu. Yıllardır gittiğim okula sanki hiç gitmemişim, yıllardır oturduğum sıralarda sanki hiç vakit geçirmemişim gibi bir havayla karşılaştım ertesi gün. Sanki başka bir şehirden bu okula yeni gelen bir öğrenciydim. Birlikte kantine gittiğimiz, uzun teneffüslerde bahçeyi turladığımız arkadaşım bir anda yabancı olmuştu. Uzaktan gördüm onu, yanında başka birileriyle hem de. Ne selam ne sabah… Benim yaklaştığımı gördüğü halde koşarak yanıma bile gelmedi. Dün neredeydin, demesini bekledim fakat yanıma bile gelmedi. Üstelik hastaydım ve yeni iyileşmeye başlamıştım, geçmiş olsun demesini beklerken yanıma bile gelmedi. 
Gitmeli miydim ben onun yanına? 
Düşündüm oracıkta dakikalarca. 
Yıllardır süren arkadaşlık 
Nasıl biterdi bir anda?
Hepsi hepsi bir gün okula gelmemiştim ve ahengi bozulmuştu her şeyin. Şairin Bir tel kopar, âhenk ebediyyen kesilir dediği şey bu muydu? Ya da Ferdi Tayfur’un Yılları bir güne nasıl sığdırdın dizesiyle başlayan şarkısı böyle bir durumdan sonra mı bestelenmişti? Ne yapacağımı bilemeden sınıfa doğru ilerledim ve sessizce yerime oturdum. Belki de sınıfta sorardı arkadaşım, arkadaşlarım dün niçin gelmediğimi. Hiçbiri sormadı. Neyse ki öğretmenim sormuştu ve hastalandığım için gelemediğimi söyledim fakat buna rağmen geçmiş olsun diyen olmadı. Hatta sınıfta yokmuşum gibi davranışlar devam ediyordu. Belki bir rüyaydı bu hatta kabus. Hayır, her şey gerçekti.
Aradan üç hafta geçti. O gün beni öylece orta yerde bırakan arkadaşım gelmemişti okula. Normalde merak ederdim, sorardım fakat sormayacağım. Hatta o okula geldiği gün bile sormayacağım. Hastaydım derse belki geçmiş olsun, derim çünkü onun kadar zalim değilim. Şimdi o yok yanımda, sınıfımda. Doğruyu söylemek gerekirse yokluğu belli ama bu gerçeği ona hissettirmeyeceğim. Kötü bir niyetim yok, yalnızca beni biraz anlasın istiyorum. 

25 Ekim 2025 Cumartesi

ESKİDEN

 

 Elif Erva Ağar

Arkadaş deyince aklıma
Unutulmamak gelirdi
Birlikte gülmek, eğlenmek
Birlikte yürümek gelirdi

Arkadaş deyince aklıma
Bir bisküviyi ikiye bölmek
Birlikte yemek gelirdi
Arkadaş deyince aklıma
Okula gelmediğim gün
Üzülen, arayan, soranlar gelirdi
Neden okula gelmedin diye
Üzülenler gelirdi

Ama bunlar hep kaldı eskide
Unutulmak ne kötüymüş 
Bir gün okula gelmeyince

9 Ekim 2025 Perşembe

GÖKYÜZÜ

 Elif Erva Ağar

Ne zaman daralsa içim
Bir gökyüzü ararım göğün yüzünde
Başımı kaldırırım bakarım
Bulutların içindeki kendime

Bazen bulutlar mutlu
Bazen kederli
Tıpkı benim gibi

Ne zaman daralsa içim
İçimi ararım gökyüzünde
Kendimi ararım
Ruhumu ararım
Varlığımı ve yokluğumu ararım
Her zaman bulamasam da aradığımı
Gökyüzüne bakarım
Bakarım