25 Aralık 2025 Perşembe

İLAHİ SÖYLEYEN DEVE


Semih Yılmaz

 Babaannem ve dedem hayli heyecanlı görünüyorlardı. Onları hiç bu kadar durgun ve mutlu görmemiştim. Mutlu ve heyecanlı üstelik. Durup durup elimi eline alıyordu babaannem ve güzel sözler söylüyordu. Dedem ise sürekli güzel dualarda bulunuyordu. Arada bir kapı çalıyor, komşular ya da akrabalar geliyor, bir süre oturup vedalaşıyorlardı. Bayramlara benziyordu ama bayram değildi. Bayramlara benziyordu ama şeker ve kolonya yoktu. Bayramlara benziyordu ama sarma ve baklava da yoktu. Kahve ve çay bile yoktu. İnsanlar sadece geliyor ve ayrılırken:
-Bizden de selam söyleyin. Allah bize de nasip etsin gibi şeyler söylüyorlardı. 
Selam kime  söyleniyordu, nasip olması istenen şey neydi bir türlü anlamıyordum. Nihayet evden ayrılma vakitleri gelmişti babaanne ve dedemin. Kocaman iki valizleri vardı. Sanki il dışına okumaya gidiyorlardı. Valizlerde ne olduğunu da merak etmiyor değildim ama kimse bana bir şey söylemiyordu. Yola çıktığımızda heyecan, mutluluk ve huzur herkesin gözlerinden okunuyordu. Havaalanına ulaştığımızda dedem ve babaannem gibi başka ihtiyarlar da gördüm orada. Belli ki herkes aynı yere gidiyordu. Onca kalabalıkta arkadaşım Yusuf’u fark ettim. Onun da yanında dedesi ve ninesi olduğunu düşündüğüm kişiler vardı. Kalabalıktan ayrılarak yanına ulaştım. Yusuf:
-Senin deden ve ninen de mi umre yolcusu, diye sordu. 
-Evet, dedim. Galiba umre yolcusu. 
Anlamıştım dedem ve ninemin nereye gittiğini. Aniden gelişen bir program olduğu için galiba meseleden habersiz kalmıştım ve Yusuf’a durumu fark ettirmeden tekrar ailemin yanına döndüm. 
Bir süre sonra valizler teslim edildi, ayrılık sahneleri yaşanmaya başladı. Farklı bir ayrılık havasıydı bu. Gidenler de mutluydu, kalanlar da. Kalanların hepsi mutlu olmayabilir tabi. İçlerinde daha önce umreye, hacca gitmiş olanlar ya da niyetlendiği halde gidemeyenler de vardı mutlaka. Bu esnada detayları da öğrendim. Yirmi günlük bir umre imiş dedem ve ninemin gittiği. Bu esnada kardeşim dedeme yaklaşmış bir şeyler konuşuyordu. Aslında daha çok bir şeyler sipariş ediyor gibiydi. İlahi söyleyen ışıklı deve getirmesini istiyordu dedemden. Çocukluk işte, diye düşünecektim ki belki ben de bir şeyler istemeliyim, diye aklımdan geçti. Ne isteyeceğimi bilmiyordum. Tablet getiren, telefon getiren, tespih ve seccade getiren umreciler olduğunu biliyordum. Dedemin sağında solunda dolaşmaya başladım. Dedem durumu fark edince sordu:
-Sana ne getirelim?
Biraz düşündüm, bir şey isteyemedim. 
-Bana bir şey getirme, sadece benden de selam götür dedeciğim. 
Dedem sarıldı, babaannem de sarıldı ve ellerini öptüm. Vedalaştık. 
 

2 yorum: