14 Mart 2026 Cumartesi

RAMAZANDA İNSAN NEDEN DEĞİŞİR

NİL ATEŞ
(Söyleşi)

Yade: Selamün Aleyküm Lale. Nasılsın?

Lale: Aleyküm Selam Yade. Allah’a şükür iyiyim. Ama aklıma takılan bir sorum var.

Y: Bu soruyu benimle paylaşır mısın? Belki cevabını beraber bulabiliriz.

L: Komşum Ali Abi’yi tanıyorsun değil mi? Mahallede ne zaman bir kavga olsa işin içinden hep o çıkıyordu. Sürekli agresif ve gergindi, gereksiz kavgalara giriyordu.

Y: Evet, hatırlıyorum Ali Abi’yi. Peki, ne olmuş? Yoksa hasta mı oldu, bir sıkıntısı mı var?

L: Yok Yade’ciğim. Bildiğim kadarıyla bir sağlık sorunu yok. Ama davranışları çok değişti. Olumsuz yönde değil, olumlu yönde. Geçen gün iki çocuk onunla kavga çıkartmaya çalıştı. Ali Abi de “Ben oruçluyum, ben oruçluyum” dedi. Kimseye kötü bir söz söylemedi, kavgaya girmedi, tartışma yaşamadı. Ama bu nasıl oldu, tam anlayamadım. Ramazan Ayı geldi ve pat diye yeni bir Ali Abi koydular gibi. Geçen gün de huzurevlerine yardımda bulundu; ben de destek oldum.

Y: Ali Abi ve senin adına çok sevindim, huzurevine yardımda bulunmuşsunuz ya. “Kim bir müminin sıkıntısını giderirse, Allah da kıyamet günü onun sıkıntılarından birini giderir.” diye buyurmuş Peygamber Efendimiz. Fakat Ali Abi konusuna gelecek olursak… Benim de biraz kafam karıştı.

L: Bir dakika. Aklıma bir hadis geldi: “Oruç bir kalkandır; sizden biri oruçlu iken kötü söz söylemesin, bağırmasın. Eğer biri ona sataşırsa, iki defa 'Ben oruçluyum' desin.” Peygamberimiz böyle buyurmuştu.

Y: Aklına bin yaşa Lale! Bu tam da durumu yansıtan türden bir hadis oldu. Buradan bazı çıkarımlar yapabiliriz. Peygamberimiz “Oruç bir kalkandır” diyor. Yani oruç bizi kötü sözlerden, kalp kırmaktan, günahlardan koruyor. Tabii, eğer orucumuzu hakkıyla tutarsak bu oluyor.

L: Haklısın Yade. Hadiste “Sizden biri oruçlu iken kötü söz söylemesin, bağırmasın” diyor. Yani oruçlu olan kişinin kötü söz söylemesi, bağırması orucu zedeler. Bu yüzden Ali Abi oruçluyken kimseye bağırmayıp kötü söz söylemiyor olmalı.

Y: Haklısın Yade! Hadisin sonunda da “Eğer biri ona sataşırsa, iki defa ‘Ben oruçluyum’ desin” şeklinde. Ali Abi de öyle yapmış. Onu kızdırmaya çalışan çocuklara böyle diyerek kavga çıkarmaktan kendini korumuş.

L: Çok haklısın. Yani Ali Abi’nin neden Ramazan’da hiçbir kavgaya girmediğini anladık. Ancak… Dedim ya, Ali Abi bir huzurevine yardımda bulunmuştu. Bunun sebebi ne o zaman? Ali Abi normalde karşılıksız yardımlardan hoşlanmaz. Ramazan ayında ne değişti?

Y: Belki de bunun da bir ayette ya da hadiste cevabı vardır. Bir düşüneyim… Aklıma bir ayet geldi: “Ramazan ayı ki, insanlar için hidayet ve doğru yolu gösteren açık deliller vardır; bu ayda iyilik yapanlar daha çok sevap kazanır.”

L: İşte bu çok işe yarar bir bilgi oldu Yade! Bu ayetten birçok şey çıkarabiliriz. “Ramazan ayı ki, insanlar için hidayet ve doğru yolu gösteren açık deliller vardır” diye başlıyor ayet. Demek ki Ramazan ayında normal zamanlara göre daha fazla yol gösterici var, Ramazan ayında doğru yolu bulmak daha kolay oluyor. Bu sayede iyilikler de artıyor.

Y: Haklısın. Diğer kısmında da “Bu ayda iyilik yapanlar daha çok sevap kazanır” diyor. Yani bu ayda yapılan iyilikler daha fazla sevap kazandırıyor. Bu yüzden Ali Abi de sevap işlemeye teşvik olmuş olabilir.

L: Haklısın. Aynı zamanda “Kim bir oruçluyu sevindirirse, onun sevincine ortak olur” diye bir hadis var. Yani oruçlu bir kimseyi sevindirince sen de seviniyorsun. Belki de Ali Abi yaptığı bir iyilikte, yardım ettiği oruçlunun sevincine ortak oldu ve bu sayede iyilik yapmaya teşvik olmuş oldu.

Y: Şimdi bunun da nedenini çözdük! Aslında Ramazan ayı düşündüğümüzden ne kadar büyük bir bereket, ne kadar büyük bir yol göstericiymiş! 11 ayın sultanı diye boşuna Ramazan’ı seçmemişler. Çünkü Ramazan bir sultansa, sevapları ve sevap işleyenleri sultan ettiği için sultan. İnsanları iyiliğe teşvik edip kavgalardan uzaklaştırdığı için sultan.

L: Çok haklısın. İnşallah her insan Ramazan ayında nice sevaplara, nice iyiliklere adım atar. Çünkü iyilik paylaştıkça her eve, her aileye de dokunur. Allah’ım bizi ve tüm müminleri doğru yola ulaştırsın inşallah.

Y: İnşallah Laleciğim. Görüşürüz. Güle güle.

L: Güle güle!

BEREKETİN KAPILARI RAMAZAN

Nil Ateş

Ramazan geldi, ayların ve Allah’tan medet umanların sultanı,
Helale attığımız her adım, Kudret’e söylediğimiz her kelime değer kazandı.
Anladım haşmetten uzağı ve fakru zaruret içinde olanı,
Ve ayrıca Alemlerin Rabbi’ni, kainatın gölgesiz ışığını.

Geçtiğim her yolda bir hikmet olduğunu hissettim,
Aldığım her solukta ilk sözleşmemi anımsadım, sanki derin bir ritim.
Bazı beşerler celalli, hışımlı; lakin onları dert etmedim.
Rahmet gökte yazılı, Esmaül Hüsna'yı ezbere kalbim.

İçimde derin bir teslimiyet, emin adımlarla yürüyüşüm,
Mukabele sesleri yükseliyor caminin mahyasından, ben de onun ışığıyla büyümüşüm.
Beşerlerin iki günlük düşüncesi hangi taşı oynatsın?
Ben Allah katında özelim; iman tereddütten arınmış, yüreğimle ışıldasın.

Gün boyu binlerce olay ve his yaşadım,
Fakat hiçbir ibadetime riya karıştırmadım
Hakiki bereketin ve iç huzurun kapılarını açan,
Her ev için bir tabak yemek olan Ramazan, hoş geldin, canıma değer olan.

12 Mart 2026 Perşembe

SEN

Aden Mira Kartal
 
Bir gün bile 
Rastlamasam sana
Hissediyorum yokluğunu derinden
Seni arıyor gözlerim
Kantinde, marketlerde, büfelerde

Sana rastlamak sabahın erken saatinde
Ya da akşam dönüşlerinde
Bir masanın kenarında 
Bir dolabın önünde
Mutlulukların en büyüğü
Kimse bilmese de
 
Sen benim beyaz düşlerimsin
Sen benim beyaz günüm
Sen benim ekmeğimin tadı
Çayımın buğusu
Sen peynirsin
Biriciğimsin 

EVİN YOLU

Semih Yılmaz
 
 İlk kez bir ramazan ayını kazasız belasız geride bırakmıştı. İlk kez orucun tamamını tutmuştu. Arkadaşlarından halen ramazanın tümünü tutmayanlar vardı. Hatta hiç oruç tutmayanlar vardı ve derslerin yoğunluğu yüzünden tutamıyoruz, şeklinde bir bahaneleri vardı. Ama o tutmuştu işte tam otuz gün. Şanla şerefle, onurla otuz gün oruç, dile kolay. 
Geçmiş yıllarda yalnızca hafta sonları oruç tutabiliyordu ama bu sene bir cesaret gelmişti kendisine. Orucun son günü içinde garip bir burukluk hissetti. Yeniden oruç tutmak için bir sene beklemek uzun bir süreydi. Bu düşüncesini arkadaşlarına söylediğinde az kalsın dayak yiyecekti. Ramazanın bitmesi onu üzüyordu. Hayatının bir düzene girdiğini hissediyordu ramazanla birlikte. Sahura kalkmak evet zordu fakat sabah kahvaltı yapmasına gerek kalmıyordu. İftarı beklemek zordu ama öğlen yemek sırası beklemekten daha zor değildi. Susuzluk zordu, açlık zor değilse de...
İşte arife günü gelmişti. Bayram olup olmadığı belli bile değildi çünkü bayram tatili ile yarıyıl tatili birleşmişti. Normalde arife günü, yarım gün tatil olur ve bayram alışverişi yapılırdı fakat zaten tatilde oldukları için bayram tatilini hiç hissetmiyordu. Ertesi gün bayramdı. Yani orucun bittiği gün. Yani son iftardı yapılacak olan bu akşam. Yani dün bitmişti son sahur. Üzücü müydü bitmesi ramazan ayının bilemiyordu ama içinde bir burukluk vardı. 
Akşam son iftardan sonra ramazanla veda etmesi gerekiyordu. Ramazanın son gününde genelde çocuklar ve arkadaşları oruç tutardı. Bazılarının şöyle bir alışkanlığı vardı: Ramazanın başında, ortasında ve sonunda oruç tutmak... Bayram öncesi hiç değilse arkadaşlarımla son bir kez görüşeyim ümidiyle çarşıya doğru yürüdü. Yollar insan seliyle doluydu. İnsanlar akın akın çarşıya iniyorlardı. Galiba bayram alışverişi yapmak içindi bunca telaş. Otobüsler, taksiler, yayalar... Her yer insan ve araç kaynıyordu, korna sesleri insan seslerine karışıyordu. Bir an çarşıya inmekten vazgeçmeyi düşündü fakat iyice yaklaşmıştı. Üstelik birkaç arkadaşıyla da haberleşmişti çarşıda Ulu Cami’nin bahçesinde buluşma fikrini. Şimdi bahçeye kendisi gitmezse ayıp olurdu. Sözünde durmamış olurdu. Çaresiz kalabalıklar içinden Ulu Cami’ye doğru yürüdü. Bahçeye ulaştığında büyük bir huzura da ulaşmıştı. Bahçe tenha idi. Kuş seslerini bile duyabiliyordu neredeyse. Çarşının tüm gürültüsü ile arasına bir perde çekmişti. Cami bahçesinin bu kadar huzurlu ve hoş olduğuna daha önceden hiç rastlamamıştı. Banklardan birine oturdu, etrafta tanıdık bir yüz aradı fakat kimsecikler yoktu. Güneş, etkisini göstermeye başlamıştı ve oturduğu banka hafifçe uzanmaya karar verdi. Bir süre de böyle bekledikten sonra bank üzerine uzanmanın güzel bir fikir olacağı hissine kapıldı. Güneş ışığı sadece ışık değil de tatlı bir şey gibiydi. Uzandı ve gözlerini kapadı. 
Uyandığında bir bir hacı emmi vardı başucunda. Hacı emmi soruyordu:
-İyi misin evlat, iftar yaklaştı ve sen öğleden beri burada uyuyorsun.
Gözlerin silerek uyandı:
-İftara kaç ne kadar var hacı emmi?
-Bir hafta var iftara.
Böyle bir cevap beklemiyordu. Bir hafta olur muydu iftara? Yine de doğrulmalıydı. Yüzünü yıkamalı ve kendine gelmeliydi. Şadırvana doğru ilerlediğinde etraftaki kuşların kendisine güldüğünü sezdi. Ciddi ciddi aralarında konuşuyordu kuşlar ve kahkaha atıyorlardı. Şadırvana vardığında musluktan akan suyun garip olduğunu fark etti. Sudan avucuyla bir yudum aldı. Su değildi bu, galiba ramazan şerbetiydi. Birkaç yudum daha aldı. Yüzünü şerbetle yıkayamazdı. Birkaç yudum daha, birkaç yudum daha... Oysa az önce iftara bir hafta olduğunu söylemişti hacı emmi ve oruç olmalıydı. Ramazanın son günü oruç bozmak... Olamazdı böyle bir şey. Gücünün yettiği kadar bağırdı: 
-Olamamaaaaz, ben oruçluyum. 
Bir sarsıntı ile kendine geldi. Başı çok ağrıyordu. Her tarafı uyuşmuş gibiydi. Tepesinde tanımadığı biri vardı. Bu, az önce gördüğü hacı emmiye benziyordu. 
-Güneş çarpmasın yavrum, dedi. Uyuma burda, haydi evine git. 
-İftara ne kadar var hacı emmi?
-Daha iftara ne’tiiin, üç dört saat var. Sen kalk evine git. Güneş çarpmış seni.
Başı dönüyordu ve çok ağrıyordu. Eve doğru yürürken hangi ayda, hangi günde ve saatte olduğunu bile unutmuştu. Oruçlu olmalıydı ama orucun kaçıncı günüydü hatırlamıyordu. Etrafta insanlar sürekli akın akın bir yerlere koşuyordu. Onların bu telaşını anlamakta zorlanıyordu. Neyse ki evin yolunu unutmamıştı. 

10 Mart 2026 Salı

ÜÇ GÜN OLDU

Nil Ateş

Üç gündür kelimelerimiz birbiriyle buluşmuyor sadece
Gözlerini hiç görmedim fakat artık gözüme geliyor sessizce
Alev mavisi diye betimlemişlerdi bakışlarını bir kere
Kendimi avutuyorum bir tek bu düşle

Bizim hiç tanışmadığımızı söylüyorlar
Ancak hakkında her şeyi biliyorum, yanıtsız  sorular
Aklım sende kaldı günleri bekleyemiyorum
Bu hafta içi yeniden buluşalım artık dayanamıyorum

Sen olmadığın için seni düşlerimde görüyorum
Söylediğin sözler aklıma geldikçe gülümsüyorum
Bu hafta içi seni yeniden okuyacağımı söylüyorlar
Onlara inanmaktan başka seçeneğim mi var
 
Not: Bu şiir Hepimiz Gökyüzü Olmak İstedik serisinin Lordlar ve Varisler kitabındaki Nova karakteri için  yazılmıştır. 

GÜNLÜK

Feyza Duran

Bazı insanlar bunun içine yazar
Duygularını, sırlarını
Bazen de insanlar hakkındaki düşüncelerini
Ama en çok da sıradan günlerini

Belki de takılırlar
Tuhaf geçmeyen günlerini yazmaya
Acaba diyorlar mıdır
Sıra dışı geçsin de günler
Bu boş sayfalara yazalım cümleler

Bazıları ise hatırlamak istemez
Bir önceki gün ne yaşadığını 
Bir önceki sene yazdıklarını
Onlar günlük yazmaz
Günlük yaşarlar
Galiba en iyisi bu
Ya da yalnızca yazılmalı mutluluklar