Yusuf Kerem
Hayatında ilk kez şiir yazmıştı hem de ne şiir… Şiir değil efsaneydi yazdığı. Okuyan bir kez daha okuma ihtiyacı hissediyordu. Kulaktan kulağa yayılıyordu onun şiirinin adı. Bir an önce birkaç şiir daha yazmalı ve kitap çıkarmalıydı. Üç gün içinde bir kitap hacmi tutabilecek kadar şiir yazmıştı. Şiirlerini kitaplaştırmadan önce paylaşmalıydı ve öyle de yaptı. İnternetteki bütün platformlarda yerini aldı ve her gün üç şiir paylaştı. Hem de paylaştığı şiirleri görsellemişti. Artık tanınan bir şairdi o. Bir yerlere gittiğinde mutlaka soruyorlardı:
-O şiiri yazan sensin değil mi?
Ya da yolda yürürken birileri aralarında fısıldıyor ve birbirlerine şöyle diyordu:
-Yolu açalım lütfen, büyük şair geçiyor.
Üzerindeki ağırlık git gide büyüyordu ve kitabını da sonunda bastırmıştı. Etrafındaki insanlara ne kadar önemli şiirler kaleme aldığını söylüyor ve kitabı almaları için onları ikna ediyordu. Hatta bazılarına birkaç kitap satıyor ve ilave ediyordu:
-Zarar etmezsin merak etme. Üstelik şairinden imzalı bu kitaplar.
Şöhreti git gide büyüdü ve il dışına kadar ulaştı. Hatta bir gazetede haftalık yazılar yazmaya da başladı. Konu sıkıntısı çekmiyordu hiç. Etrafına bakıyor ve yazıyordu: eğitimin sorunları, trafik ve şiir, edebiyatın küçümsenemeyecek gücü, şairleri niçin sevmeliyiz, niçin şiir okumalıyız, şiir karın doyurur mu, son kitabımın tanıtımı, arkadaşım kitap yazdı siz de okuyun…
Kitaplar yeni kitaplara taşıdı onu. Şiir programlarının vazgeçilmez elemanıydı. Hatta bazı kurumlar ödül bile vermişti ona. Artık her yerde büyük şair havasıyla geziyordu. Otobüse binecek olsa:
-Bu otobüste bir şair var, ona göre yolculuğun tadını çıkarın, diyordu.
Manava gittiğinde:
-Bana şiir gibi ıspanak ve pırasa ver çünkü bir şair yiyecek bunları, diyordu.
Süt almak için yakın köylerden birine gittiğinde:
-Bu sütün kıymetini bil çünkü bir şair içecek bu sütü, diyordu.
Pazara gittiğinde artık pazarcılar şöyle bağırıyordu:
-Büyük şair bizden alıyor, siz de bizden alın!
Yaşamayı seviyordu ve sürekli şiir yazıyordu. Şiir yazmadığı zamanlarda da şiirle ilgili şeyler yazıyordu. Artık o, yürüyen bir şiirdi.
Bu noktaya geleceğini hiç düşünmemişti o ilk şiiri yazarken. Bir şiir, onun hayatını değiştirmişti. Şimdi onlarca şiiri vardı. Belki de yüzlerce…
Sabahın ilk saatleriydi. Hemşire elinde birkaç ilaçla odadan içeriye girdi ve masanın üzerinde dünden kalan ilaçları gördü:
-Biz haftalardır burada sizin iyileşmeniz için çaba sarf ediyoruz ama siz ilaçlarınızı bile içmiyorsunuz. Lütfen bize de kendinize de saygılı olun.
Hemşirenin söylediklerinden pek bir şey anlamamıştı. Masanın üzerindeki defteri aldı ve son sayfasını açarak hemşireye uzattı:
-Yeni şiirimi okumak ister misiniz?
Hemşire tebessümle defteri aldı ve şiiri okudu.
-Bu sadece bir şiir değil, mükemmel bir şey olmuş. Efsane bir şairsiniz ama lütfen şu ilaçlarınızı için, dedi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder