13 Şubat 2026 Cuma

PROVA

Ebubekir Çakmak

Uyandığında saat gecenin dördüydü ve tüm ev halkı uykudaydı. Sabah ezanı okunmaya başlamıştı bile. Acele etmeliydi zira ramazanın ilk günüydü ertesi sabah. Demek ki herkes ya sahuru yapıp uyumuştu ya da uyuyakalmıştı. Onları çağıracak olsa kendisi de sahursuz kalacaktı onların da uykusunu bölmüş olacaktı. Hiç değilse evden bir kişi sahurunu hızlı da olsa yapmış olsun, diye düşündü. Belki de onlar çoktan sahurlarını yapıp uyumuşlardı. Bu düşüncelerle buzdolabının önüne gelmişti bile. Dolaptaki yemek kaplarına baktı, yemekler yenmiş olmalıydı çünkü çok az kalmıştı. Demek ki beni uyandırmak istemediler, diye düşündü. Gözleri yarı açık yarı kapalı vaziyette eline gelen her şeyi hızla yiyordu. Tencerenin altında kalan son iki dolmayı da bitirdiğinde ezan bitmek üzereydi. Telaşla suya doğru yöneldi. Birkaç bardak da su içtikten sonra yatağına geri döndü. Son anda da olsa sahurunu yapmıştı. İlk günden sahursuz kalmamalıydı. 
Zaten tam uyanmış sayılmazdı ve uykuluydu. Yeniden uykuya daldı. Hava aydınlanıncaya kadar birkaç kez uyandı, yeniden uyudu. Hayli susamıştı sabah olduğunda. Sabah böyle ise akşama kadar ne yaparım, diye düşünüyordu. Bir süre sonra mutfaktan gelen tıkırtılarla yerinden kalktı. Annesi kahvaltı hazırlıyordu. Acaba rüya mı görüyorum, diye düşündü fakat bu bir rüya olamazdı, patates kızartmasının kokusu her tarafa yayılmış, çaydanlıktaki su fokurdamaya başlamıştı. 
Annesi:
-Erkencisin bugün. İstersen biraz daha uyu. Kahvaltı on beş dakikaya hazır, dedi. 
-Kahvaltı mı, dedi. Bugün orucun ilk günü olmalıydı. Ne kahvaltısı. Beni de zaten çağırmamışsınız sahura.
Annesi bu sözler karşısında öylece kaldı. 
-Evladım, oruç yarın başlıyor. İstersen imsakiyeye bak. Bu gece kalkacağız sahura. 
Önce telefonuna baktı, günlerden ne olduğuna, saatin kaç olduğuna baktı, ardından imsakiyeye yöneldi. Gerçekten de ilk sahur o gece yapılacaktı. 
-Ben sahurumu yaptım, dedi. Oruçluyum ve kahvaltı yapmayı düşünmüyorum. 
Bir yandan susuzluğunu hissetti. Bir yandan masadaki patatese baktı. Annesi:
-Sen bilirsin, dedi. Yaparsan eğer kahvaltı birazdan hazır. 
Odasına gitti ve okul için hazırlığını yaptı. Morali bozulmuştu. Oruca bir gün önceden ve susuz bir şekilde başlamıştı. O dolmalardan yememeliydi belki de. Okula ulaştığında sıra arkadaşı elinde iki çay ve cebinde bir bisküvi ile geldi.
-Sana çay aldım, dedi.
Nafile oruçların davetle bozulabildiğini duymuştu fakat iş inada binmişti bir kez. Sabah kahvaltıyı reddetmişti şimdi çay için oruç bozulur muydu?
-Ben niyetliyim, dedi. Orucum, sana afiyet olsun. 
Diğer arkadaşları da duymuştu oruçlu olduğunu. İkinci teneffüs dışarı çıkıp tekrar döndüğünde masasında çikolatalar ve su yığılmış vaziyetteydi. Arkadaşlarının bir kısmı iftarlık almıştı ve onların bu davranışından etkilenmişti. İyi ki orucumu bozmadım, diye düşündü. Eskisi kadar susuzluk da hissetmiyordu. Saatine baktı iftara halen sekiz saat vardı ama nasıl olsa geçer, diye düşündü. 
Açlığı ve susuzluğu okuldan eve geldiğinde bir kez daha hatırladı fakat ilk orucunu açmaya çok az vakit kalmıştı. İçine tuhaf bir mutluluk doğdu. Oruca bir gün önce başlamıştı. Çocukken ramazan ayının başında, ortasında ve sonunda tuttuğu oruçları hatırladı. İftara doğru çantasındaki iftarlıkları da masaya koydu ve ilk orucunu açtı. En azından yarınki oruç için ciddi bir prova yapmıştı ve prova başarılı geçmişti. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder