Gamze Sena Kuyucu
(A harfi olmadan yazılmıştır)
Zihninde benzersiz çeşit çeşit soru geziyordu. Hepsinin de sonucu belirsizdi. Bir boşluğun içindeydi belki, belki de bir sonsuzluğun. Düşünüyordu, düşünüyordu. Yok, hiçbir şey zekice gelmiyordu. Sessiz bir şekilde durdu. İşe gideceğini unutmuştu. Giysisini giyindi ve evden çıktı. İşine gitmek için otobüse bindi. Belki de o çeşit çeşit soruyu düşünmemek gerekti. Otobüs durmuştu. İşinin önündeydi, içeri girdi.
-Oo Çetin Bey bugün durgunsunuz gibi. Bir şey mi oldu, diye sordu temizlikçi.
Hemen:
-Bir şeyim yok, diye geçiştirdi.
Her gün severek geldiği işine bugün gerçekten de durgun gelmişti. Sebebi belliydi: Çeşit çeşit soru.
Düşünmekten kendini işine veremiyordu. Gelen kişileri ikinci kere dinleme gereği duyuyordu. Derken solgun yüzlü biri içeri girdi. Üzerindeki krem renkli mont ve uzun çizmeleri gözleri üzerine çekiyordu. Çetin bu kızı ilk kez görüyordu. Kız söze girdi:
-Ben Sevgi Demir. Dün konuşmuştuk Çetin Bey, dedi.
Çetin:
-Hoş geldin Sevgi geç şöyle.
Dün biriyle görüştüğü zihninden çıkmıştı.
Sevgi:
-Çetin Bey ben kendimi uzun bir süredir boşluğun içindeymiş gibi hissediyorum. Bir sürü soru geziyor zihnimde. Düşünüyorum, düşünüyorum. Bir türlü çıkmıyor zihnimden. İşimde, evde, yemek yerken hep düşünüyorum. Sebebini bilmiyorum, dedi.
-Peki, bu bir sürü soruyu çevrenizdekilere söylediniz mi? diye sordu.
Konuyu öğrenmek istiyordu. Çünkü Sevgi de Çetin’ in düşündüklerini düşünüyordu.
-Yok, eğer söylesem beni deli diye düşünürlerdi. Bende size geldim, dedi Sevgi.
Çetin:
-Peki, bu bir sürü soru neler?
-Bu yıl gerçekten de 2025 yılı mı? Eskiler bir hileden miydi? Yanıtsız bir sürü soru işte, dedi.
-Ben de böyleyim iki gündür. Size sevdiğiniz şeylerle ilgilenmeyi öneririm. Unutursunuz belki. Eğer bir sıkıntı olur ise gelebilirsiniz, dedi Çetin.
Kendisi de sevdiği şeylerle ilgilenecekti. Eve geldiğinde hemen sevdiği şeyleri düşündü. Yemek yemek, film izlemek, gezmek. Çetin’ in sevdiği şeyler böyleydi. Bu üçü. İlk önce yemek yedi. Özellikle de en sevdiği yemeği. Etki etmedi. Zihninin bir köşesinde çeşit çeşit soru duruyordu. Film izledi. Üstelik yemek yiyerek film izledi. Bir etkisini görmedi. Gezmeyi de ertesi gün edecekti. Bir etkisi olur muydu? Şüpheliydi.
Bir şeyler yiyip evden çıktı. Bugün boş günüydü ve bir müzeyi gezecekti. Müze bilim ile ilgiliydi. Müzeye gittiğinde personeli gördü. Müzeyi o personel gezdirecekti. Çetin’ in not defteri elindeydi. Bilgileri bu deftere geçirecekti. Belki de çeşit çeşit soru zihninden giderdi. Bu umut ile müzenin her yerini gezdi. Önemli bulduğu yerleri not defterine geçirdi. Yok, bir türlü olmuyordu. Personel bilgi verirken bir sürü soruyu düşünmeden edemiyordu. Neden böyle diye sordu kendi kendine. Psikologdu, ilk kez ne edeceğini bilmiyordu. “Belki de önemli bir şey gerçekleşirse unuturum.” dedi. Bu düşüncesini seslice söylemişti. Personel:
-Bir şey mi dediniz efendim, diye sordu.
Çetin:
-Yok, siz anlatın lütfen.
Düşüncelerini giderememişti. Müzeyi de sevmişti. Bilimi hep sevmişti. Belki de bu düşünceleri bilim ile birleştirebilirdi. Psikoloji böyleydi. Müzeden çıktı, eve gitti. Böyle bir genetik bozukluk olmuş muydu? İlgili tüm dergileri okudu. Böyle bir genetik bozukluk yoktu. Neyin nesiydi bu Çetin’ in durumu.
Ertesi gün her günkü gibi işine gitti. Düşüncelerden bir türlü sıyrılamıyordu. Sıkıntısını gidermek için biri erkenden gelmişti. Çetin:
-Sıkıntın nedir Mehmet, diye sordu ve Mehmet:
-Zihnimde bir sürü soru geziyor Çetin Bey. Ne önerirsiniz, diye sordu. Çetin:
-Siz de mi öylesiniz? Ben sevdiğiniz şeylerle ilgilenmenizi öneririm, dedi.
Öbür sohbetlerde de durum böyleydi. Çetin hiçbir şeyi düşünemez olmuştu. İnternette göz gezdirirken yeni bir şey gördü. Bu virüs gibi bir şeydi. Milyon kişinin de çeşit çeşit soruyu düşündüklerini okudu.