16 Ekim 2025 Perşembe

HOŞÇA KAL VE MERHABA ARASINDA

Metehan Darıcı


Okulda ne zaman söz hakkı alsam herkes susar ve beni dinlerdi. Hocalarıma bir metni okumak istediğimi söylesem sanki Mozart konser veriyormuş gibi dinlerlerdi. Rastgele bir hareket yapsam bile bütün sınıf benim ardımdan aynı hareketi yapmaya çalışırdı. Bir keresinde okul bahçesinde birkaç kişiyle lokomotif gibi peş peşe dizilip tren sesi yaparak yürümeye başlamıştık ki beş dakika sonra tüm okul ardımıza takılmış, bahçede kocaman bir yılan gibi kıvrıla kıvrıla yürüyordu. Önceleri bu tanınmışlık hoşuma gidiyordu çünkü ilkokul öğrencileri ya da üst sınıftakiler bile beni tanıyordu. Beni gördüklerinde yüzlerinde hafif bir gülümseme oluyordu. Hiç beklemediğim kişilerle selamlaşıyordum ama bir süre sonra bu durum beni rahatsız etmeye başladı. Her yerde gözler üzerimdeydi. Bazen bekliyordum birileri bir harekette bulunsun da peşine takılayım ya da birileri konuşsun da dinleyeyim… Lakin benim olduğum yerde konuşmayı benim başlatmam bekleniyordu, hareketi benim başlatmam…
Hayat sıkıcı bir hâl almaya başlamıştı ve ben artık adım adım geri çekilmek istiyordum. İstemsizce ulaştığım bu şöhret beni huzursuz etmeye başlamıştı ve lanetlendiğimi düşünüyordum. Kalabalıklardan uzak durmaya başlamıştım. İhtiyacım olmadığı halde teneffüslerde lavaboya gidiyor ve zil çalıncaya kadar dışarı çıkmıyordum. Derslere öğretmenle birlikte giriyor ve en arka sırada sessizce bekliyordum. Sessizce bekleyen sadece ben değildim, tüm sınıf sessizdi, tüm okul sessizdi, öğretmenler sessizdi hatta İstiklal Marşı törenleri bile marş okunması dışında sessizdi. Saatlerce bize nutuk atan müdürümüzle marş söylerken göz göze geliyorduk ama ben hareketsizce bekliyordum. Marş biter bitmez servise koşuyordum. 
Neden böyle olduğunu bilmiyorum, buraya nasıl geldim onu da hatırlamıyorum. Güneşli çocukluk günleri geride kaldı belki de. Belki de büyümek dedikleri şey biraz da bu. Tatsız, tuzsuz ve hareketsiz bir hayat. 
Hoşça kal okul bahçesindeki kocaman tren yürüyüşü, hoşça kal rastgele yapılan hareketler ve minik tebessümler. Kahkahalar, hoşça kalın. Üzerine yazılar yazdığım basket potası, artık için rahat olsun. Tellerine tırmandığım halı saha duvarı ve kalesi, siz de hoşça kalın. Bir yudumda tümünü bitirdiğim su şişesi, artık elimde saatlerce sana işkence yapmayacağım. Saha dışına fırlatarak kaybolmasını sağladığım voleybol topu, üzgünüm senin adına. Aslında kötü bir niyet taşımadan ve istemsizce incittiğim sıram, üzerine yazıp çizdiklerim için de üzgünüm sen de hoşça kal. 
Sıradan bir hayat, sana merhaba. Merhaba asık surat, sana merhaba. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder