1 Kasım 2025 Cumartesi

TALİHİMİN TARİHİ

Ecem Ercins 
Reyhan Veske
Nehir Almacı
Metehan Akkaya
Sami Yusuf Avcı

1. Bölüm
Oldum olası talihsizdim. Bir türlü peşimi bırakmıyordu sakarlıklar. Bazıları üzerinde nazar var, diyordu. Hatta kimileri kurşun döktürmeyi öneriyordu. Önerilerin bazılarını ailem uygulamıştı fakat sonuç değişmiyordu. Herkesin günde onlarca kez geçtiği yolda yürürken benim ayağım burkuluyordu. Hem de düz yolda. Kimsenin takılıp düşmediği merdivenlerden yuvarlanarak inmeyi başarabilen biri varsa o da bendim. Yürümemde mi problem vardı yoksa adım atış tarzımda mı? İkisi de değil. Bir ara yanlış ayakkabı seçiminden kaynaklandığını da düşündü büyüklerim fakat ben çorapla yürürken bile evde zaman zaman düşüyordum. Yalnızca yürümek mi sorundu benim için? Hayır… Çay içmeye bile korkar hale gelmiştim çünkü çay bardağının kulpu elimde kalıyor bardak çatlayıp kulpundan ayrılıyordu bazen. Böyle durumlarda büyüklerim teselli veriyordu:
-Nazar çıktı, şükür sana bir şey olmadı ya…
Bana daha ne olabilirdi ki? Aklıma bile gelmeyen her şey başıma geliyordu. Düz yolda yürürken bir bisikletin tekerleği yerinden çıkıp da gelip sizi bulsa ne yaparsınız? Beni buldu o tekerlek ve yere sermeyi başardı. 
Sanki evrendeki her şey sözleşmiş ve üstüme üstüme geliyordu. Arkadaşlarım pikniklerde, halı saha maçlarında coşarken ben bir kenarda oturup başıma gelebilecek olası felaketlerden kendimi korumaya çalışıyordum. Adım çıkmıştı bir kere sakara. Arkadaşlarım yüzüme karşı söylemese de ardımdan Sakar, diye konuşuyordu, biliyordum. Son gittiğimiz pikniğin dönüşünde araç arızalanmış ve kimse aracın bakımlarını yapmayan şoföre kabahat bulmamıştı çünkü aracın arıza yapmasının tek sorumlusu onlara göre bendim. Son halı saha maçında kafasından sakatlanan arkadaşımın da sorumlusu bendim. Oysa küçücük bir şut çekmiştim top bana gelince. O günden sonra maçlara da çağırılmaz oldum. Zaten çağırsalar da artık gitmem. Kimse oynadığımız topun maç için uygun olmadığını düşünmedi bile. Nasıl olsa bir günah keçisi vardı: ben…
Böyle bir hayat nasıl güzel olabilirdi ki? Sabah uyandığımda başıma ne geleceğini düşünüyordum, akşam uyumadan önce yaşadığım şeyleri. Bir çözüm bulmalıydım, bir çıkış kapısı aralamalıydım. Nasıl olacağını ben de bilmiyordum. 
Günlerce düşündüm bu durumdan nasıl kurtulacağımı. Çaresiz bir şekilde, arkadaşlarımdan uzakta okul bahçesinde gezinirken gözüme okulun kedisi ilişti. Kaç zamandır buradaydı bu kedi. Kedinin adını Talih koymuştu öğrenciler. Bir anda beynimde şimşekler çakmaya başladı. Talihsizliğimden sürekli şikayet eden benim için iyi bir rol model olabilirdi belki de Talih. Talih’le vakit geçirirsem talihim değişebilirdi. Bunlar zihnimde dolaşırken üç beş karga Talih’e doğru yaklaşıyordu. Talih önceleri kargalardan habersiz gibi görünse de bir çırpıda üçünü birden kovalamayı başarmıştı ve bir kahraman edasıyla salına salına bahçede yürümeye devam etti. Artık talihsizliğimi değil, Talih’i düşünecektim ve takip edecektim. 
Ertesi teneffüs gözüm bahçede doğrudan doğruya Talih’i aradı. Güneş alan bir yere uzanmış bir yandan etrafı süzüyor bir yandan da keyif çatıyordu. Şu kedi kadar talihim olsaydı, diye içimden geçirdim. Bu esnada Talih beni fark etti ve tembel bir bakışla süzdü, ardından yürüyerek yanıma geldi. Galiba Talih beni anlıyor ya da bana yardım etmek istiyordu. Her ne kadar Talih’e dokunmayın, demişse de öğretmenlerimiz kendimi tutamadım ve Talih’le tatlı bir sohbete başladık. Bir teneffüste ne kadar anlatılabilirse anlattım ona yaşadığım şeyleri. Dinliyordu beni hem de sıkılmadan ve ara sıra tepki vererek. Günlerdir aralanmasını beklediğim kapı nihayet aralanmış gibiydi. O gece uyumadan önce düşündüğümde gün boyu hiçbir sakarlık yaşamadığımı fark ettim. Bu, bir ilkti benim için. Belki de Talih, talihsizliğimin sonunu getirecekti. 

2. Bölüm
Bir arkadaş bulmanın huzuru vardı içimde sabah uyandığımda. Koşarak okula gittim ve sabahın ilk saatlerinde Talih’i aradı gözlerim. Yoktu ama geleceğinden emindim. Benim talihimi değiştirecek kahramanımdı o. İlk teneffüste herkesten önce bahçeye koştum. Bu kez sağda solda değil hemen kapının önündeydi ve sanki beni bekliyordu. Ben dışarıya çıkar çıkmaz yanıma düştü ve birlikte yürümeye başladık. Gittikçe artan bir sevgiydi aramızdaki ve bunu hissediyordum. Sohbetlerimizden birinde ona neden isminin Talih olduğunu sordum. Birkaç mırıltıyla geçiştirdi ve bunu kendim düşünmeye başladım. Belki de kediler hep dört ayak üzerine düştüğü için bu ismi vermişlerdi. Belki dokuz canlı olarak bilindiği için… Belki de emsallerine göre daha güzel bir yaşam ortalamasına sahip olduğu için… Her ne olursa olsun benim için yeni bir hayata bakış penceresi olmaya adaydı işte bu kedi. Gün boyu yine onunla vakit geçirdim. Son teneffüs ben Talih’le otururken bahçede bir hareketlilik gördüm. Galiba basketbol maçı yaparken çocuklardan birinin parmağı kırılmıştı. Uzaktan izledim olanları. Parmağı kırılan çocuk acı çekiyordu fakat yüzünde bir tebessüm de vardı. Kimse kimseyi suçlamıyordu. Hatta öğretmenler bile oyundur, olur böyle şeyler diyor ve doğal karşılıyorlardı yaşanan durumu. Bambaşka duygulara doğru yol alıyordum. Demek ki olumsuzluklar yaşayan sadece ben değildim. Başka öğrenciler de talihsizlikler, kazalar yaşayabiliyordu. Bir gün daha talihsizlik yaşamadan geride kalmıştı. Galiba hayatım düzene girmeye başlıyordu. Her şeyi değiştiren küçücük bir kediydi. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder