13 Aralık 2025 Cumartesi

Karanlık Saat

Nurgül Asya Kılcı

Eski mahalledeki okulda herkesin fark ettiği ama kimsenin anlam veremediği bir şey vardı: girişte asılı duran büyük duvar saati tam 03.17’de durmuştu. Günlerdir kimse onu çalıştıramıyordu. İlginç olan ise şuydu; saat durmuş olmasına rağmen bazı geceler okulun içinden hafif bir tik tak sesi duyuluyordu.

Defne bu sesi ilk duyduğunda okuldan eve dönüyordu. Kapılar kilitliydi ama ses saatin bulunduğu yerden değil, bodrumdan geliyordu. İçini kaplayan korkuya rağmen merakı daha ağır bastı. Ertesi gün arkadaşı Arda’ya her şeyi anlattı. Birlikte bodrum kapısına gittiler. Kapının üstünde solmuş bir tabela vardı: “Girilmez.”

Kilit eskiydi ve kolayca açıldı. İçeri girdiklerinde hava soğuktu. Duvarlarda silinmiş yazılar vardı ama biri çok netti:
“Saat durduğunda gerçek başlar.”
Bodrumun sonunda tozlu bir masa ve üzerinde eski bir defter duruyordu. Defteri açtıklarında satırlar dolusu öğrenci ismi gördüler. Sayfaların en altındaki isim Defne’nin ismiydi. Ama Defne, buraya daha önce hiç girmemişti.

O anda ışıklar söndü. Karanlığın içinden bir fısıltı yükseldi:
“Zaman geri alınamaz.”
Duvar boyunca uzun, ince bir gölge hareket etti. Gölgenin kolları saat ibreleri gibiydi ve her hareketinde tik tak sesi yükseliyordu. Defne korkuyla defteri yere düşürdü. Sayfalar kendi kendine açıldı ve bir cümle belirdi:
“03.17’de bodrumda olan, gölgede kalır.”

Bir anda her şey aydınlandı. Bodrum boştu. Kapı, masa ve yazılar yok olmuştu. Ertesi gün okulda her şey normaldi. Duvar saati yeniden çalışıyordu. Kimse bodrumdan bahsetmiyor, Arda bile
yaşananları hatırlamıyor gibiydi.

Defne rahatladığını sandı ama sırasının üzerinde küçük bir kâğıt buldu. Üzerinde kendi el yazısıyla şu yazıyordu:
“Bir dahaki duruşta yalnız olmayacaksın.”

O gün derste öğretmen okulun geçmişinden söz etti. Bu binanın eskiden öğrencilerin davranışlarının gizlice izlendiği bir gözlem okulu olduğunu anlattı. Defne aynaya baktığında yansımasının bir an geç hareket ettiğini fark etti. Kalbi hızla çarpmaya başladı.

Gece tam 03.17’de uyandı. Odasında biri vardı. Korkarak baktığında onun kendisi olduğunu gördü.
“Biz kaybolanlar değiliz,” dedi diğeri. “Zamanda kalanlarız.”

Defne o an anladı. Defterdeki isimler kaybolan öğrenciler değildi. Saat her durduğunda, aynı anda birden fazla Defne oluşuyordu. Okul zamanı izliyor, Defne ise bu düzenin parçası hâline geliyordu.

Ertesi sabah okulda kimse Defne’yi tanımıyordu. Arda yanından geçti ve durup sordu:
“Affedersin, tanışıyor muyuz?”

Duvar saatine baktı. Saat yine 03.17’de durmuştu. Gölgenin içinde yeni bir öğrenci belirdi. Bodrumdaki defterin ilk sayfasında artık tek bir cümle vardı:

“Gözlem tamamlandı.”

Ve Defne gerçeği kabul etti:
O bu gizemi yaşayan kişi değildi.
Gizemin kendisiydi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder