6 Aralık 2025 Cumartesi

SESSİZ FERYAT

 Yusuf Ensar Güler

Matematik dersi neredeyse çoğu öğrencinin kâbusu. Uzaktan bakıldığı zaman çok gerekli gibi görünse de bizi zorlayan, aklımızı başımızdan alan, saçlarımızı döken, çocuk yaşta ihtiyarlatan, hayattan bezdiren derslerin başında geliyor. Aslında yalnızca matematik değil, her öğretmen kendi dersi olmasa hayatın anlamsız olduğu düşüncesinde. Sorsanız birilerine noktalama işaretlerini bilmeyen birinin yaşaması, oksijen israfı. Ya da uzay araştırmalarından haberdar olmayan bir öğrencinin kantinden parasıyla su almaya bile hakkı olmamalı. Cebirsel ifadeleri öğrenmeyen öğrenci, sınıf kapısından içeriye adım atmamalı. Böyle uzayıp gitse de en can yakanı okulun her döneminde matematik galiba. 
Dört işleme amenna. En azından alışverişlerde ya da ailemizin bize verdiği harçlık hesabında işe yarıyor, eyvallah. Bu ve benzer konular dışındakilerin neredeyse tamamı hep artı bir net için ve ortalama puanının düşmemesi için. 
Anlamak zor haritadan onca dağ ve ırmak ismini ezberleyip de bir kez bile dağ yürüyüşü yapmamanın bize nasıl bir faydası olacak. Anlamak zor bulutların, rüzgarların isimlerini ezberleyip de bir kez bile yağmurda ıslanmamanın bize ne faydası var? 
Okul, baştan sonra gereksiz bir kurum demek inkâr olur. Okul da gerekli, dersler de gerekli. Öğretmenler de gerekli ama sanki bizi biraz gereğinden fazla zorluyorlar. Artık boş bir muhabbetten çok daha fazla anlam ifade ediyor “gerçek hayatta bu bilgiler ne işimize yarayacak?” sorusu. 
Her geçen gün gerçek hayattan uzaklaşıyor ve şıklar arasına, formüller arasına, ezberler arasına sıkışıyor hayatımız. İmdat, desek duyan olmuyor. Kahvaltı masasına bile testlerle oturmaktan yorulmuş bir neslin feryadı bu. Kimse duymasa da. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder