Metehan Darıcı
Önceleri susayan insanlar en yakın çeşmeden su içebiliyordu. Bu çeşmelerin kimi tatlı su olarak geçiyordu kimileri ise musluk suyu fakat her ikisi de içiliyordu. Bazen bir cami şadırvanından bazen de yol kenarında bir hayrattan insanlar akıllarına hiçbir şey gelmeden kana kana su içerdi şehirlerde. Bir çay ocağına ya da lokantaya gittiğinizde sürahi ve bardak olurdu. Su, ücretsizdi.
Sonra bir şeyler oldu ve şehir şebekesinin suyu içilmemeye başladı. Hem kireçliydi sular hem de klorlu. Çay demlemek isteyenler bile demliklerin altında kocaman kireç tabakası ile karşılaşmaya başladı. İşte tam da bu sırada marketlerde boy boy pet şişeler ortaya çıktı. Kimileri damacana şeklinde kimileri de on, beş, bir buçuk litre ya da 500 ml şeklinde. İlk zamanlar insanlar içme suyuna para vermek istemedi fakat şehir şebekesi içilecek gibi değildi ve tatlı sular da birer birer kesilmeye ya da hastalık yaymaya başladı. Artık her markette hatta küçücük dükkanlarda bile pet şişe ile su satılmaya başlandı. Veliler çocuklarına pet şişe ile su verdiler okullarına gönderirken. Araçlarda, maçlarda, sinemalarda, kantinlerde, lokantalarda, kafelerde koli koli su tüketilmeye başlandı. Aslında buraya kadar da normal her şey fakat bir süre sonra bu suların şişeleri başa bela olmaya başladı. Önceleri insanlar hemen çöpe atmıyordu bu şişeleri. Sonra mavi kapak toplamaya başladılar. Bir süre sonra mavi kapak da yalan oldu ve etrafta devasa pet şişe kirliliği oluştu. Okul önlerinde, yol kenarlarında, futbol sahalarında, market önlerinde, apartman kenarlarında, çöp kutularının civarında hatta cami önlerinde pet şişeler yığılmaya başladı. İşin daha da garibi piknik alanlarında bile pet şişeden geçilmez oldu. Deniz ve ırmak kenarları pet şişelerle örülü sahillere dönüştü.
Sorun şimdilik küçük görünse de ilerleyen yıllarda daha da büyüyeceği çok belli.
Zor olmamalı tatlı su geleneğini arıtılmış su geleneği ile birleştirip camilerde ya da sokak başlarında yeniden hizmete sunmak. Zor olmamalı okullarda, kafelerde, lokantalarda, kantinlerde bir arıtma cihazını faaliyete geçirmek. Şebeke suları neden bu kadar kirlendi bilmiyorum ama tüm şehir suyunun bir anda içilemez hale gelmesi düşündürücü.
Şair her ne kadar hava bedava su bedava, bedava yaşıyoruz bedava demişse de yıllar önce artık su bedava değil ve git gide fiyatı artan bir ihtiyaç. Üstelik bu ihtiyacı giderdikçe insanlar çevre kirliliği de durmadan yükselişte. Sadece hava bedava demek isterdim ama onun da aynı su gibi kirli olanı bedava.
Kocaman bir çöplük bekliyor gelecek nesilleri pet şişelerden oluşan. Kocaman bir de susuzluk tehlikesi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder