Metehan Darıcı
Beni taklit ettiğini zannediyordu belki de benzediğini düşünüyordu. Benimle aynı sınıftaydı ama benden otuz kilo kadar fazlası vardı. Gözlerinin aslında sağlam olduğunu hepimiz biliyoruz ama bana benzemek için gözlük takmaya başlamıştı. Ayakları benden yedi numara daha büyüktü. Öyle ki kar yağdığı zaman onun okula gelip gelmediğini bahçedeki ayak izlerinden anlayabiliyorduk. Bunlar sadece özelliklerinden bazıları ve çoğu insan bunun farkında değil ama daha beter durumları da var. Derslerde de bana benzemeye çalışıyor. Bilmediği bir soru için tahtaya çıkıyor, soruyu çözemeyince lavaboya izin istiyor mesela. Ya da kantine gittiğinde benim aldığım ürünlerden alıyor ancak dişinin kovuğunu bile doldurmadığını görünce hamburgerlere saldırıyor. Buraya kadar sorun yok aslında. Asıl sorun benim gibi İngilizce bildiğini zannetmesinde. Her şeyi anlayabiliyorum. Komplekslerini, küçük kıskançlıklarını, taklitlerini anlayabiliyorum fakat İngilizce konusundaki çabası tam olarak bir şova dönüşüyor ve o bunun farkında değil. Diksiyonun taklit edilemez olmasını, jest ve mimiklerin kopyalanamayacağını galiba bilmiyor. Telaffuzlarda tıpkı benim gibi bir aksanla konuştuğunu zannediyor fakat bu çabanın sonucunda kazanan absolute sözcüğü oluyor çünkü bu sözcük her cümlenin içinde bir şekilde yer alıyor çünkü sözcük dağarcığı fazlasına izin vermiyor. Boş bulduğu her yere“absolute” ya da varyantlarını ekliyor.
Gülsem mi üzülsem mi bu arkadaşa bilemiyorum. Bütün arkadaşları hatta en samimi olanlar bile onun ardından konuşuyor. Alay ediyor, kıs kıs gülüyor. Herhangi bir yerde sınıfımızdan herhangi biriyle konuşan herhangi biri, sözü direk onun komikliğine getiriyor ama onunla gülmek yerine onun ne kadar zavallı olduğuna gülüyorlar.
Beni taklit ettiğini zannediyordu belki de bana benzediğini düşünüyordu. Böylelikle dikkatleri çekmeyi, insanların kendisini önemseyeceğini zannediyordu. Dikkatleri çekiyordu gerçekten de ama istediği gibi önemsenerek değildi bu. Negatif bir dikkat çekmeydi. İnsanları etkiliyordu ama garipliğiyle, zavallılığıyla etkiliyordu. Sırf etrafında bir topluluk oluşsun diye en saçma hareketleri bile sergilemekten kaçınmıyordu. Maymun gibi yürüyebilir, şempanze gibi ağaç dallarından atlayabilirdi, yeter ki birileri onunla ilgilensin. Birileri onu alkışlasın, sırf alkış için papağan gibi sesler çıkarabilir ya da kedi gibi miyavlayabilirdi.
Neyse ki beni taklit ettiğini zannetmiyordu artık, bana benzediğini de düşünmüyordu. Yola bu düşüncelerle çıkmıştı ama yolda benzeyecek ve taklit edecek o kadar çok kişi bulmuştu ki yolunu kaybetmişti.
Gülsem mi üzülsem mi bu arkadaşa bilemiyorum. Bütün arkadaşları hatta en samimi olanlar bile onun ardından konuşuyor. Alay ediyor, kıs kıs gülüyor. Herhangi bir yerde sınıfımızdan herhangi biriyle konuşan herhangi biri, sözü direk onun komikliğine getiriyor ama onunla gülmek yerine onun ne kadar zavallı olduğuna gülüyorlar.
Beni taklit ettiğini zannediyordu belki de bana benzediğini düşünüyordu. Böylelikle dikkatleri çekmeyi, insanların kendisini önemseyeceğini zannediyordu. Dikkatleri çekiyordu gerçekten de ama istediği gibi önemsenerek değildi bu. Negatif bir dikkat çekmeydi. İnsanları etkiliyordu ama garipliğiyle, zavallılığıyla etkiliyordu. Sırf etrafında bir topluluk oluşsun diye en saçma hareketleri bile sergilemekten kaçınmıyordu. Maymun gibi yürüyebilir, şempanze gibi ağaç dallarından atlayabilirdi, yeter ki birileri onunla ilgilensin. Birileri onu alkışlasın, sırf alkış için papağan gibi sesler çıkarabilir ya da kedi gibi miyavlayabilirdi.
Neyse ki beni taklit ettiğini zannetmiyordu artık, bana benzediğini de düşünmüyordu. Yola bu düşüncelerle çıkmıştı ama yolda benzeyecek ve taklit edecek o kadar çok kişi bulmuştu ki yolunu kaybetmişti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder