9 Nisan 2026 Perşembe

DERİN MEVZULAR

 Elif Erva Ağar
 
İnsanların çok farklı takıntıları ve huyları var. Gündelik hayatta her ne kadar dikkat etmesek de durup düşününce bazı sözler, bazı şakalar incitici gelebiliyor. Özellikle öğrenci milletinde kimi konular çok abartılabiliyor. Mesela saçları kıvırcık ve bir türlü düzgün taranmayan kişiler için “bonus” ya da “marul” denilmesi kaçınılmaz bir akran zorbalığı. Burada bitmiyor tabi mesela saç telleri kalın ve düz birine de “pırasa” ismi verilebiliyor. Sadece saç mı? Kaş, göz, burun... Doğuştan gelen çoğu özellik insana isim, lakap olabiliyor. Kaşları gür, siyah ve kıvırcık bir çocuğa verilecek isim hazır: Karınca. Ya da saçları dik ve kalın başka bir çocuğa verilecek isim de hazır: Kirpi. Mesela bir çocuğun çenesi ince ve gözleri renkli ise mutlaka lakabı tilkidir. Sadece yüz hatları ve saçlardan ibaret değil bu trajedi. Öğrenciler hiçbir anormallik bulamasa bu defa da boyuna bakarak birilerine isim verebiliyor: Deve, cüce, yer elması, yerhan...
Şu da bir gerçek, bu durumdan nasiplenen yalnızca öğrenciler değil, öğretmenlere kadar ulaşıyor bu işin bir tarafı çünkü öğretmenler de bu oyuna isteyerek ya da istemeyerek katılabiliyor. Bir öğrencinin isminden dolayı şaka yapan bir öğretmen nasıl nasibini almaz ki bu durumdan. 
Benim asıl derdim ise boyumdan... Şans mıdır, kader midir bilemem ama kuzenlerime bile minareye bakar gibi bakmak zorundayım. Bana kalırsa aslında uzamak için vaktim var fakat etrafımdaki benimle yaşıt arkadaşları görünce bir karamsarlığa kapılmıyor değilim: Ya daha uzamazsam? 
Bu durumun tek iyi tarafı ön sırada oturmak ama bu da iyi mi yoksa kötü mü derse göre değişen bir şey. 
Arkadaşlarımla yürürken sanki arkadaşlarımla değil de aile büyükleriyle yürüyormuşum gibi bir his gelip yapışıyor yakama. Ya da koridorda birileri sınıfıma doğru yürüdüğümü gördüğümde şaşırabiliyor ve yanlış sınıfa gittiğimi düşünebiliyor. İşin en üzücü tarafını kıyafet reyonunda yaşıyorum. Çocuk reyonuna gitsem hayli renkli ve çocuksu ürünlerle dolu, kadın reyonuna gitsem bana göre kıyafet yok. Okul formasının içinde kaybolmamı anlatmıyorum bile. O formayı giydiğim zaman beni görenler balkondaki çamaşırlardan biri mandaldan kurtulmuş da rüzgarda savruluyor zannediyor. Ayakkabı meselesi de bununla paralel ilerliyor ama neyse ki henüz orada bir sıkıntı yok. Buradaki tek sıkıntı benim zor beğenen biri olmam. 
Yine de şimdilik yolunda giden bir şeyler var. Mesela kardeşim halen benden kısa ve zaman zaman kolumun altına alıp ona sevgi gösterilerinde bulunabiliyorum. En büyük endişem, birkaç sene sonra onun da beni geride bırakması ve bu sevgi gösterilerini iade etmesi. 
Yine de çıkmadık candan ümit kesilmez demişler. Şimdilerde çok rahat boyu uzayan birileri, bir noktadan sonra olduğu gibi kalabiliyormuş ve bazı çocukların boyları lise yıllarında uzayabiliyormuş. Bunlar büyüklerden duyduğum teselliler ama inanmak istediğim şeyler. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder