Gamze Sena Kuyucu
(O harfi olmadan yazılmıştır)
Yine sıradan bir sabahtı. Mektebe gitmek için hazırlandım ve kahvaltı yapmak için masaya kuruldum. Annem kahvaltı için köfte ekmek yapmıştı. Hemen anneme:
-Gene döktürmüşsün anneciğim, dedim. Annem sevecen bir tavırla:
-Teşekkür ederim evladım. Hepsini sizin için yaptım, dedi. Hadi hemen ye yemeğini, mektebine geç kalacaksın.
-Saat kaç ki anne ben hiç dikkat etmedim, dedim.
Gerçekten de uyandığımdan beri saate bakmamıştım.
Annem:
-Saat öğlen bire gelmiş, dedi.
Hızlı yapmalıydım kahvaltımı. Eğer hızlı yapmaz isem mektebime geç kalacaktım. Yakınarak anneme:
-Keşke mektebi sabahın erken saatlerinde yapsalar. Geç uyanmışım sırf bunlar yüzünden, dedim. Mektebimiz saat birde başlamakta, akşam da sekizde bitmekteydi.
Annem de şikâyetçi bir tavırla:
-Aynen evladım, keşke erken saatte başlasa mektebin, dedi. Ben hemen kahvaltımı yaptım ve hırkamı giydim. Pencereden dışarı bakarak anneme:
-Hayır ya hava yine sıcak, dedim. Havanın sıcak bulunmasından nefret etmekteyim. Tek ben değil şehir halkı da nefret etmekte.
Evden çıktım ve yürüyerek mektebe gitmeye başladım. Mektep eve biraz uzak ama ben hızlı yürüyebildiğim için taşıta ihtiyaç duymam hiçbir zaman. Aslında ihtiyaç duysam bile taşıtla gidemem mektebe. Çünkü bizim şehrimiz dağlık bir alana kurulmuş yıllar önce. Biz her yere yürüyerek gideriz bunun yüzünden. Biraz yürüdüm. Ardından mektebe geldim. İlk dersimiz bedendi. Hatta ilk iki ders. Yüzüm bir anda asıldı. Neşem uçup gitti. Ben beden dersini hiç sevmem. Hatta kimse sevmez. Neyse ki bu iki dersin ardındaki ders matematik. Ben matematik dersini severim, en sevdiğim derstir. Sınıfa girdiğimde müdür yardımcısı sınıfta, bizimkilere bir şeyler anlatmaktaydı. Geç kalmıştım. Özür dileyip hemen sınıftan içeri girdim. Müdür yardımcısı:
-Arkadaşınız da geldiğine göre size önemli bir haber vereceğim, dedi.
Herkes meraklanmıştı. Yani ben yüzlerine baktığımda öyle gördüm.
Müdür Yardımcısı devam etti:
-Bugün derslerinize girecek hiçbir öğretmeniniz gelmedi. Evlere dağılabilirsiniz.
Sınıftaki arkadaşlarım ve ben bu duruma üzüldük. Çünkü biz ders işlemeyi severiz. Ama maalesef bugün işlemeyeceğiz. Hepimiz itirazsız eve dağıldık.
Eve geldiğimde annem:
-Ne ara bitti mektebin, dedi.
Şaşırmıştı.
Ben de cevapladım:
-Anne öğretmenlerimizin hiçbiri mektebe gelmemiş. Bizi de eve gönderdiler, dedim.
Biraz üzülmüştüm bu duruma. Bugün en şanssız günüm herhalde. Daha ne gerçekleşebilir diye düşünürken kapı çaldı. Hemen kapıyı açtım. Kapının önünde arkadaşım vardı.
Bana:
-Gülsüm bizimle ders çalışmak ister misin, dedi.
Ben hemen kabul ettim ve kitaplarımı aldım. Dışarı çıktım.
Arkadaşıma:
-Nerede ders çalışacağız, dedim. Arkadaşım cevapladı:
-Şehir dışından biri gelmiş. Görmen lazım, dedi ve beni çekiştirerek şehir meydanına yürümeye başladı.
-Gene döktürmüşsün anneciğim, dedim. Annem sevecen bir tavırla:
-Teşekkür ederim evladım. Hepsini sizin için yaptım, dedi. Hadi hemen ye yemeğini, mektebine geç kalacaksın.
-Saat kaç ki anne ben hiç dikkat etmedim, dedim.
Gerçekten de uyandığımdan beri saate bakmamıştım.
Annem:
-Saat öğlen bire gelmiş, dedi.
Hızlı yapmalıydım kahvaltımı. Eğer hızlı yapmaz isem mektebime geç kalacaktım. Yakınarak anneme:
-Keşke mektebi sabahın erken saatlerinde yapsalar. Geç uyanmışım sırf bunlar yüzünden, dedim. Mektebimiz saat birde başlamakta, akşam da sekizde bitmekteydi.
Annem de şikâyetçi bir tavırla:
-Aynen evladım, keşke erken saatte başlasa mektebin, dedi. Ben hemen kahvaltımı yaptım ve hırkamı giydim. Pencereden dışarı bakarak anneme:
-Hayır ya hava yine sıcak, dedim. Havanın sıcak bulunmasından nefret etmekteyim. Tek ben değil şehir halkı da nefret etmekte.
Evden çıktım ve yürüyerek mektebe gitmeye başladım. Mektep eve biraz uzak ama ben hızlı yürüyebildiğim için taşıta ihtiyaç duymam hiçbir zaman. Aslında ihtiyaç duysam bile taşıtla gidemem mektebe. Çünkü bizim şehrimiz dağlık bir alana kurulmuş yıllar önce. Biz her yere yürüyerek gideriz bunun yüzünden. Biraz yürüdüm. Ardından mektebe geldim. İlk dersimiz bedendi. Hatta ilk iki ders. Yüzüm bir anda asıldı. Neşem uçup gitti. Ben beden dersini hiç sevmem. Hatta kimse sevmez. Neyse ki bu iki dersin ardındaki ders matematik. Ben matematik dersini severim, en sevdiğim derstir. Sınıfa girdiğimde müdür yardımcısı sınıfta, bizimkilere bir şeyler anlatmaktaydı. Geç kalmıştım. Özür dileyip hemen sınıftan içeri girdim. Müdür yardımcısı:
-Arkadaşınız da geldiğine göre size önemli bir haber vereceğim, dedi.
Herkes meraklanmıştı. Yani ben yüzlerine baktığımda öyle gördüm.
Müdür Yardımcısı devam etti:
-Bugün derslerinize girecek hiçbir öğretmeniniz gelmedi. Evlere dağılabilirsiniz.
Sınıftaki arkadaşlarım ve ben bu duruma üzüldük. Çünkü biz ders işlemeyi severiz. Ama maalesef bugün işlemeyeceğiz. Hepimiz itirazsız eve dağıldık.
Eve geldiğimde annem:
-Ne ara bitti mektebin, dedi.
Şaşırmıştı.
Ben de cevapladım:
-Anne öğretmenlerimizin hiçbiri mektebe gelmemiş. Bizi de eve gönderdiler, dedim.
Biraz üzülmüştüm bu duruma. Bugün en şanssız günüm herhalde. Daha ne gerçekleşebilir diye düşünürken kapı çaldı. Hemen kapıyı açtım. Kapının önünde arkadaşım vardı.
Bana:
-Gülsüm bizimle ders çalışmak ister misin, dedi.
Ben hemen kabul ettim ve kitaplarımı aldım. Dışarı çıktım.
Arkadaşıma:
-Nerede ders çalışacağız, dedim. Arkadaşım cevapladı:
-Şehir dışından biri gelmiş. Görmen lazım, dedi ve beni çekiştirerek şehir meydanına yürümeye başladı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder