Gamze Sena Kuyucu
(U harfi olmadan yazılmıştır)
Ömrünün bitimine yaklaşmıştı. Yani öyle hissetmeye başlamıştı. Biraz yaşlı olabilirdi. Ancak çiçekleri her şeyden önemliydi. Evinde tek yaşamaya başlamıştı yakın zamandan beri. Kocası öldükten sonra evini çiçeklerle süslemeye başladı. Çiçek sevgisi kocasının cenazesinden beri vardı. Kocasının cenazesinde tek kalacağı için üzülmüş hatta kızının evinde yaşamak istemişti. Kızı istemeyince aklına çiçekler gelmişti. Yıllar önce ona çiçeklerin arkadaş olabileceğini, onlarla ilgilenirse büyüyüp neşe saçtıklarını söyleyen kocasıydı. Evine bir tane çiçek almıştı. Bakmaya başlamıştı. Her gün ihtiyaçlarını giderip çiçekle sohbet etmişti. O günden sonra beğendiği çiçeklerin hepsini almaya karar verdi. Çiçeklere sevgiyle baktı. Çiçeklerin kendisine bir şeyler fısıldadığını düşünmekte, gününün yarısını çiçeklerine bakmakla geçirmekteydi. Evi çok büyük değildi. Ama o bir şekilde farklı farklı çiçeği sığdırmıştı evine. Zamanında çiçekleri çok da sevmezdi. Şimdi ise onlar olmadan yaşayamam demekteydi. Her ay gelen emekli maaşı ile ya farklı bir çiçek ya da saksılar alırdı. Saksılara da hayranlık göstermekteydi. Özellikle pencerelere asılanlar var ya. En çok da o saksıları severdi. Çiçeklere faydalı gelen şeyleri araştırmıştı. Her gün çeşit çeşit karışım yapmaktaydı çiçeklerin toprağına dökmek için.
-Merhaba ben Fadik. Sizin köyden. Annenin teyzesinin kızıyım. Hani kocanın cenazesinde görüştüydük ya, dedi.
Biraz şaşırmıştı. Kocasının cenazesinden beri kızı hariç ilk defa biri gelmişti.
-Gel Fadik, içeri gel. Bende dün kek yapmıştım yeriz, dedi. Fadik içeri girdi. Saniye keki çıkardı ve yemeye başladılar.
-Nasılsın Saniye? Evi iyice ormana çevirmişsin. Hepsine nasıl bakıyon kız? Valla helal sana. Ben olsam bakamam. Yaşlılık yaramış sana, dedi Fadik.
Saniye pek de Fadik’ in tavrını beğenmemişti. Ama cevapladı:
-Severek büyütmeye çalıştığım için hiç de zor olmaz bana. Hepsi sanki benim evladım gibi, dedi samimi bir şekilde.
-Niye geldiğimi merak etmişsindir de mi? Benim kızın düğünü var. Seni de bir ziyaret edeyim dedim.
-İyi etmişsin. Senin kız kaç yaşındaydı?
-22 yaşında. Seninkinden 3 yaş küçük, dedi Fadik.
Biraz daha sohbet ettiler ve Fadik gitti. Saniye gene eski hayatına dönmüştü. Derken bir gün beklenmedik bir şey olay gerçekleşti. Çiçekleri sırayla solmaya başladı. Hem de hiçbir şey yokken. Saniye ağlayarak kızını aradı:
-Kızım çiçeklerim sırayla solmaya başladı. Ne yapacağım, ne edeceğim ah bir bilsem. Geçen hafta bizim köyden Fadik gelmişti. Kesin Fadik’ in nazarı değdi, dedi. Kızı:
-Annecim olmaz öyle şey. Hem sen yaşlandın artık. Çiçeklere önceki kadar ilgili davranmadığın için onlar da sıkılmışlar senden demek ki, dedi.
Saniye ne kadar ısrar etse de kızını ikna edemedi nazar değdiğine.
Ağlayarak telefondan kapattı kızını.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder