2 Ekim 2025 Perşembe

RUHUN MEVSİMİ


Yasin Kesürük
Herkesin sevdiği mevsim farklıdır. Bunu biraz da belirleyen insanların kişiliğidir, diye düşünüyorum. Yaz ve ilkbahar mevsimini sevenler çoğunlukla gezmeyi, yaşamayı seven ve hayattan zevk almayı bilen insanlardır. Kış mevsimini ise genelde durgun mizaçlı insanlar sever. Sonbahar, benim mevsimim. Yalnızca benim mevsimim değil elbette çünkü sonbaharı seven hayli insan tanıyorum. 
Sonbahar, her şeyden önce yoğun sıcaklara veda edilen dönemdir. Haftalarca, aylarca susuzluktan çatlayan topraklar da sonbaharı bekler, sıcağa dayanan ağaçlar da. Dağlar, taşlar, ırmaklar, dereler hep sonbaharı bekler coşmak, yenilenmek için. Öğrenciler yeniden okula koşmak için sonbaharı bekler. Ebette bazı öğrenciler için bu iyi bir mevsim olmayabilir ama dedim ya mizaç meselesi. 
Yaprakların sararması, gölgelerin uzaması, güneşin etkisini yitirmesi, sabahın ve akşamın daha serin olması bir hüznü de beraberinde getiriyor yeryüzüne. Sararan yapraklar arasında hışırtıyla yürümek ya da bir yağmur sonrasında ciğerlerimize çektiğimiz toprak kokusu belki de içimize hüzün serpen etkenlerden sadece birkaçı. Tabi sadece hüzün değil bir huzur da geliyor sonbaharla birlikte. 
Yalnız kırsal alanlarda değil şehirlerde de sonbahar kendini gözle görülür bir biçimde hissettiriyor. İnsanlar sonbaharda yoğun bir çabaya girmeye başlıyor. Bunu en çok sokaklarda ve Pazar yerlerinde görmek mümkün. Turşu, konserve hazırlıkları, kışlık patates ve soğan satan traktörler ve kamyonetler, mağazalarda değişen vitrinler, eskisi kadar kalmasa da odun kömür telaşı… Bunlar, her sonbahar şehrin simasına yansıyan bazı manzaralar. 
Sonbahar, biraz da kışın habercisi galiba ve bu yüzden kimi insanlarda telaş anlamına geliyor. Özellikle kış mevsiminin şiddetli geçtiği yöreler için geçerli bu durum. Yoksa Akdeniz ya da Ege bölgesinde yaşayan insanların çok da umurunda olmasa gerek bazı şeyler. 
Yaz günlerinde insanlar parklarda, bahçelerde, balkonlarda vakit geçirirken sonbaharda evlerine döner, evlerin kalbi olan odalarına döner. Sonbahar, evlerin ve ailenin değerinin anlaşıldığı bir mevsimdir biraz da. Evin bir sığınak olduğunu insan en çok güz mevsiminde anlar. Yağmurlu bir günde aile bireyleriyle içilen çayın, izlenen filmlerin bambaşka bir anlam kazandığı mevsimdir sonbahar. Bir yağmur sonrası yürüyüşünden sonra eve gelerek battaniyeye sarılmanın mevsimidir sonbahar. Hele bir de soba varsa evde… Soba üzerinde kaynayan ıhlamurun tadı ya da pişirilen kestanenin lezzetini başka bir yerde bulmak mümkün mü?
İlkbahar nasıl doğanın uyanışı ise sonbahar da galiba doğanın uykuya yatma zamanı. Doğanın akşamı belki de… Yaz boyu gecelerimizi huzursuz eden sinek, sivrisinek türevlerinin birer birer yok olması sonbahar ya da yılanların, kertenkelelerin, akreplerin, karıncaların artık bizim dünyamızdan uzaklaşması… Kuşların telaşı bile değişiyor sonbaharda. Serçeler daha geç uyanıyor güne ya da kargalar daha az inşaat faaliyetinde bulunuyor. 
Doğanın tam tersine sonbaharda bütün duygularım yenileniyor benim. Yeni bir dünyaya adım attığımı hissediyorum. Tüm renkleri barındıran bir dünya. Yazın tembelliğini üzerimden bir örtü gibi alıp atan bir dünya. Sonbahar serinliği demek, uyanış demek benim için. Yeni bir sınıfa başlamak, yeni bir hayata başlamak demek biraz da. Herkesin sevdiği mevsim farklıdır. Bunu biraz da belirleyen insanların kişiliğidir, ben sonbahar adamıyım. Güzün kıymetini bilenlerdenim. Zaten güz olmasa ne yazın anlamı kalırdı ne ilkbaharın. Bütün mevsimleri tadında yaşamak için sonbaharı yaşamalı önce insan. 

30 Eylül 2025 Salı

YENİ BİR DÜNYAYA AÇILMAK

 Ali Çağhan Yılmaz

Tıpkı renkler gibi
Diller de çeşit çeşit
İngilizce Almanca Fransızca
Konuşabilsem keşke hepsini

İspanyolca benim için ayrı
Bir gün bol bol vaktim olursa
İspanya’ya gideceğim
Yeni bir dünyaya açılmak için
İspanyolca öğreneceğim

BAŞKA ŞEHİR

 

Selim Çabuk

Herkes yaşadığı şehri sever
Ama Sivas yalnızca bir şehir değil
Haritadan bile baktığımda
Diğer şehirlerden farkını anlıyorum
Her geçen gün Sivas’ı daha çok seviyorum

Başka şehirlerin türküleri bir yana
Sivas türküleri bir yana
Başka oyunlar, halaylar bir yana
Sivas halayları bir yana

Soruyorlar Sivas’ı sana sevdiren ne ki?
Sivas’ta yaşamayana 
Bunu anlatamam ki…

UMUT

 
Çiğdem Soydağ

Geleceğin için diyor büyüklerimiz
Geleceğin için oku
Geleceğin için düşün
Geleceğin için okula git
Gelecek 
Bir türlü gelmiyor
Senelerdir bekliyorum 
Ne zaman gelecek bilmiyorum

Umarım gelecek geldiğinde
Ben yerimde olurum
Geleceği düşünmekten hem yoruluyorum
Hem de gelecek benim umudum

DUA


Mehmet Tuğra Aydemir

Daha baharındayken çocukluğumun
Bir dağ büyüyor önümde kocaman
Testlerden, kitaplardan oluşan

Kimilerine göre hayatın gereği
Kimilerine göre eziyet
Allah’ım LGS yolunda
Sen bana yardım et

KEŞKE



Dağhan Toy

İnsanları anlamak çoğu zaman zor
Hep bir şeylerin telaşında
Hep bir şeylerin çabasında
Kediler öyle mi oysa
Durup durup düşünüyorum
Keşke herkes 
Kediler gibi yaşasa

VAZGEÇİLMEZ SEVDAM


Kerim Yuvacı

Bana en sevdiğim renkleri sorduklarında
Düşünmeden söylüyorum sarı ve kırmızı

Bana en sevdiğim hayvanı sorduklarında
Düşünmeden söylüyorum aslan
Anlıyor tabi birazcık futboldan anlayan

Bir ben değilim gönül vermiş bu renklere
Galatasaray varken
Başka takım tutulur mu hiç
Düşünün bir kere

HAYATIN ANLAMI



İbrahim Gül

Eğer sen olmasaydın
Hayatın da bir anlamı olmazdı
Olmazdı hiçbir şeyin tadı
Yemenin içmenin adı anılmazdı

Sen varsan evde beni bekleyen
Koşarak eve gidiyorum 
Keşke yanımda olsan okulda diye
Dualar ediyorum

Hangi yaylalardan hangi dağlardan
Koşup da geldin soframıza bilmiyorum
Fakat ey madımak aşı
Sensiz bir sofra düşünemiyorum