1 Kasım 2025 Cumartesi

SESSİZ ADA

 Zeynep Ada Karadaş

Yalnızlık gibi bir derdim hiç olmadı. Ben, gittiğim her yere mutlaka bir arkadaşımla giderim. Yemekte, çayda, parkta, sınıfta, trende hep onunla beraberim. Üstelik hiç şikayetçi değilim. O da değil bundan eminim. Zaten benden beklediği bir şey yok ki… Bana yük olduğu da yok. Ben sorarsam o konuşur, ben susarsam o da susar. Onunla konuşmak bambaşka dünyalara seyahat etmektir. Onunla dertleşmek tarihin çok eski zamanlarına gitmektir. Bazen hüzünlü bir penceredir onun yüzü bazen neşeli bir söğüt ağacı. Sohbete başlamak yürümek gibidir sessiz bir parkta. Bana bütün tecrübelerini anlatır, hayatın sırrını fısıldar bazen. Yeni yeni insanlarla da tanıştırdığı olur. Onun benimle tanıştırdığı insanlar da tıpkı onun gibidir. Bana zararı dokunmaz, korku vermez bu insanları tanımak bana. Aksine dünyamı zenginleştirirler, hayatı güzelleştirirler. 
Arkadaşım benim için bazen bir sığınak. Dünyanın kötülüğünden, insanların zalimliğinden bir kaçış. Bir ada benim için arkadaşım. Yalnızca onun ve benim bulunduğum bir ada. Normalde dağları, ağaçları, dereleri olur adanın benim adam kelimelerle kurulu ve sayfalarla çevrili. İki kapağın arasında benim arkadaşım ve hep yanımda. Evet, kitap benim en sadık arkadaşım. 

Çiçekçe

 Belinay Çoşkun

Kimi sevginin dilidir
Kimi baştanbaşa güzelliktir
Kimi saflığın temsilcisi
Kimi sadakatin şiiri

Onlar olmasaydı şayet
Kelimeler yetmezdi anlatmaya
Her zaman her şeyi
Mesela bir sevgiyi

Benim renkli bahçemdir onlar
En güzel düşüm
En sevdiğim uğraşım
Ve sevgili dert ortağım

Onlara sığınırım bittiğinde kelimeler
Güzel şeyler düşünmek için
Bazen onlara bahsederim
Tüm iyiliklerden

Her renk farklı bir çiçek
Her çiçek farklı bir duygu
Her çiçek ayrı bir dil 
Ve ben biliyorum bunu
Benim çiçeğim doğada
Mor bir lavanta

CANIM ARKADAŞIM

Belinay Coşkun

                Zeynep Ada Karadaş için...
Sınıfın en sessiz çiçeği
Benim biricik arkadaşım
Seninle tanırım gerçeği
Benim biricik arkadaşım

Sen olmazsan sınıf bomboş
Varlığın ne kadar da hoş
Ne olur bu teneffüste
Benimle oyna ve koş

İyi ki bu sınıftasın
Sen olmasan ne yaparım
Kalır tüm şiirler yarım
Benim canım arkadaşım

OKULUN ANLAMI

Zeynep Ada Karadaş
                                        Belinay Coşkun için...

Senin dünyan çok değişik
Üstelik heyecanlısın
Öğrenmenin arzusuyla
Hemen coşar canlanırsın

Heveslisin öğrenmeye
Ve bir şeyler bitirmeye
Elinde hep kâğıt kalem
Çabucak yazayım diye

Çok uzaktan geliyorsun
Hiç bıkmadan usanmadan
Yalnız bırakmadın beni
Bir gün bile yorulmadan

Hep yanımda olmalısın
Gelip beni bulmalısın
Okulumun tek anlamı
Galiba sen olmalısın 

SU

 Metehan Akkaya

Her şeyi temizleyen sensin
İçimizi serinleten
Ağaçları yeşerten
Bir rahmet olup gökten inen
Ya da yerin altında sessiz ilerleyen
Sensin
 
Sen susun
Senin olduğun yerde
Herkes sussun
Ve birbirine 
Su sunsun

31 Ekim 2025 Cuma

Sebatkâr


Üner Taha Aydemir

Ayaz vakti
Cehennem kadar soğuk
Sofradaki çatal sesleri
Kulağında şakıyor
Yelkovanın iniltisi 

Kafiyelerini sarıp sarmalıyorsun
Saklıyorsun paslı ihtiyar dolabına
Körelmiş makaslar erişemesin
Varlığını dahi bilemesin

Kabullenirsin
Bazen fedakârlık gerektiğini 
Zamanla öğrenirsin
Cennetin bile 
Önce ölümü istediğini bilmelisin

MEKTUBA MEKTUP

Semih Yılmaz

Ne bir mektup yazdım şimdiye kadar
Ne de bir mektup aldım
Oturdum ve mektuba 
Bir mektup yazmayı kararlaştırdım

Sevgili Mektup,
Sen ayrıldıktan sonra aramızdan
Her şey ayrıldı aslında
Bitti ayrılıklar, özlemler
Veda etti sözcükler anlamlarına

Sen olmayınca dünyamızda
Saklanacak, ezberlenecek cümleler kalmadı
Üstelik postacılar bile
Yerini artık kargolara bıraktı

Sen olmayınca zarflar köşeye atıldı
Pulların değerini yitirdi
Senin hayatta yokluğun
Her şeyi bitirdi. 

EKRANLARDAN SIZAN KARANLIK

 Metehan Darıcı

Gerçek hayat her geçen gün bizlerden uzaklaşıyor ve dizi filmlerle insanlar günü kapatıyor. Akşam olduğunda herkesin beklediği bir dizi film var. Filmi seyredince mesele bitmiyor, ertesi gün filmdeki kahramanlara dair yorumlar birkaç gün devam ediyor. İnsanlar sanki çevrelerinden biriymiş gibi film kahramanlarını anlatıyor, eleştiriyor ya da seviyor. Her yaşa hitap eden bir dizi mutlaka var ve her yaştan birileri bu dizilerde kendine ait bir şeyler buluyor galiba. 
Tarih, entrika, boş sevdalar, boş çalışanlar, lüks yaşayanlar, basit acılar, aile ve değerleri umursamayan hayatlar… Dizi izleyerek bu kanaate sahip olmadım çünkü izlememe gerek kalmıyor etrafımdan birileri mutlaka izliyor ve olanları anlatıyor hafta boyunca. 
Başka ülkelerin yapımlarını zaman zaman izlediğim oluyor. Yaz tatillerinde ya da ara tatillerde genellikle övülen, öne çıkan dizileri izliyorum. Bizim diziler bu dizilere göre sanki ayaküstü çekilmiş gibi. Müzik ve efektle dolu dizilerde konuşma çok az ve genellikle kısa cümlelerden oluşuyor bunlar. Üstelik öfke, intikam, ihanet, kötülük sızıyor her diziden her bölümden. 
Düşünüyorum, bu diziler izleyen kitleyi ekrana kilitleyip onların zihinlerini ele geçirmek için mi yapılıyor, yoksa insanlar bu olayları ve karakterleri istediği için mi çekiliyor? Galiba bu işin içinde biraz kasıt da var. Toplumlar tüm dünyada artık dizilerle, filmlerle, müziklerle kontrol ediliyor ve halkımız da bu kontrol altına alma sürecinden nasibini almış gibi. 
Diziler mutlaka olmalı fakat şu anki halleriyle değil. Dizi kahramanları mutlaka insanları etkilemeli ama şu anki kahramanlar değil. 
Bize gerçekten iyiliği, dürüstlüğü, kültürü, aileyi, değerleri anlatan ve bizim dünyamızdan kahramanların yer aldığı diziler sunulmalı. Bu amaçla yapıldığı iddia edilen diziler mutlaka var fakat bunlarda da yapay bir üslup ve dil var. Bu da söz konusu dizileri masalsı bir havaya sokuyor, gerçeklikten uzaklaştırıyor. 
Bir gün güzel diziler çekilmeye başlandığında ülkemizde bu benim için büyük bir ümit olacak. O günleri bekliyorum. Ben de herkes gibi haftanın belli günlerinde ekran başında olacağım o zaman ve bir hafta boyunca diziyi, olayları, kahramanları konuşacağım.