22 Ekim 2025 Çarşamba

BEKLENMEDİK TANIŞMA

 Yeni bir okula, sınıfa başlamanın heyecanı tüm öğrencilerin gözlerinden okunuyordu. Herkes daha derse girmeden birbiriyle tanışmıştı. Zaten bazıları da birbirini ortaokuldan tanıyordu. Yabancı öğrenci çok azdı ve bir süre konuşan herkes mutlaka ortak tanıdıklar buluyordu. 
İlk ders başladığında öğretmen yoklama alırken Rüknettin’e gelmişti sıra. Rüknettin Umursamaz… Herkes sağa sola baktı bu garip ad ve soyadın kime ait olduğunu görebilmek için fakat kimseden ses çıkmamıştı. Gün boyu diğer öğretmenlerin aldıkları yoklamalarda da bu ad hep “yok” yazılmıştı. 
Belki de okulun ilk günü olduğu için gelmemiştir Rüknettin, diye düşündü sınıf arkadaşları. Öğretmenler ise şimdiden öğrenmişti bu adı. ilk gün tüm öğrenciler kaynaşmıştı bile Rüknettin hariç.
Okulun ikinci günü tüm gözler sınıfta yeni bir yüz aradı ancak yeni kimse yoktu. Bu durum gün boyunca Rüknettin Umursamaz’ın yoklama fişine işlenmesi demekti. Artık sınıf başkanı numarasını da ezberlemişti Rüknettin’in. Öğretmen yoklama almaya başlar başlamaz:
-1313 Rüknettin Umursamaz sınıfta yok hocam, diyordu.
Ertesi günlerde bu numarayı öğretmenler de ezberlemişti ve yoklama alınırken şaka konusu oluyordu:
-Umursamaz, bugün de okulu umursamadı galiba…
Kimsenin umurunda değildi Umursamaz Rüknettin. Hatta sınıf öğretmeni bile Rüknettin’in bir süre yok yazıldıktan sonra devamsızlıktan sınıfta kalacağını ve adının listeden silineceğini söylüyordu. 
Yirmi kişilik sınıfta Rüknettin’in yokluğunu umursayan yalnızca Salim’di. Salim, diğer arkadaşları gibi Rüknettin’in artık gelmeyeceğini düşünmüyor, her sabah sınıfa girmeden önce ve sınıfa girince okulda, sınıfta yeni bir yüz arıyordu. Bir gün Rüknettin gelecek ve onun en yakın arkadaşı olacaktı. Bir gün Rüknettin gelecek ve şöyle diyecekti:
-Tedavim yeni bitti, bacağım kırılmıştı ve artık aranızdayım. 
Veya:
-Bu şehre yeni taşındık ve okula başlamam biraz vakit aldı. Merhaba ben Rüknettin, diyerek kendini tanıtacaktı. 
Rüknettin kesinlikle çalışkan bir öğrenciydi. Okula başlar başlamaz kendi yokken işlenen konuları mutlaka bir çırpıda öğrenecekti. Hatta bu konuları sınıf arkadaşlarından bile iyi biliyordu. Rüknettin, uzun boylu bir çocuktu muhakkak. Çok kitap okuyordu ve belki şiir bile yazıyordu. Rüknettin mutlaka okula başlayacak ve Salim’in en iyi arkadaşı olacaktı. Sırf bu düşünceyle Salim kaç gündür tek oturuyordu sırasında. Yanında Rüknettin oturacaktı. Kantinde de tek başına oturuyordu, Rüknettin gelince onunla çay içecekti. 
Zaman zaman ailesine de bahsediyordu Rüknettin’den ve ailesi her gün soruyordu:
-Rüknettin bugün okula geldi mi?
-Gelmedi ama mutlaka gelecek, diyordu Salim. 
Günler böyle geçiyordu. Kimse umursamıyordu Rüknettin Umursamaz’ı Salim dışında. Birkaç hafta geride kalmıştı bile. Zaman zaman Salim de umutsuzluğa kapılmaya başlamıştı artık. Belki de boşu boşuna umursuyordu Rüknettin’i çünkü sınıfta kimseyle yakın arkadaşlık kuramamıştı. Tek başına oturuyor, tek başına geziyordu. Arkadaşları Rüknettin gibi Salim’i de umursamaz olmuştu. 
Dönemin ilk boş dersiydi. İngilizce öğretmeni grip olduğu için bir hafta rapor almıştı ve dersler boş geçecekti. İlk ders nöbetçi öğretmen sınıfta biraz oturmuş ancak ikinci ders öğrencilerin kantine geçebileceğini söylemişti. Salim her zaman olduğu gibi kantinde boş bir masa buldu ve oturdu. Yine Rüknettin gelmişti aklına ancak o da artık umursamıyordu. Neler düşünmüştü onun hakkında. Belki de Rüknettin kayıptı. Hatta okula gelirken kaybolmuştu ve ailesi perişandı. Belki de Rüknettin özel okula geçmişti ve kaydı silinmek üzereydi. Belki de Rüknettin diye biri hiç yoktu. Bu mümkün müydü? Neden olmasın, Rüknettin Salim’in zihninde kendiliğinden belirmiş bir umursama hastalığının adıydı belki de. 
Bunalmıştı bunları düşünürken. Ders çalışmalı, kendini derslere vermeli ve bu ruh halinden kurtulmalıydı. Aldığı çayı yarıya kadar içebilmişti daha fazla içemiyordu. Tam yerinden kalkacaktı ki karşısındaki sandalyeye kantinde çalışan çocuk oturdu. Çocuğu ilk kez bu kadar yakından görüyordu ve kendiyle aynı yaşlardaydı. Çocuk sevecen bir ses tonuyla:
-Günlerdir tek başına oturup çay içiyorsun. Senin sınıf arkadaşın yok mu hiç? Dikkatimi çekti bu durum ve karşına bu yüzden oturdum, dedi. 
Salim şaşırmıştı bu durum karşısında. 
-Bir arkadaşım var aslında ama okula gelmiyor, dedi. Okula geldiğinde karşımda oturacak. Hatta sınıfta bile yanımda yer ayırdım ama gelmiyor nedense. 
Küçük bir suskunluğun ardından Salim devam etti:
-Galiba yakın yaşlardayız. Sen okula gitmiyor musun, neden burada çalışıyorsun, diye sordu. 
Sohbet ilerlemeye başlamıştı. Salim, kantinin asıl sahibinin bu çocuğun babası olduğunu öğrendi. Zil çalmak üzereydi. Birazdan kantin pazar yerine dönecekti. Babası çocuğa seslendi:
-Rüknettin, birazdan zil çalacak, masaları silmeyi unutma. 
Salim’in birdenbire rengi atmıştı. Çocuk masadan kalkarken elini uzattı:
-Ben Rüknettin. Rüknettin Umursamaz. Senin adın neydi?
Salim, elini bile uzatmayı unuttu. Bir rüyada, bir hayal aleminin içinde gibiydi. Bir yandan sandalyeden kalkarken kısık bir sesle:
-Salim, dedi ve ardına bakmadan koşarak sınıfına çıktı. 
Rüknettin herkesten çok okulu umursayan biriydi demek ki ve herkesten önce okula gelip herkes gittikten sonra okuldan ayrılıyordu. Salim'in kafası hayli karışıktı. Neden hiçbir öğretmen bu durumdan haberdar değildi. Bu gerçeği sınıf arkadaşlarıyla paylaşmalı mıydı? Ne değişecekti ki? Kimse umursamazdı nasıl olsa. Sınıfına ulaştığında önce kendine yeni bir sıra bulmayı düşündü. Kendisi gibi tek oturan birkaç kişi vardı. Her gün sırayla onlardan birinin yanına oturmak iyi bir fikirdi. Bu esnada nöbetçi öğretmen sınıf defterini ve yoklama fişini doldurmak için gelmişti. Salim, yoklama fişini öğretmene uzatırken sınıf listesi gözüne ilişti. 1313 Rüknettin Umursamaz adını arada gözleri listede fakat bulumadı. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder