30 Ekim 2025 Perşembe

İKİ DENEME

 Semih Yılmaz

Yedinci sınıfın bu kadar stresli olacağını hiç tahmin etmemiştim. Henüz okulun ilk aylarındaydık anca öğretmenlerimiz bize sekizinci sınıf muamelesi yapıyor, onlarla yarıştırıyorlardı bizi. Bu da yetmemiş gibi her derste sayfa sayfa test dağıtılıyor, ertesi gün testlerin işaretlenmiş olarak gelmesini istiyorlardı. Matematikçi kendi dersi yetmiyormuş gibi fen dersinden de test dağıtıyor, Türkçe öğretmeni ise sosyal ve din dersine ait testlerden veriyordu kendi dersine ilaveten. Sanki biz ne kadar çok soru çözersek onların bir yerlerde bonus puanı birikiyordu. Daha kasım tatili bile gelmemişti ve bu koşudan hayli yorgun düşmüştük ki sınıfın ortasında bir kara haber yayılmaya başladı: Deneme sınavı yapılacak.
Derse gelen her öğretmene deneme sınavının tarihini soruyorduk ama devlet sırrı gibi kimse söylemiyordu. Yayınevini soruyorduk, kimseden ses çıkmıyordu. Artık bütün yüklerimizin üzerine bir de endişe eklenmişti. Her sabah birileri sınıfa giriyor ve bağırıyordu:
-Arkadaşlaaar, Müdür Yardımcısı ile konuştum, deneme sınavı bugün olabilirmiş. 
Ertesi sabah bir başkası sınıfın ortasında bağırıyordu:
-Yakındaki bir okulda dün deneme sınavı yapmışlar yedinci sınıflara. Biz de olabiliriz. 
Servisle eve dönerken bile konu aynıydı. 
Rüyasında sınava giren arkadaşlarım bile oluyordu ve gün boyu etkisinden çıkamıyorlardı bu rüyanın. Uyumak benim için zorlu bir iş haline gelmişti. Gecenin bir yarısı uyanıyor ve yeniden uykuya dalıyordum. 
Günler böyle geçiyordu. Bir sabah uyandığımda alarmı duymadığımı fark ettim. Oysa alarm her sabah çalardı ve kapatmamak için kendimden uzağa koyardım. Telefonu elime aldığımda servisin kapıya gelmek üzere olduğunu fark ettim. Hızlıca toparlandım ve servise koştum kahvaltı bile yapmadan. Derse başlamadan önce herkeste bir suskunluk vardı. Kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. Neden böyleydi herkes, anlayamamıştım ki Müdür Yardımcısı elinde bir kutuyla sınıfa girdi. Öğretmen masasına oturdu ve kutunun içinden kitapçıkları çıkardı. Evet, büyük gün bugündü. Deneme sınavı yapılacaktı ve bazı arkadaşlarım heyecandan kıpkırmızı kesilmişti. Birileri de habire lavaboya gitmek için izin istiyordu. Kitapçıklar dağıtıldı sonunda. Soruları okumaya başladım ama hiçbir şey anlamıyordum. Hatta işaretlediğim sorulara yeniden dönüp bakınca silinmiş gibi görünüyordu, bir kez daha işaretliyordum. 
Kan ter içinde uyandım. Neyse ki rüyaydı her şey. Belki gerçeği daha da ürkütücüydü. İçimde tuhaf bir boşlukla okul hazırlıklarını tamamladım ve her günkü gibi okula ulaştım. Yol boyu yine sınavın bugün yapılacağı konusu da konuşulmuştu. 
Sınıfa girdiğimde müdür yardımcısının sınıfta olduğunu gördüm. Rüya devam ediyor olamazdı. Önünde bir poşet vardı ve poşeti açmaya çalışıyordu. Galiba beklenen gün gelmişti. Sınıfta herkes suskun, Müdür Yardımcısı’nı izliyordu. Sessizce yerime geçtim ama sanki yürüyen, oturan, bakan ben değildim de başka biriydi. Nihayet kitapçıklar dağıtılmaya başlandı. Artık sınavın yapılacağı kesinleşmişti ve hiçbir şekilde bu sınavdan kaçış yoktu. Bu esnada bazı arkadaşlar heyecandan terlemeye, titremeye başlamışlardı bazıları ise lavaboya gitmek için izin istiyorlardı. Sınıf, hiç olmadığı kadar sessiz ve gergindi. 
Yerinde duramayan, sürekli kapıyı açıp kapatan, birilerine sataşan, güldüğü zaman küçük dili görünen arkadaşların hepsi süt dökmüş kedi gibi masumdular. Ben, uzaktan nasıl görünüyordum bilmiyorum. 
Ders zili ile beraber sınav başladı. Her şeyi daha önce yaşamış gibiydim ve rüyamdaki sorunları yaşamaktan korkar olmuştum. Okuduğum şeyleri gerçekten de anlamakta güçlük çekiyordum ama en azından işaretlediğim şıklar kaybolmuyordu. Yaklaşık on dakika sonra etrafa sessizce bakıp devam etmeye karar verdim. Herkesin durumu perişandı ve bu beni biraz mutlu etmişti. Sayfaları öfkeyle çevirenler, silgiyi hunharca kullananlar, elindeki kalemiyle oynayanlar… Kendime inancım gelmişti, kitapçığa yeniden döndüğümde soruların bazılarını hatırladığımı fark ettim. Evet, rüyamda çözdüğüm, çözerken terlediğim sorulardı bunlar ve bazılarının cevaplarını hatırlıyordum. Sınav benim için eğlenceli bir hale gelmişti. Keyifle sayfaları çevirdim ve sınavımı tamamladım. 
Öğleden sonra herkes perişandı, ben hariç. Birkaç soru hariç tüm cevaplarımdan emindim ve kısa sürede popüler olmama yetmişti bu hava. Başka başka sınıflardan gelip bana kaç soru işaretlediğimi soruyorlardı, öğretmenler bile durumu fark etmişti. Sınıfta sorular çözülür, diye bekledim ancak sınav sonuçlarının ertesi gün ilan edileceği söylendi. 
Günlerdir beni yoran, geren, strese sokan şey bu sınav mıydı? 
Huzurlu bir akşam ve gece geçirdim. Nasıl uyuduğumu bilemeden sabah oldu. Neşeyle ve koşar adım gittim okuluma çünkü sınav sonuçları açıklanacaktı ve ihtimal ben zirvelerde olacaktım. İkinci ders sonunda nöbetçi öğrenci elinde bir kağıtla sınıfa girdi. Tam o girdiği anda zil çaldı ve öğretmen teslim aldığı kâğıdı masaya bırakarak dışarıya çıktı. Ön sırada oturan arkadaşlardan biri çığlık attı:
-Sınav sonuçları gelmiş ve ben ilk sıradayım.
Belki ben de ikinci sıradayım, diye kendime teselli verdim fakat kâğıda bakarak çığlık atanlar çoğalıyordu. İkinci, üçüncü, dördüncü, beşinci kişiler de belli olmuştu. Moralim bozulmuştu ama yine de sıramı merak ediyordum. Masanın kenarına yaklaştım ve listenin sonundaki adımı gördüm.
Soruları çözerken galiba rüyamın etkisine fazla kapılmıştım çünkü bazı soruları hiç okumadan işaretlemiştim. 
Şimdi bana düşen ikinci sınavı beklemekti sessiz ve üzgün. Neyse ki kimseler gelip sataşmamıştı. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder