ÇİĞDEM SOYDAĞ
İBRAHİM GÜL
KERİM YUVACI
DAĞHAN TOY
MEHMET TUĞRA AYDEMİR
ALİ ÇAĞHAN YILMAZ
SELİM ÇABUK
O yıl bahar erken gelmişti. Aylardan mart olmasına rağmen ağaçların neredeyse tamamı çiçek açmıştı. Eskiler sürekli söyler dururdu mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır, diye fakat bu mart başkaydı. Mart böyle devam edecekse nisan da temmuz ayı gibi geçer, diye düşündü. Sabah sabah bunları düşünmenin zamanı değildi. Bir an önce iş yerine gitmeliydi. Kahvaltı yapmadan evden çıkmazdı. Keşke ailem yanımda olsaydı en azından kahvaltıyı ben hazırlamazdım, diye içinden geçirdi. Ailesinin tekrardan yanına dönmesi haziranı bulacak gibiydi. Mutfağa geçti, birkaç yumurta haşladı. Zeytin, peynir, reçel, bal, tereyağı… Hepsinden bir parça aldığında doymuş oluyordu. Kalan yumurtaları israf olmasın diye yanına aldı. Öğlen yemeğinde bunları tüketebilirdi.
Dışarıya çıktığında saatine baktı, işe hayli geç kalmıştı. Taksi ile ancak yetişebilirdi. Bu esnada karşıdan geçen bir taksiye el işareti yaptı. Taksi anında yanına geldi ve yola koyuldular. Normalde iş yerine taksi ile en fazla yirmi dakikada ulaşması gerekiyordu fakat yola çıkalı yarım saat olmasına rağmen halen iş yerine ulaşamamıştı. Bir an şoförden şüphelendi. Acaba ücreti fazla almak için kendisini dolaştırıyor, uzak yollardan mı götürüyordu? Bu düşüncesini şoföre iletti:
-Biraz uzun sürmedi mi şoför bey?
Şoför cevap verme ihtiyacı bile hissetmemişti. Aradan birkaç dakika geçtikten sonra yine tekrar etti sorusunu:
-Biraz uzun sürmedi mi şoför bey?
Şoför geriye dönmeden dikiz aynasından bakarak konuştu:
-Siz galiba buralarda yabancısınız. Belirttiğiniz adrese gitmemiz en az iki saati bulur.
Bu sözleri duyunca adeta çıldırmıştı. Otobüse bile binse şimdiye kadar çoktan şirkete ulaşmıştı. Ne yapması gerektiğini düşünürken telefonu çaldı. Arayan patronuydu:
-Mahmut Bey, geciktiniz. Bu ayki ücretinize bu durumu yansıtmam gerekiyor.
-Efendim taksi ile geliyordum ama galiba bir sorun var, diyecekti ki patron devam etti:
-Bugün gelmeyin isterseniz. Hatta yarın da gelmeyin. Hatta ertesi gün de. Bu kadar sorumsuz bir çalışanla devam edemeyiz.
Sözler bittiğinde telefon kapanmıştı bile. Sadece kovuldun, dememişti patron. Zaten öyle kolay kovulacak biri olmadığını düşündü. Ben olmasam şirketin hesap kitap işlerini kim yoluna koyacak ki, dedi içinden. Bu esnada taksi durmuştu. Hiç tanımadığı yerlerdi burası. Araçlar azdı. Etrafta tek tük bina vardı. Bir tesisin önünde durmuşlardı. Şoför:
-Daha epey yolumuz var. İsterseniz kahvaltı yapalım.
-Ben kahvaltımı yaptım, dedi. İstersen sana haşlanmış yumurta ikram edebilirim. Yeter ki beni iş yerime yetiştir.
Şoför:
-Hangi iş yeri? Az önce konuşulanları ben de duydum. Artık işiniz yok ama ben size birazdan bir iş teklifinde bulunacağım.
Sabah uyandığında değişik bir mart olduğunu düşünmüştü ama işlerin bu kadar değişeceğini hiç hesaba katmamıştı. Sinirliydi fakat bir şey söyleyemiyordu. Bilmediği bir yerde, tanımadığı biriyle baş başaydı, üstelik işsizdi artık. Kendini biraz toparladı ve sakin olmaya çalışarak konuştu:
-Yaşadığım her şey sizin yüzünüzden. Sizden sadece beni iş yerime götürmenizi istemiştim. Siz şimdi bana iş teklifinde bulunacağınızı söylüyorsunuz. İşiniz olsa taksi şoförlüğü yapmazdınız sanırım. Lütfen alay etmeyi bırakın ve beni ya iş yerime ya da yeniden evime bırakın.
Şoför bir kahkaha attı ve ekledi:
-Halen iş yerim diyor gariban. İş yerin ha? Aslında sen epey komik bir adamsın. Ben patronun olsam sırf bu yüzden seni işten kovmazdım komik adam.
Elleri titriyor, gözlerinin önün kararıyordu. Şoför devam etti:
-Sen bu araca binerken dikkat ettin mi? Aslında ben taksici filan değilim. Hayatının fırsatı kapının önüne gelmiş senin tavrına bak. Sen benim kim olduğumu bilmiyorsun galiba. İyice bak, belki tanırsın.
Bu sözler üzerine şoföre dikkatle baktı. Bir yerlerden tanıyor gibiydi ama nereden.
-Hiç yabancı değil yüzünüz evet, dedi. Nereden tanıdığımı çıkaramadım.
Şoför bir kahkaha daha attı ve devam etti:
-Az önce seni kim aramıştı?
-Patronum.
-Peki şirketin sahibi kim, patronun mu?
-Hayır, şirketin sahibi başka biri. Patronum sadece şirketten sorumlu müdür.
-Peki daha önce hiç şirketin sahibi ile karşılaştın mı?
-Evet, bir defasında şirket yemeğinde birlikteydik ama patronumuz çok yakınında görünmemizi istememişti. Çok sinirli bir adam olduğunu söylemişti.
Bu sözlerden sonra tekrar şoförün yüzüne baktı:
-Yoksa, yoksa siz?
-Evet, şirketin sahibi benim. Şimdi patronunu arayalım mı?
Şaşkındı bu gelişmelerden sonra. Patronu arasa da ne diyecekti ki?
-Siz arayın lütfen ve işime son vermemesini söyleyin, dedi.
Bunun üzerine şirketin sahibi olduğunu söyleyen şoför telefonundan patronu aradı.
-Küçük bir iş değişikliğini haber vermek için arıyorum seni. Artık şirketin patronu az önce kovduğun çalışanın olacak. Sen ise onun yerinde çalışacaksın.
Patronun ne anlattığını ne söylediğini duymuyordu bile. O sırada etrafa baktı. Hava hayli ısınmıştı. Değişik bir marttı bu. Mart böyle olursa nisan galiba temmuz ayı gibi geçecekti. Şirketin sahibine bir şeyler içmeyi, yemeyi teklif etti fakat şirketin sahibi:
-Haşlanmış yumurtadan başka bir şey yemeyeceğim, sen de zaten tok olduğunu söyledin, dedi.
Aylardan mart olmasına rağmen ağaçların neredeyse tamamı çiçek açmıştı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder