18 Şubat 2026 Çarşamba

ÇIRAK

 

ÇİĞDEM SOYDAĞ
İBRAHİM GÜL
KERİM YUVACI
DAĞHAN TOY
MEHMET TUĞRA AYDEMİR
ALİ ÇAĞHAN YILMAZ
SELİM ÇABUK

Bir zamanlar İzmir’de bir bakkalın çırağıydım. O zamanlar 11, 12 yaşlarındaydım. Ailemin ekonomik durumu o kadar kötüydü ki bir yerde çalışmam ve aile bütçesine katkıda bulunmam gerekiyordu. Bu isteğimi söyleyince babam beni tanıdığı bir bakkala çırak olarak vermişti. Bu bakkalın sahibi, eski okulumdan arkadaşımın babası olan Hüseyin amca idi. Beni daha burada çalışmaya başlamadan önce de çok severdi, zaten babamla da tanışıyordu. Biraz da bu bağlantılar yüzünden benim haftalığıma fazladan para ekliyordu.  Bakkal o kadar küçük ve kalabalıktı ki iğne atsan yere düşmeyecek gibiydi. Bu yüzden müşterilerin istediklerini çoğu zaman ya bulamıyorduk ya da bulmamız uzun sürüyordu. O yıllarda henüz marketler olmadığı için bakkala her tür insan geliyordu. Zengin, fakir ayrımı olmadan her statüden insan bu bakkalın müşterisiydi. 
Boş zamanlarımda ya da izinli olduğumda ara sıra arkadaşlarımla maça devam ediyordum. Bir gün bakkala gelen bir kulüp çalışanı beni tanıdı:
-Sen geçen gün halı sahada futbol oynayan çocuk değil misin, diye sordu.
Maçlarımızı kimsenin izlediğini düşünmüyordum ama demek ki izleniyormuş. Ardından devam etti:
-Oyun tarzını çok beğendim ama o gün işim vardı ve maçın sonunu beklemeden ayrıldım. Tanışmak bu güne nasipmiş. Dilersen yarınki deneme antrenmanına katılabilirsin bizim kulüpte.  
Teklifini hemen kabul ettim. Bu benim için eşsiz bir fırsattı ve belki de hayatım değişecekti. Deneme antrenmanına gitmeyi iple çekiyordum. Bakkal Hüseyin amca da bu teklife çok sevinmişti. Akşam eve gidince aileme de bu durumdan bahsettim. Babam şiddetle karşıydı bu antrenmana katılmama. Futbolu sevmiyor ve tehlikeli olduğunu söylüyordu. Üzüldüğümü görünce izin verdi fakat yine de çok gönlü yok gibiydi. 
Gece boyunca gözüme uyku girmemişti.  Sabah kahvaltımı hızlı bir şekilde yaptım ve hemen otobüs durağının yolunu tuttum. Otobüs durağına erken gitmiş olacağım ki yarım saat kadar otobüsü bekledim. Otobüs sonunda görünmüştü ve heyecanla otobüse atladım. Birkaç sokak sonra yanlış otobüse bindiğimi fark etmiştim ama artık çok geçti.  Otobüs, gideceğim yerin tam ters istikamete doğru ilerliyordu. Geçen her dakika antrenmanın yapılacağı yerden biraz daha uzaklaşıyordum. Durumu otobüs şoförüne anlattım hızlıca ve bana yardımcı olmasını istedim. Bir durak sonra beni otobüsten indirdi ve binmem gereken otobüsün numarasını söyledi. Otobüsten indiğimde antrenmana daha bir buçuk saat vardı. En azından iki saat erken çıkmıştım ki ne olur ne olmaz diye. İyi ki erken çıkmışım, diye düşündüm. Çok beklemeden diğer otobüs yolun ucunda göründü. Bir kez daha aynı şeyleri yaşayamazdım ve otobüsün numarasına birkaç kez baktım. Otobüse binerken de şoföre sordum geçtiği güzergahı. Otobüs çok beklemeden hemen hareket etti. Dakikaları saymaya başladım ki yaklaşık yarım saat sonra antrenmanın yapılacağı yere varmıştım. Heyecanla otobüsten indim. 
Antrenmanın başlamasına halen vakit vardı ve kahvaltı yapmadığımı hatırlatıyordu midemden gelen sesler. Aç karnına da spor yapılmazdı, tok karnına da. Bu dengeyi ayarlamam gerekliydi. Kulübün kantinine gittim ve cebimdeki parayı hesap ederek atıştırmalık bir şeyler aldım. 
Deneme antrenmanına daha on beş dakika vardı. Çok heyecanlanmıştım. Sahaya çıkacaktım ama önce kimlerle görüşmem gerektiğini bilmiyordum, şaşkın şaşkın etrafa bakıyordum ki karşımda antrenörü ve yardımcısını gördüm. Beni çok güzel ve nazik bir şekilde karşıladılar. İçimden bir ses takımın altyapısına seçileceğimi söylüyordu. Kendime çok güveniyordum. 
Antrenman zamanı geldi çattı. Antrenmana kendi yaşıtlarımla başladım. Ama bu çok uzun sürmedi. Antrenör benim oynayışım karşısında büyülenmişti ve beni daha büyük yaşlarda olan oyuncuların antrenmanına da gelmemi istedi. Ben de izin verirseniz tabi ki gelirim, dedim. Antrenman bitince antrenör benimle konuşmak istediğini söyledi. Bana çok başarılı bir oyuncu olabileceğini söyledi. Bunun için çok çalışmam gerekiyordu. Antrenöre ailemin durumundan bahsettim. Çalışmam gerektiğini ve aileme katkıda bulunmamın şart olduğunu söyledim. Antrenör bir süre düşündü ve takım olarak aileme ekonomik destek yardımı yapabileceklerini bildirdi, artık bakkala gitmek yerine buraya gelebileceğimi söyledi. Her gün antrenmana katılmam gerektiğini, başarıya giden yolun disiplinden geçtiğini söyledi. 
Antrenmanlara aylarca gittim ve bolca emek harcadım. Bir antrenman dönüşü Bakkal amcaya uğradım ve yeni hayatımdan bahsettim ona. Zaten çırağa ihtiyacı olmadığını söyledi. Müşteriler azalmış, etrafa başka bakkallar ve marketler açılmıştı. Bakkaldaki ürünlerin sayısı da azalmıştı:
-Senin adına çok sevindim, dedi. Senin başarılı bir oyuncu olacağına inanıyorum. Daha önceden yani işlerim iyi iken çok çırak yetiştirdim ancak ilk kez bir çırağım futbolcu olacak, peki seni ne zaman televizyonlarda izleyeceğiz, dedi.
-Henüz çok uzağındayım televizyon maçlarının ancak biraz daha büyüdükten sonra sahadan sana selam bile gönderirim amca, dedim. 
Ailem, özellikle babam durumdan çok memnundu. Hayatım düzene girmişti ve geleceğe dair plan yapıyordum sürekli. Halen maçlara, antrenmanlara otobüsle gidiyordum ama biliyordum ki bir gün kendi arabam olacak ve onunla gideceğim her yere. 
Zaman çok çabuk geçti. Gerçekten de başarılı bir oyuncuydum ve büyük kulüplerin tamamının gözdesiydim. Ta ki o kazaya kadar. Oyunculuk kaderimi belirleyecek o maçta oldu ne olduysa. Rüzgâr gibi esiyordum ve tribünler adımı haykırıyordu durmadan. Top ayağıma gelir gelmez rakip takımın kalesine doğru tek başıma ilerliyordum. Takımım 3-0 öndeydi. İlk yarının bitmesine beş dakika kala 4. gole doğru koşuyordum ki ani bir sarsıntı ile kendimi yerde bulmuştum. Başımın üzerinde yıldızlar dönüyor, gözlerim kararıyordu. Alkışlar, ıslıklar siren sesine karışıyordu. Futbol hayatım orada, o maçta bitmişti. Hayallerim bitmişti. Babamın en korktuğu şey başıma gelmişti. Aylarca hastanede kaldıktan sonra yeniden ayağa kalktım. Artık futbola devam etmem mümkün değildi. Hüseyin amcanın bakkalının önünden geçerken bakkalın penceresinde bir yazı gördüm: Devren Satılık. O güne kadar biriktirdiğim ufak tefek para ile bakkalı satın aldım. 
Şimdilerde bir çırağım var ve en büyük hayali bir futbolcu olmak. Ailesine ekonomik katkıda bulunmak için yanımda çalışmaya başladı. Futboldan uzak durmasını söylüyorum ama pek de dinlemiyor sanki. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder