Selim Çabuk
Tuğra ve Kerim'in en sevdiği şey yaz akşamlarında mahallede dolaşmaktı. Sokak lambalarının altında sohbet etmek, balkonlarda oturan insanlara selam vermek, uzaktan şehrin ışıklarını izlemek onlar için büyük bir keyifti. Yine bir yaz akşamıydı ve yine akşam gezisindeydi iki arkadaş. Hava hafif rüzgarlıydı ve sokak lambaları yeni yanmıştı. Bu kez yolu biraz uzatarak yeni mahalleler keşfetmek istiyorlardı. Daha önce hiç görmedikleri eski boş bir evin önünden geçiyorlardı ki bir an evin içinde bir gölgenin hareket ettiğini gördüler. İkisi de irkilmişti, oldukları yerde durdular. Kerim fısıldadı:
-İçerde biri var galiba.
Tuğra dikkatlice ama biraz da korkuyla bakıyordu. Perde sanki hareket ediyordu fakat içerisi tam görünmüyordu. Bir süre kapının önünde beklediler. Bu esnada biraz cesaret de gelmişti iki kafadar arkadaşa. Kerim, kapıyı hafifçe itti, kapı zaten açıktı. Bunu yapıp yapmamak hususunda endişeleri vardı ama merak duygusu üstün geliyordu. Göz göze geldiler ve başlarıyla birbirlerini onayladılar, içeriye girmeye karar vermişlerdi.
İçeri girdiklerinde yerde ayak izleri vardı. Sokak lambası tam olarak evin içine düştüğü için tozlu zeminin üzerindeki ayak izleri taze görünüyordu. Yine iki arkadaş göz göze geldi ve başlarıyla birbirlerini onayladılar. İzleri takip etmeye başladılar. Sessiz olmak için çaba gösteriyorlardı fakat zemindeki tahtalar arada gıcırdıyordu. İzler evin arka bahçesine açılan kapının önünde bitmişti. Kapıyı usulca açtılar. Kapının tam önünde sarı bir kedi oturuyordu. İki arkadaşın kapıyı açması onu hiç şaşırtmamış, korkutmamış gibiydi. Kedi evcil olmalıydı çünkü boynunda parlak bir tasma vardı. Muhtemelen sahibi şimdi bu kediyi arıyordu.
Kerim usulca kediye eğildi ve fısıltıyla konuştu:
-Demek gölge sendin, korkuttun bizi dostum.
Tuğra gülümseyerek kediyi kucağına aldı. O sırada karşı evin balkonundan bir kadın seslendi:
-Limon! Buralarda mısın kuzum?
Kedi bir anda hareketlendi ve kulaklarını sesin geldiği yöne dikti, hemen miyavladı. Kadın balkonda görünmüyordu artık, koşarak gelmişti. Nefes nefese konuşuyordu:
-Bir an çok kötü hissettim kendimi. Limon benim kedim. Az önce balkondan atladı ve kayboldu. Nerede olduğunu, nereye gittiğini anlayamadım. O, çok ürkek bir ev kedisi. Öylesine sesleniyordum sağa sola, nihayet buldum onu.
Tuğra ve Kerim hiçbir şey demeden birbirlerine baktılar. Tuğra konuştu:
-O zaman bize müsaade, size de kedinizle iyi günler dileriz teyze.
Kadın kediyi kucağına almıştı ve kedi gayet keyifli görünüyordu. Kapıdan çıkarken devam etti kadın konuşmaya:
-Sizin girdiğinizi görmesem tek başıma buraya gelip kedimi alamazdım. Burası beni ürpertiyor biraz. Tekrar teşekkür ederim.
Karşılıklı iyi akşamlar diledikten sonra iki arkadaş kendi mahallelerine doğru yola koyuldular. İyi bir şey mi yapmışlardı, kötü bir şey mi bu eve girmekle? Kafaları biraz karışıktı. Çok farklı şeyler de yaşayabilirlerdi ama netice olarak kayıp bir kedinin bulunmasına vesile olmuşlardı.
Kerim:
-Bugün de boş geçmedi, dedi. Akşam akşam iyi sevap kazandık galiba.
Tuğra başını salladı.
-Evet.
Her ikisinin içinde de hem küçük bir sevinç hem de huzursuzluk vardı. Başka mahallelerde akşam gezisi yapmak iyi bir fikir değildi. Üstelik boş bir evin kapısını aralamak...
Tuğra:
-Kendi mahallemizin dışına çıkmayalım bence artık, dedi. Korktuğum için demiyorum bunu ama içimde garip bir huzursuzluk var.
Kerim:
-Sen söylemesen ben söyleyecektim bunu, dedi.
Hava tamamen kararmıştı. Vedalaşıp evlere dağılma vakti gelmişti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder