Semih Yılmaz
Mevsimleri anlamak çok zor. Mesela kış mevsimi yaklaşıyor ve olanca kalın yünlü giysileri çıkarıyorsunuz dolaptan. Soğuk olacak düşüncesiyle giyiyor ve dışarıya çıkıyorsunuz fakat “yazdan kalma bir gün” diyorlar sonra ve ter içinde dönüyorsunuz eve. Ya da nasıl olsa yaz mevsimi deyip incecik kıyafetlerle dışarıya çıktığınız bir gün, donma tehlikesi atlatıyorsunuz.
Eskiden de böyle miydi bilmiyorum ama son yıllarda sanki tabiat hastalanmamız için elinden geleni yapıyor. Hele de bahar mevsimlerinde. Sonbaharın hemen başında şubat soğuklarını yaşıyoruz. Şubat ortasında nisan sıcağını. Bu da yetmiyor nisan ayında yeniden kışa dönüyoruz. Hadi biz küçük hastalıklarla atlattık diyelim ya bitkiler, ağaçlar, kuşlar? Şubat ayında güneşe aldanan ağaçlar aniden çiçeğe duruyor ve bir hafta sonra ayaz vuruyor hepsini. Ya da yumurtadan çıkan güvercinler, serçeler soğuklarla beraber telef olup gidiyor. Tabiatın dengesi bozuldu kısacası. Peki ama bu dengeyi bozan kim ve tabiat bunu yeniden sağlayabilecek mi? Birkaç sene öncesine kadar küresel ısınma nedeniyle yağışların tamamen tükendiği ülkemizde bu sene hayli yağış var. Isı dengesine rağmen en azından su sorunumuz olmayacak diye ümitleniyoruz. Belki de tabiat ana kendi dengesini kurmak adına gelgitler yaşıyor ve bize de yaşatıyor. Belki de sonraki dönemlerde yeniden mevsimler yerini bulacak ya da mevsimler birbirine geçecek.
Her durumda ettiğimizi çekiyoruz. Bilinçsizce tüketilen suların, yok edilen ormanların ve yeşil alanların karşılığını tabiat bize bu dengesiz tavrıyla ikaz ediyor. Elbette anlayabilenler görebiliyor onun bu tavrını ve anlayabilenler okuyabiliyor onun bize söylediklerini. Mevsimler ve havalar sürekli bizimle konuşuyor, bize bir şeyler söylüyor. İyi dinlemek lazım.
Eskiden de böyle miydi bilmiyorum ama son yıllarda sanki tabiat hastalanmamız için elinden geleni yapıyor. Hele de bahar mevsimlerinde. Sonbaharın hemen başında şubat soğuklarını yaşıyoruz. Şubat ortasında nisan sıcağını. Bu da yetmiyor nisan ayında yeniden kışa dönüyoruz. Hadi biz küçük hastalıklarla atlattık diyelim ya bitkiler, ağaçlar, kuşlar? Şubat ayında güneşe aldanan ağaçlar aniden çiçeğe duruyor ve bir hafta sonra ayaz vuruyor hepsini. Ya da yumurtadan çıkan güvercinler, serçeler soğuklarla beraber telef olup gidiyor. Tabiatın dengesi bozuldu kısacası. Peki ama bu dengeyi bozan kim ve tabiat bunu yeniden sağlayabilecek mi? Birkaç sene öncesine kadar küresel ısınma nedeniyle yağışların tamamen tükendiği ülkemizde bu sene hayli yağış var. Isı dengesine rağmen en azından su sorunumuz olmayacak diye ümitleniyoruz. Belki de tabiat ana kendi dengesini kurmak adına gelgitler yaşıyor ve bize de yaşatıyor. Belki de sonraki dönemlerde yeniden mevsimler yerini bulacak ya da mevsimler birbirine geçecek.
Her durumda ettiğimizi çekiyoruz. Bilinçsizce tüketilen suların, yok edilen ormanların ve yeşil alanların karşılığını tabiat bize bu dengesiz tavrıyla ikaz ediyor. Elbette anlayabilenler görebiliyor onun bu tavrını ve anlayabilenler okuyabiliyor onun bize söylediklerini. Mevsimler ve havalar sürekli bizimle konuşuyor, bize bir şeyler söylüyor. İyi dinlemek lazım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder