23 Mayıs 2026 Cumartesi

FARKLI BİR HAYAT, BAŞKA BİR DÜNYA

 Reyhan Veske
 
 1. Bölüm: Issızlıkta Bir Hayat
 
 
Bu mağarada neden yaşadığını bilmiyordu. Zaten yaşanacak daha başka bir yer var mı, onu da bilmiyordu. Birkaç büyük ağaç kovuğunda yaşamayı düşünmüştü ama uzanıp yatamıyordu bu tür yerlerde. Mağarası oldukça konforluydu. En azından öyle düşünüyordu. Üstelik dostu olmayan yırtıcı hayvanlara karşı korunaklıydı. Dostu edindiği bir köpek ve zor zamanlarda ortaya çıkan bir peri dışında kimsesi yoktu. Köpeği, yanından ayrılmıyor, tehlikeli zamanlarda ona yardım ediyordu. Peri ise korktuğunda ve karar vermesi gerektiğinde ona yol gösteriyordu. 
Zedes, büyüdükten sonra kendinde bir gariplik hissetmişti. Ne periye benziyordu ne de köpeğe. Üstelik kuşlara ya da zararsız hayvanlara bakıyordu hepsinin kendine benzeyen bir ailesi vardı ama Zedes’in yoktu. Kendisi gibi iki eli ve ayakları olan, dik yürüyebilen ve ellerini kullanarak her şeyi yapabilen canlılar olmalıydı etrafta ama yoktu. 
Zedes bunu düşündükçe sıkıntıları daha da artıyordu. Onun bu halini gören peri durumu anlamıştı. Zedes’e:
-Senin de bir ailen olması gerektiğini düşünüyorsun, değil mi dedi. Biz senin arkadaşınız ama ailen değiliz. 
Zedes:
-Büyüdükten sonra bu eksikliği çok hissetmeye başladım. Sence var mıdır benim ailem, diye sordu. 
Peri, bu sorunun cevabını biliyordu. Gerçekleri olduğu gibi anlatsa Zedes incinebilirdi. Bu gerçeği kabul edebilecek olgunlukta değildi Zedes. Üstelik şöyle bir sorun vardı: Zedes ailesine ya da ona benzeyen birileri ile yaşamaya başlayınca perinin görevi bitmiş olacaktı. Periyi yalnızca Zedes görebiliyordu çünkü. Bir de Zedes’in köpeği.
Yıllar önce bu ıssız doğada bir nehrin kenarında rastlamıştı peri Zedes’e. Yanındaki köpek o zamanlar da vardı ve daha gençti. Zedes’i yırtıcı hayvanlardan koruyor ve ona yiyecek getiriyordu. Zedes buraya nasıl gelmişti, kim getirmiş ya da bırakmıştı, buna dair hiçbir fikri yoktu. Belki ailesi kaybetmişti onu belki de Zedes de bir peri çocuğuydu. Perilere çok benzemese de başka bir açıklaması yoktu bunun. Bunları anlayabilecek yaşlarda değildi Zedes. Peri:
-Seninle uzun bir yolculuğa çıkabiliriz, dedi. Tehlikeli ve uzun bir yolculuk. Belki aileni buluruz ya da ailene dair bir şeyler öğrenebiliriz ancak burası ile vedalaşman gerek. Belki de buraya hiç dönemeyebiliriz. 
Zedes bir süre düşündükten sonra bu fikri kabul etti. Köpeğinin başını eliyle sevdi. Köpeğini de yolculuk boyunca yanında götürecekti. Yanına yiyecek ve giyecek almak gibi bir lüksü yoktu çünkü ne bulursa onu yiyordu ve giysi olarak üzerinde bitkilerden, sazlardan ördüğü bir kıyafet dışında bir şey yoktu. 
Ertesi gün güneş doğmadan peri Zedes’i uyandırdı:
-Yolculuk vakti, haydi gidiyoruz. 
Peri önde, Zedes ve köpeği arkada güneş tepeye dikilineceye kadar  yürüdüler, yürüdeler. Sadece kayalıklar ve bitmek bilmeyen bir yeşil dünyanın içindeydiler. Peri olmasa Zedes hep aynı yerde dolaştıklarını düşünecekti ama peri yolu biliyor olmalıydı. Bir akarsu kenarında dinlenmesi gerekiyordu Zedes’in. Etraftan yiyebileceği bitkileri topladı, dereden su içti. Köpeği kendi başının çaresine bakabiliyor, hayatta kalabilecek kadar avlanabiliyordu. Güneşin sıcak etkisi azaldığında yeniden yola çıktılar. Yalnızca akarsu kenarından yürüyordu peri bu kez. Akşama doğru yaklaştıklarında akarsunun kocaman bir nehre karıştığı yere ulaşmışlardı. Nehrin hemen kenarında değişik bir cisim gördü Zedes. Mağarasına benziyordu ama taştan değildi. Üstelik kapısı, penceresi vardı. İyice yaklaştığında buranın içinde yatabileceğini ve uyubileceğini düşündü. Hatta tekrar mağarasına dönmek yerine burada yaşayabilirdi. Oturabileceği, yatabileceği garip yerler vardı bu şeyin içinde. Etrafı biraz kurcaladığında keskin bir alet buldu. Bununla ağaçları, bitkileri kesebilirdi. Biraz daha bakınca mızrağa benzeyen bir şey daha buldu. Bunların ne işe yaradığını düşünüyordu ki peri:
-Bu nehirde çok büyük balıklar var. Dilersen bu aletlerle balık avlayabilir ve değişik bir ziyafet çekebilirsin kendine. Hatta köpeğin için de iyi olur bu, dedi.
Zedes birkaç başarısız denemeden sonra kocaman üç balık avladı. Mağaradan ayrılırken yanına ateş almamıştı. Ateşin sönmesi ya da olmaması onun için çok büyük bir dertti. Bazen saatlerce ateş yakmak için yeniden uğraşıyordu çünkü ancak odunları birbirine sürterek ya da yıldırım düşmüş bir yerlerden ateş elde edebiliyordu. 
Balıkları çiğ de yiyebilirdi ama pişirmek istedi. Bu sırada peri:
-Burada ateş için çaba sarf etmene gerek yok, dedi. 
İçinde bulundukları yerde bir çekmece gösterdi ve oradaki küçük çubukları kullanabileceğini anlattı. Biraz nemli de olsa bir kutu kibrit vardı burada ve kibritlerin yarısı ateş yakma çabasıyla boşa gitmişti. Tam Zedes vazgeçecekti ki kibritlerden biri yandı. Bu, büyük bir olaydı Zedes için. Hiç bu kadar kolay ateş yakmamıştı. Kocaman bir ateş yaktı dışarıda ve balıkları pişirdi. Köpeğinin de kendisinin de karnı doymuştu. Hava kararmıştı, bu yeni mekana girerek derin bir uykuya daldı Zedes. 
Günün ilk ışıklarıyla uyandığında hayli mutluydu. Dün yediği balıkların lezzeti halen aklındaydı. Biraz daha burayı kurcalamak gerektiğini düşündü. Büyük bir sandığın içinde değişik şeyler buldu. Bunlar kolları, bacakları olan kıyafetlerdi. Birkaçını acemice üzerinde denedi. Çok mutlu olmuştu. Biraz değişik kokuyordu bu giysiler fakat önceki giydiklerine göre çok güzeldi. Peri, onu bu halde görünce sevindi:
-Kıyafetlerin çok yakışmış, dedi. Sonra da dünden beri konakladığı bu şeyin aslında küçük bir gemi olduğunu söyledi. Yıllar önce terk edilmiş ve kimi yerleri kırılmış, çürümüş, paslanmış bir gemi. 
Zedes, burada sonsuza kadar yaşayabilirdi. Peri, bu kadar çok şeyi nereden biliyordu? Zedes, kendisine dair de başka şeyler bildiğinden şüphelenmeye başladı perinin. Neyse ki yanındaydı onun ve güven veriyordu ama her şeyi anlatmadığı belliydi. Zedes periye:
-Bir süre burada yaşamak istiyorum, dedi. Eğer senin için de sorun yoksa. 
Peri bu fikre sıcak baktı. Köpek ise zaten halinden memnundu. Bir süre etrafı tanımak gerekecekti. Burada yeni bir hayat kurabilirdi. En azından bir süreliğine Zedes, kendisine bir aile bulma fikrini unutmuş gibi görünüyordu. 
 
 2. Bölüm: Arayışa Kısa Bir Mola
 
Devam edecek 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder