deneme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
deneme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Aralık 2025 Cumartesi

T HARFİNDE TÜKENMEK

 Feyza Duran

Kaldıralı çok olmuştu saltanat. Bütün tarih kitaplarında vardı böyle bir rivayet. Birkaç kitaba daha bakacaktı ki karşısına çıktı birdenbire Tevrat. O sırada duvardaki yazıya gözü takıldı, ne güzel süslemişti hattat. Kitaplar duvarda sıralı duruyordu kat kat. Neyse ki kitaplara geçilmiş ve eskilerde kalmıştı kil tablet. Kitaplara baktı hepsi ona dönmüştü sanki sırt. Kitaplarının önünde kendisini bekliyordu sandalye ama sanki sandalye değildi bekleyen bir taht. Tahtının kenarında dünden beri duruyordu buruşmuş mont. Oysa ucuz bir mont değildi şimdi artmıştır diye düşündü bunun da fiyat. 
Her şeyi bırakıp okumalı, yazmalı ve biraz da üretmeliydi sanat. Durmadan değişiyordu takvimler ve çalışıyordu saat. Yerine geçti, bir kitap aldı ve oturdu sandalyesine rahat rahat. Kimseler gelsin istemiyordu o akşam evine, kapı çalındı fakat. Açmalı mıyım diye düşündü, içi etmedi rahat. Kapı vuruluyordu ve kalmamıştı okumaya, yazmaya dair içinde tat. Şeytan diyordu ki kapıyı aç ve bir kitabı önünde duran kişiye fırlat. Usulca yerinden kalktı, kapıyı açtı fakat kimse yoktu heyhat. Böyle olmamalıydı hayat. Bir şeyler içmeliydi olsa da bayat. 

27 Kasım 2025 Perşembe

BÖCEKLER İÇİNDE BİR BÖCEK

Ahmet Emir Koç

Çoğu insan böcek görmekten nefret eder. Bazıları köpekten, kediden korkmadığı kadar küçücük böceklerden korkar. Aslında normal bir korku değil bu, kimileri ürperiyor kimileri ise tiksiniyor böceklerden. Bazıları korkularını bastırarak öldürüyor böcekleri. Şu kocaman dünyada her şeye, herkese yer var fakat küçücük böcekler sığmıyor sanki. Oysa onlar evimizin en görünmeyen yerinde yaşıyorlar, dolaplarımızın en dibinde, mutfağın en kuytu yerinde. Evimizde olmayanlar ise toprağın altında, ağaçların gövdelerinde kısacası göremeyeceğimiz yerlerdeler. 
Gariban bir böcek yanlışlıkla sınıfın ortasına düştüğünde başına gelmeyen kalmıyor. Çığlık atanlar, sıraların üstüne çıkanlar, koşup süpürge getirme derdinde olanlar… Bir kahraman gibi davrananlar ise matematik ya da Türkçe kitabıyla böceği ezmeye çalışıyor. Oysa küçücük bir böcek işte. 
En korkutucu olan böcek türü ise galiba örümcek. Örümcek Adam filminin konumuzla alakası yok. Bildiğimiz örümcekten bahsediyorum. Evlerin köşelerini işgal eden ve bir bayrak diker gibi ağ ören örümcek. Üç gün uğranmayan her yerde bağımsızlığını ilan eden örümcek. Ağını örerek avını bir kenarda bekleyen örümcek. 
Aslında şehirlerdeki örümceklerin çoğu zehirsiz fakat yine de görünüşü korkunç. Kaç tane ayağı var sayamadım şimdiye kadar. Sekiz ayağı varmış, bunu öğrendim fakat ya gözleri? Gözlerini görecek kadar yakından bakamadım hiç. Ya da inceleyecek kadar samimi olmadık onunla. 
Durup dururken tepeden paraşütçü gibi tepemize inmeye çalışan bir böcek, örümcek. 
Bazen ansızın saçımda yürüdüğünü hissediyorum ve çılgınca elimi saçlarıma götürüyorum. Bazen yaz günlerinde kolumda bir hareketlilik olduğunda gözlerim onu arıyor ve diğer elimle şaplağı indiriyorum koluma. Uzaktan beni görenler kendi kendime dayak attığımı zannediyor. Örümcek, küçücük bir böcek fakat zihnimde çok yer tutuyor. Tozlu ortamlarda aklıma gelen ilk o oluyor ya da bir yerde sanatsal eserini gördüğümde sanki beni izliyormuş hissine kapılıyorum. 
Şayet bu yazıyı okuyabilecek bir örümcek varsa ona sesleniyorum: Benden sana av olmaz. Git ve kendinden daha küçük canlılarla uğraş. Peşimi bırak, evimden uzak dur. Okulun bahçesindeki demirleri de işgal etmekten vazgeç artık. Sana saygı duyuyorum ama sen de bana saygı duymalısın. Anlıyor musun beni örgü ustası küçük örümcek?

13 Eylül 2025 Cumartesi

ZAMANA DAİR



Zeynep Ayten   

                                                                            Nedir zaman, nedir?
                                                                            Bir su mu, bir kuş mu?
                                                                            Nedir zaman, nedir?
                                                                            İniş mi, yokuş mu?

                                                                                        Necip Fazıl Kısakürek
Zaman… Sahip olduğumuz en büyük hazine olmasının yanı sıra değerini de en az bildiğimiz şeylerden biri aslında. Bir eşya kırıldığında tamir edilebilir, para kaybedildiğinde tekrar kazanılabilir, dostluklar bittiğinde yenileri gelir. Fakat geçen bir saniye geri gelmez. Belki de zamanı bu kadar değerli kılan şey geri alınamaz oluşudur.
  İnsanoğlu, “Bugünün işini yarına bırakma.” sözünü çokça işitmiştir. Fakat bu sözün kıymetini bilip hayatına nakşedenlerin sayısı neredeyse parmakla sayılabilecek kadardır. Çoğu insanın düştüğü "Ne de olsa vaktim var, yarın yaparım." düşüncesi ne kadar yaygınsa o kadar da yanlıştır. Hayatın bize nerede sürpriz yapacağını bilemeyiz. Ve bu sürprizler çoğu zaman bize zamanın değerini acı bir şekilde öğretir. 
  Zamanı verimli kullanmak, sürekli çalışmak; hiç durmadan, dinlenmeden üretmek de değildir. Bazen dostlarla edilen samimi bir sohbet, bazen hafif bir müzikle izlenen günbatımı, bazen aileyle kurcalanan albüm sayfaları, bazen de sessizlikte aralanan kitabın yapraklarıdır kaliteli vakit geçirmek. Önemli olan çok çalışmak değil verimli çalışmak, o anın kıymetini bilerek yaşamaktır aslında.
  İnsan zamanın değerini birkaç dakikayla anlar bazen. Mesela sınavdan önce yaptığımız son tekrar başarının anahtarı olur. Veya bir yolculuğa çıkarken sadece birkaç dakikalık gecikme ne zamandır hayalini kurduğumuz fırsatları elimizden almıştır. Bazen birkaç dakika, saatlerden daha önemlidir insan için.
  Kısacası zaman, sadece saat ve takvimlerin gösterdiği bir zaman ölçüsü değildir. Zaman, insan hayatının en önemli etkenlerinden biridir. Onu verimli kullanan; hayatını güzelleştirir, hem kendinin hem de hayatının kıymetini anlar. Kullanamayan ise her gece başını yastığa koyduğunda, geçmişine dönüp baktığında ‘keşke’ demekten alamaz kendini.
  Unutma; her kayıp geri gelir, zaman hariç. Peki ya sen bugününü anlamlı kıldın mı, yoksa yarına mı bıraktın?