deneysel yazı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
deneysel yazı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Aralık 2025 Cumartesi

E/BEDİ

 Nil Ateş
Ebedi bir tutsaklıktı o harf görünümündeki zelzele. Nereye baksa kafasında uğulduyordu çığlıklar. Hiç bitmeyen bir işkence. Her bakışında her duyduğunda zihnini daha çok sarsıyordu şu bitmez silinmez leke. Adı bile rahatsız ediciydi, “e” hangi dahi icat ettiyse.
Ama karar vermişti onu bu harften kurtaracak ilacı bulacaktı işte. Ebru gelmişti aklına ilk önce. Ama korkuyordu e ile başlayan her şeye. Sanata ilgisi olsa dahi cesaret edemedi bu işe. 
O an aydınlandı bir evde yaşaması onu rahatsız ediyordu sadece. Evden kurtulursa “e”den kurtulacaktı kesinlikle. 
E ile karşılaşmaması için bir liste çıkaracaktı, gitmeden önce. Ama kedi aklına geldi ilkönce. Çünkü ikinci harfi oydu işte. Gitti yerde kedi olmamalıydı, yazdı listesine. Diğer bir fikirse yemek olmamalıydı gittiği yerde.  Hem de o değişik harf iki taneydi bu sözcükte. Hiç yemek yemeyecekti gittiğinde

N'DEN YAZDIM

 Baha Kayhan
Bu hikâye bana kalmıştı bir yaz gününden. Bilmiyorum başka şey kalmadı bana neden. Bunu yazmak zorundaydım arkadaşlarım yorulmuş olsa da gülmekten. Oysa bana en çok gülen kişi, sensin. Sen yani sadece orada oturan, konuşan, yorulmadan çene çalan. 
Nerede kalmıştık evet bahsediyordum size hikâyeden. Bu hikayeydi bütün akşamımı mahveden. Bitmeliydi bu hikâye kimse görmeden. Fakat hikâye benden uzaklaşıyordu ben istemeden. Sessizce kenarda düşünüyordum ben. Kelimeleri saydım, ölçtüm zihnimden. Zihnim bir türlü kopamıyordu senden. İngilizce kelimeler geliyordu aklıma nine, ten. Bu yazı sonuna geldi hikâyeye geçmeden. Başka birilerinin de metinleri vardı yazması gereken. Keşke gelseydim daha erken. Böyle oluyormuş demek ki bir ders geç gelen. 

T HARFİNDE TÜKENMEK

 Feyza Duran

Kaldıralı çok olmuştu saltanat. Bütün tarih kitaplarında vardı böyle bir rivayet. Birkaç kitaba daha bakacaktı ki karşısına çıktı birdenbire Tevrat. O sırada duvardaki yazıya gözü takıldı, ne güzel süslemişti hattat. Kitaplar duvarda sıralı duruyordu kat kat. Neyse ki kitaplara geçilmiş ve eskilerde kalmıştı kil tablet. Kitaplara baktı hepsi ona dönmüştü sanki sırt. Kitaplarının önünde kendisini bekliyordu sandalye ama sanki sandalye değildi bekleyen bir taht. Tahtının kenarında dünden beri duruyordu buruşmuş mont. Oysa ucuz bir mont değildi şimdi artmıştır diye düşündü bunun da fiyat. 
Her şeyi bırakıp okumalı, yazmalı ve biraz da üretmeliydi sanat. Durmadan değişiyordu takvimler ve çalışıyordu saat. Yerine geçti, bir kitap aldı ve oturdu sandalyesine rahat rahat. Kimseler gelsin istemiyordu o akşam evine, kapı çalındı fakat. Açmalı mıyım diye düşündü, içi etmedi rahat. Kapı vuruluyordu ve kalmamıştı okumaya, yazmaya dair içinde tat. Şeytan diyordu ki kapıyı aç ve bir kitabı önünde duran kişiye fırlat. Usulca yerinden kalktı, kapıyı açtı fakat kimse yoktu heyhat. Böyle olmamalıydı hayat. Bir şeyler içmeliydi olsa da bayat. 

T HARFİNE TUTSAK

 

Ali Çağhan Kalaycı
Duvarda asılı duruyordu saat. Saate baktı ve aklına geldi diyet. Bu esnada evde bir şey olmadığını fark etti neyse ki yakındı market. Markete giderek aldı makarna tam on paket. Yetmişti neyse ki cebindeki nakit. Keşke alabilsem diye düşündü birkaç tane de but.  Dışarıya çıktığında tüm sıcağıyla yüzüne üflüyordu asfalt. Bu hayatın içinde nasıl yapılırdı ki sanat? Böyle olmamalıydı sanki hayat. Eve doğru giderken epeydir almadığını düşündü bir yerden davet. Keşke biri çağırsa onu ve hazırlasa eşsiz bir ziyafet. Lakin nerede insanlarda o nezaket. Böyle düşünerek döndü yeniden evine nihayet. Kendi kendine şöyle dedi: Bitecek bu yazı bitecek az daha sabret. Eve girdiğinde annesi seslendi: Et alıp gelir misin bir zahmet. Makarnaları yerine bırakıp dışarıya çıktı ve sessizce yeniden markete döndü Ahmet. 

E HARFİNE TAKILI KALMAK

Ertan Erdoğan

Bu değişik harf tüm hayatını sarmıştı nedense? Alfabede 29 harf olduğu söyleniyordu fakat o bir harfe takılmıştı sadece. Aklına takılan harf en çok kullanılan harfti: e. Üstelik e idi adımın ilk harfi de. Bu harfi düşündüğünü de bilmiyordu bence. Her şey sanki olmuştu bir bilmece. Bu esnada sokaktan bir satıcı geçiyordu ve bağırıyordu: Bunlar kesmece. Tüm cümleleri farklı farklı harflerle başlasa da bitiyordu e harfiyle. Bazıları halen anlamamış gibiydi, onlar için sanki bu büyük bir mesele. Noktayla bitiyor cümleler diyordu biri fakat noktalama işaretleri dahil değildi cümleye. Düşündü o esnada zaten noktalama işaretleri hangi yüzyılda kullanılmaya başlanmıştı ki diye. Hepsi hepsi bir asır olmuştu bu işaretler kullanılmaya başlayalı yalnızca Türkçede değil başka dillerde de. E harfini görmediğimde gözlüklerimde genelde oluyordu bir leke. E harfi büyükse şayet çatal gibi küçükse değişik bir küre. Onu görüyorum baksam nereye.  Aslında bu bir eğlence ama artık yeter diyorum bitsin bu çile. 

11 Ocak 2025 Cumartesi

SAÇSIZ OĞLANIN ANASININ MASALI


                                                               

NURGÜL ASYA KILCI
ZEYNEP YURTTAŞ
KAAN ERDOĞAN 
MEHMET ZAHİD ÖKTEN 
TAHA METİN YILDIRIM 
SELİM KURT 
TUNAHAN CEYLAN 

                                                         "Lipogram yazı tekniği ile oluşturulmuş deneysel hikâye"

Masal kahramanı olup çıkmıştı hayırsız dazlak oğlu. Gittiği diyarlarda onun masalları anlatılıyordu durmadan. Bir varmış bir yokmuş, Allah’ın kulu çokmuş… İnsanlar bu anlamsız söz yığınlarını abartarak dinliyordu. Oğlunun hayırsız biri olduğunu anlatamıyordu. Saçları yoktu oğlunun doğduğu zamanlarda. Sonraları da hiç çıkmamıştı. Saçsızdı oğlu. Saçlarının olmaması ona bu ünü sağlamıştı biraz da. 
Masal kahramanıymış, anasına hayrı olmayan kahraman olur mu? Akrabaları dahi bu yalana inanmışlardı. Çok şanslı bir ana olduğuna ikna olmuyordu bir türlü. 
Bu saçsız oğlanın anası hasta mı sağ mı, soran yoktu. Aş yapanı var mı, yok mu soran olmazdı. Sağda solda onun saçmalıklarını anlatıp kahkaha atıyorlardı yalnızca. Saçsız oğlunun sırma saçlı bir kızla olan masalı da uydurulmuştu son zamanlarda. Bu masalları anlatanlar onun için iyilik yapmıyordu. Bir saçsız oğlanın hayırsızlığı arttıkça artıyordu bu anlatılan olaylarla. Masal kahramanı olmak, bu kadar basit bir işti galiba. 
Onun masal kahramanı olması kâfi olmadı, Karakaçan da olaylara karışmaya başlamıştı. İşin ucu bir gün garip anasına kadar ulaşacaktı. Korkusu buydu, bir masal kahramanı olmak. O masalda olumsuz bir kişi olarak bulunmak. Çılgın, saçsız oğlunun saçmalıklarına göz yuman bahtsız bir ana olarak bakmazdı anlatılanlara insanlar. Saçsız oğluyla imtihan oluyordu galiba. Onun saçsız olması azmış gibi anasının da saçları dökülmüştü sonunda. Dazlak oğlanın masalları anlatılacak ama saçsız anasını hatırlamayacaktı çağlar boyunca insanlar. Dazlak oğlanın anasının aklını zorlayan bin kadar soru vardı fakat umursamıyordu masal anlatıcılarının yazdıklarını.