2 Aralık 2023 Cumartesi

YAPRAKLARINI DÖKMEK İSTEMEYEN AĞAÇ

Zehra Fırat

Bir zamanlar küçük bir kasabada yaşayan bir bahçıvanın üç meyve ağacı varmış. Bu üç ağaç kardeşmiş. Ağaçların en küçükleri hiçbir sonbaharda yapraklarını dökmezmiş. Bahçıvan, küçük ağaç da yapraklarını döksün diye ona her ağaçtan daha iyi bakarmış. Ama ne yaptıysa nafile… Küçük ağaç yapraklarını dökmezmiş. Aradan zaman geçmiş. Diğer iki kardeş büyümüş, yeni dalları ve budakları oluşmuş. Küçük ağaç yapraklarını dökmediği için büyüyememiş. Bahçıvan bunun üzerine bir nasihat vermiş ağaca:
-Küçük ağacım, bak beni dinle. Hiçbir sonbaharda yapraklarını dökmezsen hep böyle minik kalacaksın ve sonunda kuruyup öleceksin, demiş. 
Küçük ağaç:
-Hayır, ne olursa olsun ben bu yeşil yapraklarımı dökmeyeceğim, demiş. 
Bahçıvan: 
-Zaten hiç meyve de vermiyorsun. Küçük ağaç cevap vermemiş. Bahçıvan gitmiş. Küçük ağaç usul usul kurumaya başlamış. Artık ölüm döşeğindeymiş. Son sözleri şunlar olmuş:
-Özür dilerim bahçıvan, özür dilerim ağabeylerim… Özür dilerim yapraklarım. 
Bunları dedikten sonra bir kez daha şansını denemiş ve demiş ki:
-Uçup gidin yapraklarım, uzak diyarlara gidin. Bütün yaprakları ağaca elveda diyerek uçuşmuş. Ağaç bunu ölüm zannediyormuş, öldüğünü düşünüyormuş ama aslında kış uykusuna dalma zamanıymış. 
Baharda uyandığında yeniden yapraklarının yeşerdiğini ve kendisinin de büyüdüğünü fark edince mutlu olmuş. Küçük ağaç sevincini yeni yapraklarıyla sohbet ederek onlarla paylaşmış. 

ANAHTAR

 


Zeynep Göktaş

Açar her kapıyı
Nasıldır şekilleri
Ağaçlı
Hayallerimde
Tam sığmaz her kapıya
Ama belki küçük büyük
Resmen çok işe yarıyor

HAYVANAT BAHÇESİ

 Ahmet Sait Yurttaş

Ali adında bir çocuk vardı. Sessiz, sakin ve gezmeyi seven bir çocuktu. Ali o gün çok mutluydu çünkü gezmeyi sevdiğini bilen ailesi onu hayvanat bahçesine götürecekti. 
Sabah erkenden hazırlandı, ailesi de erken hazırlanmıştı. Anne ve babasıyla yola koyuldular. Birkaç saatlik yoldan sonra hayvanat bahçesine ulaştılar. Bahçede değişik değişik hayvanlar vardı ama Ali'nin bir heyecanı daha vardı, ilk kez kaplan görecekti. Kaplanları çok severdi. Diğer hayvanları görüp tanıdıktan sonra sıra kaplanların olduğu kafese geldi. 
Kaplanın tüyleri çok güzeldi. Duruşu çok asildi. Hem sevindi Ali hem de üzüldü onu gördüğüne. Gezintileri bitince Ali ailesine teşekkür etti. 
Akşam yorgundu, mutluydu ama kaplan aklından çıkmıyordu. 

ÖĞRETMENLER

 
Umut Pekyiğit

İsimleri başka başka olsa da
Onlar öğretti bize
Matematiği Türkçeyi
Onlar öğretti bize her şeyi

İstiklal Marşı'nı
Gururla söylemeyi
Onlar öğretti bize
Saygıyı sevgiyi

İsimleri başka başka olsa da
Onlar anlattı bize
Hayatı, dünyayı
Türk kimdir tanımayı

TÜRKLER


Umut Pekyiğit

Türklerin tarihi çok eski
Üşümediler, yanmadılar hiçbir coğrafyada
Resimler, kitabeler kalmış bize 
Kimlerden, kimlerden
Laleler gibi güzel
Eskiler, çok çok eskiler
Resimlerden anlarız biz Türkler kimler

APRIN ÇOR TİGİN

Umut Pekyiğit

Uygurlardan bir adam
Çok güzel biri
İlk Türk şairi
Aprın Çor Tigin

O yazdı Türkçe şiirleri
Aprın Çor Tigin
Yazdıklarından anlarız 
Ne kadar büyük biri 

MASAL

 Elif Yüsra Yaralı

Canım Masal
Can dostum 
Arkadaşların en güzeli
Nasıl anlatsam onu
Işık saçar 
Masal arkadaşım

Masal, Masal, Masal
Artık anlasana arkadaşım
Sana bakınca
Aklım karışıyor
Lüle lüle saçlarını görünce

CANIM DEDEM

 Elif Yüsra Yaralı 

Can parçam
Ah benim dedem
Nasıl bu kadar güzel
Işıldıyorsun
Mantıklı şeyleri hep
Dedem bize söyler 
En tatlısı sensin
Dedelerin
Ellerinden öperim
Masal kutumsun benim