11 Ekim 2025 Cumartesi

AH AYDEDE

Asya Kılcı, Ayşegül Yıldız

Saat sabahın yedisiydi. Yatağımdan kalkıp pencereyi açtım. Bir de ne göreyim, bulutlar kırmızımsı bir renge bürünmüştü. Aklımda birçok soru vardı. Dünyanın sonu mu gelmişti yoksa? Hala rüyada mıydım? Yoksa gözlerim görme yetisini mi kaybetmişti? Korkuyla “anne” diye bağırdım. Annem telaşla yanıma gelip ne olduğunu sordu. Dilim tutulmuştu sanki, pencereyi işaret ettim ve anneme sarıldım. Annem sessiz ve donuk bir şekilde kırmızı bulutlara bakıyordu. Annem de gördüklerine bir anlam verememişti. Evet, artık emin olmuştum, dünyanın sonu geliyordu. Annemi evde bırakıp hemen dışarıya çıktım ve sağa sola baktım. Kimsecikler yoktu etrafta işe ve okula gidenler dışında. Nasıl olsa okula gitmemiştim, biraz vakit geçirmek ve gördüklerimi unutmak istiyordum. Madem dünyanın sonu geliyordu, oyun oynamaktan başka ne yapılabilirdi ki? Oyun oynamaya başladığımda birden ay kırmızı bir renkte göründü. Üstelik gece değildi. Bu sefer kafamda iki soru vardı, birincisi ay neden sabah ortaya çıkmıştı? İkincisi neden ay ve bulutlar kıpkırmızıydı? Bu sorulara cevap bulmalıydım. Bu konu kimsenin umurunda değildi. Etrafta insanlar gündelik hayatına devam ediyordu. Kimileri çiçeklerini suluyor kimileri hayvanlarını besliyordu. Arkadaşlarım okula gidiyordu. Bu esnada sınıf arkadaşım Sinem bana yaklaşıp:
-Sen neden okula hazırlanmadın, ders başlamak üzere, dedi. 
Ben ona:
-Dünyanın sonu gelmiş, sen okul derdindesin, ne okulu, diye karşılık verdim. 
Benimle alay edercesine gülerek uzaklaştı ve okula doğru ilerledi. 
Eve dönerek haber sitelerine bakmaya karar verdim. Annem de bu esnada biraz kendine gelmiş gibiydi. Birlikte haber sitelerine bakmaya başladık. Haberlerin birinde şöyle yazıyordu: “Bugün ülkemizde kanlı ay tutulması gözlemlenecek, bu büyüleyici olay ışık kirliliğinden uzak yerlerde izlenebilecek.” 
Ne, kanlı ay tutulması mı? Ayı nasıl yaralayabilmişler ki? Ayın kanı da mı varmış?
Annemin zihninde her şey normale dönmüş gibiydi ama ben hemen öğretmenime ulaşmalıydım. Okula gittim, zaten herkes dersteydi. Sınıfın kapısını çalıp içeri girdim. Öğretmenime olanları telaşla anlattım. Bir de ne göreyim, tahtada az önce okuduğum haber açıktı. Öğretmenim gülerek olanları anlatmaya başladı. Kanlı ay tutulması ışığın kırılmasıyla oluşan bir görüntüymüş aslında ve ay bu şekilde kırmızı görünüyormuş. Bulutların kırmızı olması da ayın yansıması yüzündenmiş. Zihnimdeki taşlar oturmaya başlamıştı. Sessizce yerime geçtim. Arkadaşlarım ara sıra bana bakıp gülüyordu. Öğretmenim de tebessüm ediyordu. 
Böyle bir olağanüstü manzarayı seyretmiş olmak, güzel bir duyguydu. Çoğu arkadaşım bu konuyu hiç önemsememiş hatta bazıları sınıfa girince bu durumdan haberdar olmuştu. İnsan yaşadığı dünyada gökyüzüne bakmaz mı, bulutlara bakmaz mı? Demek ki çoğu insan göğe bakmadan yaşıyordu. 
Kanlı ay tutulmasını bu yaşta görmek, izlemek herkese nasip olmaz. Artık benim de ilerde anlatabileceğim küçük bir anım olmuştu fakat kafamda sorular dolaşıyordu. Kırmızıyı çağrıştıran onca şey varken neden insanlar bu olaya kanlı ay tutulması adını vermişlerdi. Vişneli ay tutulması, karpuzlu ay tutulması, güllü ay tutulması hatta kahveli ay tutulması bile isim olarak verilebilecekken neden insanlar bu kızıla çalan olayı kanla bağdaştırmıştı? Oysa biz onu sadece aydede olarak bilirdik. 

BASINDA BİZ

Bu sayfada faaliyetlerimizle ilgili haber bağlantıları yer alır. 


     Yeni Şafak

 
 
 
 
 
 

Sivas Bilim ve Sanat Merkezi'nden Türk edebiyatına anlamlı katkı

13:2414/06/2025, Cumartesi

Yazarlık atölyesi öğrencileri Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Hüseyin Kaya editörlüğünde yayımladıkları 12 kitap için imza      etkinliğinde bir araya geldi.

Sivas Bilim ve Sanat Merkezi, yaratıcı yazarlık atölyesi öğrencileri Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Hüseyin Kaya editörlüğünde yayımladıkları 12 kitap için imza etkinliğinde bir araya geldi. Merkezden yapılan açıklamaya göre, yaklaşık 50 öğrencinin şiir, deneme, destan ve hikaye türünde ürünlerinin yer aldığı eserler bireysel ve ortak çalışmalardan oluşuyor. Buruciye Medresesi'ndeki imza etkinliğinde kitapseverlerin yazarlarıyla buluştuğu eserler arasında "Sözcüklerin Kanadında Yolculuk", "Cumartesi Sabahı Siz Henüz Uykudayken", "Zamansız Sözler Aynası", "Rüya Taciri", "Yarım Mavi", "Kalemin Rüyası", "Hayal Salıncağında Salı Düşleri", "Mazinin Gölgesi", "Hayal Atlasında Söz Irmakları", "Farklı Dünyalar Pusulası", "Kalbimde Büyüyen Sözler" ve "Bazı Tuğlalar" bulunuyor.

Kaynak:

https://www.yenisafak.com/hayat/sivas-bilim-ve-sanat-merkezinden-turk-edebiyatina-anlamli-katki-4717965

 

Haber Türk

 Sivas'ta "Genç Şairler ve Yazarlar Buluşması" programı düzenlendi

Sivas'ta, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Şubesi tarafından "Gündönümü Şiir Akşamları-14 Genç Şairler ve Yazarlar Buluşması" adlı program düzenlendi.

Kaynak
Anadolu Ajansı
Giriş: 22.06.2025 - 11:43 Güncelleme: 22.06.2025 - 12:06
 
Sivas'ta, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Şubesi tarafından "Gündönümü Şiir Akşamları-14 Genç Şairler ve Yazarlar Buluşması" adlı program düzenlendi.

Geleneksel olarak gündönümlerinde yapılan şiir akşamları programı, şiir ve hikaye kitabı çıkaran Bilim ve Sanat Merkezi öğrencilerinin katılımıyla gerçekleştirildi.

Edebiyat öğretmeni Hüseyin Kaya'nın koordinesinde hazırlanan programda, yazdıkları kitaplardan hikaye ve şiirler okuyan öğrencilerin eserleri büyük beğeni topladı.

Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Sivas Şube Başkanı Aydın Yılmaz, yaptığı konuşmada, insanlığın dijital bir dünyanın denizinde çırpındığı bir çağda okuyan, kağıda ve kaleme dokunan, eserler üreten gençlerin olmasının mutluluk verici olduğunu söyledi.

Dünyaya barış ve güzellikleri okuyan ve yazan bu gençlerin getireceğini belirten Yılmaz, programda emeği geçenlere teşekkür etti.

Sivas Bilsem Müdürü Abdullah Toker ise öğrencilerin yazma serüvenleri ve yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Programın sonunda öğrencilere hediye ve belge takdim edildi.

 Kaynak: 

 https://m.haberturk.com/sivas-haberleri/38352590-sivasta-genc-sairler-ve-yazarlar-bulusmasi-programi-duzenlendi

 

Son Dakika

Kültür SanatSivas’ta Genç Şairler Buluşması
22.06.2025 11:53
Sivas'ta 'Gündönümü Şiir Akşamları' programında genç şairler eserlerini sundu.
Sivas'ta, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Şubesi tarafından "Gündönümü Şiir Akşamları-14 Genç Şairler ve Yazarlar Buluşması" adlı program düzenlendi. Geleneksel olarak gündönümlerinde yapılan şiir akşamları programı, şiir ve hikaye kitabı çıkaran Bilim ve Sanat Merkezi öğrencilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Edebiyat öğretmeni Hüseyin Kaya'nın koordinesinde hazırlanan programda, yazdıkları kitaplardan hikaye ve şiirler okuyan öğrencilerin eserleri büyük beğeni topladı. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Sivas Şube Başkanı Aydın Yılmaz, yaptığı konuşmada, insanlığın dijital bir dünyanın denizinde çırpındığı bir çağda okuyan, kağıda ve kaleme dokunan, eserler üreten gençlerin olmasının mutluluk verici olduğunu söyledi. Dünyaya barış ve güzellikleri okuyan ve yazan bu gençlerin getireceğini belirten Yılmaz, programda emeği geçenlere teşekkür etti. Sivas Bilsem Müdürü Abdullah Toker ise öğrencilerin yazma serüvenleri ve yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi. Programın sonunda öğrencilere hediye ve belge takdim edildi. Kaynak: AA: AA

 https://www.sondakika.com/kultur-sanat/haber-sivas-ta-genc-sairler-bulusmasi-18775732/

 

Haberler.com

 https://www.haberler.com/kultur-sanat/sivas-ta-genc-sairler-ve-yazarlar-bulusmasi-18775693-haberi/

 

Sivas Ekspres 

 https://www.sivasekspres.com/haber/genc-yazar-ve-sairler-sivasta-bulustu-75648.html

 

Kangal Gündem

 https://kangalgundem.com/haber/25299487/sivasta-gundonumu-siir-aksamlarinin-14uncusu-coskuyla-gerceklesti

 

Sivas Times

 
Kültür/Sanat
EĞİTİME GÜZEL BİR KATKI!
Tarih: 29.05.2024 06:44:0

STHM ÖZEL HABER

SİVAS BİLİM VE SANAT MERKEZİ GELECEĞİN ŞAİR VE YAZARLARINI YETİŞTİRİYOR

SİVAS'ın çeşitli yerlerinden eğitim odaklı güzel haberler geliyor. Sivas Bilim ve Sanat Merkezi öğrencilerinin çalışmaları kitaplaşmaya devam ediyor. Yakın zaman önce 3 farklı kitabı KDY yayınlarından çıkan Sivas Bilim ve Sanat Merkezi öğrencilerinin hikâye ve şiir çalışmaları ilgiyle takip ediliyor. 

Üner Taha Aydemir’in Susuz Irmak adıyla kitaplaşan hikâye ve şiirleri Bilim Sanat Merkezi Kitaplığı serisinden yayımlan ilk eser. 

Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Hüseyin Kaya editörlüğünde yayıma hazırlanan O Kapının Ardında Akşamüstü Yazılanlar ve Başka Yerde Okumadığınız Şeyler adlı kitaplar ise Sivas Bilim ve Sanat Merkezi öğrencilerinin ortak çalışmalarından oluşan diğer eserler. 

Kaynak: https://sivastimes.com.tr/haber/egitime_guzel_bir_katki-12557.html


En Son Dakika 

 https://www.ensondakika.com.tr/sivas-bilim-ve-sanat-merkezi-nden-turk-edebiyatina-anlamli-katki/465504/

 

Aksiyon.com.tr 

https://www.aksiyon.com.tr/sivas-bilim-ve-sanat-merkezi-nden-turk-edebiyatina-anlamli-katki-149553

 

İtibar Haber

https://www.itibarhaber.com/sivas-bilim-ve-sanat-merkezi-nden-turk-edebiyatina-yeni-eserler-43388

 

Gündem Sivas

Sivas Bilim ve Sanat Merkezi Öğrencilerinin Eserleri Kitaplaştırıldı

12 Eylül 2025
 Sivas Bilim ve Sanat Merkezi öğrencileri, 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılında yazdıkları şiir, deneme ve öykü türündeki eserlerini kitaplaştırdı. Toplam 12 eserin bulunduğu kitap, öğrencilerin yaratıcılığının ve edebiyat yeteneklerinin bir göstergesi olarak dikkat çekiyor.

Öğrencilerin Çalışmaları Müdür Erdoğan’a Sunuldu

Sivas Bilim ve Sanat Merkezi Müdürü Abdullah Toker ve Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Hüseyin Kaya, Millî Eğitim Müdürü Fatih Erdoğan’ı ziyaret ederek öğrencilerin kaleme aldığı kitapları hediye etti. Yaklaşık 50 öğrencinin emeğiyle hazırlanan bu eserler, edebiyat dünyasına yeni bir soluk getirmesi bekleniyor.

Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeninden Özel Hediye

Ziyaret sırasında Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Hüseyin Kaya, “Çırpınıp İçinde Döndüğüm Deniz” isimli kişisel kitabını da Millî Eğitim Müdürü Fatih Erdoğan’a takdim etti. Öğretmenin bu jesti, edebiyata olan tutkusunu ve öğrencilerine ilham verme çabasını ortaya koyuyor.

Müdür Erdoğan’dan Öğrencilere ve Öğretmenlere Teşekkür

Millî Eğitim Müdürü Fatih Erdoğan, öğrencilerin ve öğretmenlerin bu değerli çalışmalarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Erdoğan, tüm emek sahiplerini tebrik ederek, başarılarının devamını diledi. Bu tür edebiyat etkinlikleri, öğrencilerin gelişimine katkı sağlarken, aynı zamanda kültürel değerlerin de korunmasına yardımcı oluyor.

 Kaynak: https://gundemsivas.com/sivas-bilim-ve-sanat-merkezi-ogrencileri-kitaplastirdi/ 

 

 

Haber 26

 

Sivas'ta 'Genç Şairler ve Yazarlar Buluşması' programı düzenlendi

22.06.2025 - 11:43 

SİVAS (AA) - Sivas'ta, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Şubesi tarafından 'Gündönümü Şiir Akşamları-14 Genç Şairler ve Yazarlar Buluşması' adlı program düzenlendi.

Geleneksel olarak gündönümlerinde yapılan şiir akşamları programı, şiir ve hikaye kitabı çıkaran Bilim ve Sanat Merkezi öğrencilerinin katılımıyla gerçekleştirildi.

Edebiyat öğretmeni Hüseyin Kaya'nın koordinesinde hazırlanan programda, yazdıkları kitaplardan hikaye ve şiirler okuyan öğrencilerin eserleri büyük beğeni topladı.

Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Sivas Şube Başkanı Aydın Yılmaz, yaptığı konuşmada, insanlığın dijital bir dünyanın denizinde çırpındığı bir çağda okuyan, kağıda ve kaleme dokunan, eserler üreten gençlerin olmasının mutluluk verici olduğunu söyledi.

Dünyaya barış ve güzellikleri okuyan ve yazan bu gençlerin getireceğini belirten Yılmaz, programda emeği geçenlere teşekkür etti.

Sivas Bilsem Müdürü Abdullah Toker ise öğrencilerin yazma serüvenleri ve yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Programın sonunda öğrencilere hediye ve belge takdim edildi.

Kaynak: AA

 https://www.haber26.com.tr/sivasta-genc-sairler-ve-yazarlar-bulusmasi-programi-duzenlendi

 

 

GECELEYİN

Yusuf Kerem Köse

İnsanın zihninin en duru olduğu an
Aynı uzay boşluğu gibi
Uyumak için erken davranır
Ne de olsa yoktur rüyalarda yalan

Bazen düşünürsün sadece
Belki en mutlu olduğun andır gece
Bazen hüzünlü bazen sevinçli
Bunun adı yalnızca iki hece

Duygularını ifade edemeyeceğin zaman
Sana arkadaş olur yastık ve yorgan
Bazen de korkarsın karanlıktan
Ama yine de uyku çöker gözlerine
Ne de olsa yoktur rüyalarda yalan 

SEN OLMAYINCA

Aden Mira Kartal

Bir kişinin yokluğu
Bazen sadece bir kişinin yokluğu değildir
Bir kişinin yokluğu bir tebessümün yokluğudur
Bazı kelimelerin yokluğudur
Bir dünyanın yokluğudur

Bir kişi bazen
Sadece bir kişi değildir
Bir kapıdır açılan okyanusa
Bir penceredir bakan gökyüzüne
Bir dünyadır orada duran
Öylesine  

DERİN SESSİZLİK


Nurgül Asya Kılcı

İnsan hiç mi üzülmez
Bir umut yok olurken sessizce
Bir veda ile çöker mi dünya
Son pişmanlık ağır mı gelir omuza 

İnsan hiç mi kırılmaz
Kalbi hiç mi parçalanmaz
İnsan kırılır elbette
Hem de 
İçten ve 
Sessizce 

Kalbi ne kadar kırılsa da
Yine de yürür ileri
Kırık kalbiyle
Derin bir sessizlikle

ÖNEMİ ABARTILAN ŞEY


Yiğit Efe Demir

Hiçbir çağda para, bu çağdaki kadar önemli olmadı galiba. Para her zaman önemliydi. Altınken, bakırken, gümüşken, bronzken… Fakat bu çağda bambaşka bir anlam kazandı para. İnsanlar, hayatlarının tek amacını para olarak düşünmeye başladı. Hayatlar parayla kuruldu. Dostluklar parayla yaşandı. Hatta sağlık bile parayla satılmaya başlandı. Parayı taşımak iyice yük olunca kartlar ortaya çıktı. Çekler, yerini kartlara bıraktı. Banka kartları, kredi kartları… 
Bir araçtı oysa para hayatın içinde, şimdi amaç oldu. Eğlence parayla, gezme parayla. Ekmek parayla, su parayla, yaşamak parayla.
Eğitim, daha çok para için bir araca dönüştü. Dünyada sadece işleri kolaylaştırmak için var olması gereken para, dünyanın kendisi oldu. Dünyaya benzeyen paralar basıldı durmadan. İnsanlar paraları kalplerine yakın ceplerinde taşımaya başladı. Bu da yetmedi, paraların kimi değerli kimi değersiz oldu. İnsanlar akın akın değerli paraları biriktirmeye başladılar. Kitap sayfaları yerine para desteleri biriktirdiler, rakamları okuyup üzerindeki mutlu oldular. Çocuklarına bırakacakları paralar biriktirdiler. 
Oysa eskiden “elin kiri” denirdi paraya şimdi insanın itibarı, hayatı oldu. 
Şu dünyada para, bu kadar önemli olmamalı çünkü hâlen parayla satın alınamayacak çok şey var. Mutluluğu satın alamazsınız parayla ya da huzuru… Belki parayla ev alabilirsiniz ama huzurlu bir aileyi alamazsınız. Dostluğu satın alamazsınız parayla. Evet, parası olan insanın etrafı kalabalık olur ancak hiçbiri dost değildir onların. Zamanı parayla almak mümkün değildir. Çocukluğu satın alamazsınız mesela ya da gençliği. 
Mezar satın alabilirsiniz fakat yaşamı satın alamazsınız parayla. 
İyi ki hâlen paranın geçmediği yerler var. 

KADİM DOST

 Yiğit Efe Demir

Kitaplar insanlığın hafızasıdır. Kitapsız kalmış bir toplum, hafızasını kaybetmiş insan gibidir. Kitaplar bize öğretir her şeyi, yaşamayı, düşünmeyi, yazmayı, tarihi, anlamayı… Kitaplar içinde sadece harflerin, kelimelerin, cümlelerin ya da resimlerin yer aldığı sayfalar değildir. Kitap, bir dünyadır hem de sonsuzluğa, sonsuz bir bilgiye açılan dünya. 
Kitaplar türlü türlüdür: ders kitabı, test kitabı, hikâye, roman, çizgi roman, şiir, ansiklopedi… Faydasız olduğu düşünülen kitaplarda bile bazen bir cümle insanın hayatını değiştirebilir. Zaten insanların hayatını cümleler ve kelimeler değiştirebilir. 
Ben, bu yaşlarda çizgi romanları seviyorum en çok. Kahramanların resimlerini görmek ve baloncuk içinde onların cümlelerini okumak ayrı bir keyif. Sanki o çizimler ben okurken hareketleniyor ve filme dönüşüyor. Beynimde seslerini duyuyorum kahramanların. Üstelik okuması da çok kolay bu kitapların. 
Elbette sonsuza kadar çizgi roman okumayacağım. Mesela bugünden sonra deneme kitapları da ilgimi çekebilir. İlerleyen yaşlarda belki roman, hikâye, şiir türlerinde büyük eserlere de yöneleceğim. Ders ve test kitapları mı?.. Onlar zaten hep çantamda, sırtımda, masamda, yanımda olacak. 
Yeniden kitaplara dönelim. Kitapların hikâyesi de insanlığın hikâyesi kadar eski aslında fakat insanlar bunun farkında değil. İnsanlar da kitaplara benzer. Eğer insan kitaba benzemiyorsa hayatları kitaba mutlaka benzer. Bazı insanların hayatlarında ilk sayfalar eksikse kalan bölüm anlamsız kalır. İnsan hayatının ilk sayfaları çocukluğudur. Bazı hayatların son sayfaları eksiktir. Bu insanlar hep çocuk ruhludur. Bu, iyi bir şeydir belki de fakat dengeli olmalıdır. Bazı kitapların yazıları silinmiştir, mürekkebi dağılmıştır kayıp hayatlar gibi. Bazı insanlar geçmişi ya hatırlamaz ya da hatırlamak istemez. 
Kitaplar, insanlar gibidir. Bazen kapağını görür heveslenir ve alırsınız. Baskısı çok güzeldir, renklidir, yaldızlıdır fakat içi boştur. Bazılarının da baskısı sade, gösterişsizdir. Hatta yıpranmış bile olabilir ama o kitap geçmişi bize fısıldar. Ruhumuza can katar. 
İnsan kitaptır, kitap da insandır. Her ikisi de anlatmak, anlaşılmak için vardır. 

SANDALYEYE DAİR


Yiğit Efe Demir
Oturmanın en basit ve kestirmeden yoludur bir sandalye bulmak. Her yerde bulunur sandalyeler; sınıfta, evde, bankada, hastanede, postanede, pastanede, hatta camide…
Dört ayaklı bir küçük şirin yapısıyla bir hayvanı çağrıştırsa da canlı değildir ama ben onların da bir ruhu olduğunu düşünüyorum. Ayağı kırıldığında canlarının acıdığını düşünüyorum. Üzerine ağır bir insan oturduğunda acı çektiğini düşünüyorum. Ya da çocuklar oyun kurarken ondan tren, otobüs yaptığında mutlu olduklarını düşünüyorum. 
Onların da bizler gibi şanslı ve şanssız olanları var. Şanssız olanlar genellikle tahtadan yapılan ve rastgele yerlerde bulunanlar. Bu sandalyelere eziyet edenler, acımasızca davrananlar gördüm. İki ayağını havaya kaldırıp sandalyeyle sallananlar gördüm ve çoğu sandalye, kendisini amacına uygun kullanmayanlardan intikamını alır, bunu da gördüm. Bir sandalyeden yüzükoyun ya da sırtüstü düşenleri gördüm. 
Sandalyeler insanların zarar görmesine de sebep olabiliyor ama bunu sandalyeler istemiyor elbette. Bu durum insanların sandalyeleri düzgün kullanmamasıyla ya da üretmemesiyle ilgili. Sandalyelerin insanlarla bir sorunu yok ama insanların bazı sandalyelerle sorunu olmalı. Bir insan bir kez düştüğü sandalyeye bir daha oturmayabilir hatta onu kırabilir, çöpe atabilir. Oysa sandalyeler suçsuzdur, günahsızdır. Sandalyeler insanları kullanmıyor, insanlar sandalyeleri kullanıyorlar. 
Sandalye, bir yaşam biçiminin de sembolüdür. Ona çok benzeyen tabureden lükstür mesela. Sırtınızı yaslayabilirsiniz sandalyeye ve taburedekinden daha rahat oturursunuz ama bir koltuğa göre de sandalye çok rahat bir araç değildir. Bu yüzden belki de trenlerde, otobüslerde sandalye yerine koltuk bulunur. 
Ben ne tabureleri sevdim ne de koltukları. Sandalye en iyisi. Kim icat etti, kaç bin yıl boyunca kullanıldı bilemiyorum ama sandalye daha uzun yıllar boyunca hayatımızda yer alacak gibi.