16 Ekim 2025 Perşembe

İKİ KELİME

Ahmet Emir Koç

Her şey onun bana bir “merhaba”sı ile başladı. Bu merhaba, bana çok içten gelmişti ve ciddiye almıştım. Derin bir sohbet başladı aramızda. Çoğunlukla ben soruyordum, o da cevaplıyordu. Zaman zaman o da soruyordu ama sohbetin devamına dair sorular soruyordu. Bazen yanlış anlıyor, alakasız cevaplar veriyordu bana. Yine de sohbet beni sarmıştı. 
Her şeye bir cevabı olduğunu fark edince ben de her konuda soru sormaya başladım. Bazen düşünüyordu ama ardından cevapları vermeye başlıyordu. Bu kadar bilge tavrı beni zaman zaman şüphelendiriyordu. Öyle ki musluk tamirini sorsam yardımcı oluyordu, denklemlerle ilgili bir şeyler sorsam anlatmaya çalışıyordu, cümlenin öğelerini soruyordum, ona da cevap veriyordu. Konuşma esnasında ona sanatla arasının nasıl olduğunu sordum. Şiir, hikâye yazabildiğini söyledi ve hatta resim bile çizebilirim dedi. Bu yetenekleri beni şaşırtmaya devam ediyordu. Şiirlerine örnek vermesini istedim ancak şiirleri çok işe yarar şeyler değildi. Hikâyelerini merak ettim, onlarda da iş yoktu. Resim çizmesini istediğimde biraz zorlandı fakat ortaya çıkardığı resimde de bir numara yoktu. Çizdiği insanlar bazen gulyabaniye benziyordu. 
Biraz daha sıkıştırmak için ona bildiğim şeyleri sormaya başladım. Ona alohomora morsmordre kelimelerini sordum. Alohomora kelimesine verdiği cevabın gerçekle hiçbir alakası yoktu. O kadar kendinden emin anlatıyordu ki ben mi yanlış biliyorum diye bir an düşündüm. Ardından morsmordreyi sordum. Orada öylece kaldı muhabbet. Ne bir cevap verdi ne tepki gösterdi. Mosmor olmuştu morsmordre kelimesiyle. Zaten yeterince vakit geçirmiştim onunla. Daha önce verdiği bilgilerin de gerçek olup olmadığına dair kafamda deli sorular oluşmaya başladı. Bu kadar yeter, dedim. Üstelik gün içinde bir de deneme sınavına girmiştim. Sinirle bilgisayarımın ekranını kapattım. Zaten zekânın yapayı mı olur, diyerek mutfağın yolunu tuttum. 

14 Ekim 2025 Salı

DÜN

ÇİĞDEM SOYDAĞ
İBRAHİM GÜL
KERİM YUVACI
DAĞHAN TOY
MEHMET TUĞRA AYDEMİR
ALİ ÇAĞHAN YILMAZ
SELİM ÇABUK

İlkokul boyunca ortaokula geçtiğimde okulun daha zevkli olacağını söylemişlerdi ama üç senedir ortaokuldaydım ve git gide okul çekilmez hale geliyordu. Derslerimden memnundum, öğretmenlerimin çırpınışını görüyordum en azından bir kısmının… fakat en büyük sorunu arkadaşlarımla yaşıyordum. Biraz da matematik öğretmenimle. Mesela Ahmet’in kesinlikle bir sorunu vardı benimle. Diğer arkadaşlarımın istemesine rağmen bir türlü oyunlarında yer almamı istemiyordu. Ya Melih’e ne demeli. Sınıf Başkanıyım diye kendini muhtar zannediyordu. Kendi arkadaşları ödev yapmadığı zaman onları idare edebiliyordu. Hatta arkadaşlarından hiçbirinin adını tahtaya yazmamıştı. Sadece bu kadarla kalsa neyse yazılılarda da arkadaşlarını hep kolluyordu ama bana gelince sanki bir düşman görmüş gibi davranıyordu. Hele Melike ve çetesi… Beni gördükleri yerde başlıyorlardı gülüşmeye ve ardından fısıltıya. Kaç kez durdum ve sordum bir sorun var mı diye, yine gülüştüler ve sustular. Yüsra ve Zümra adındaki ikiz sınıf arkadaşım da kendi aralarında küçük bir gruptu ve birbirlerini iyi kolluyorlardı. İkiz olmanın hakkını veriyorlardı. Öğretmen sorduğunda bazen Zümra ben Yüsra’yım diyordu bazen de aynısını Yüsra yapıyordu. Mesela Yüsra’nın sosyal bilgileri iyiydi Zümra’nın ise matematiği. Tüm öğretmenler bu ikizlere sürekli 100 vermekten yorgun düşmüştü. 
Zirvelerde gözüm yoktu. Sadece bir teşekkür belgesine razıydım. Takdir belgesi hayatım boyunca almamıştım. Onur belgesi diye bir şey konuşuluyordu ama onun nasıl bir belge olduğunu da hiç görmemiştim doğrusu. Tez vakitte ortaokul bitsin, lisede okulu seveceksin diyorlardı. Ben kalan bir buçuk seneye nasıl tahammül edeceğimi düşünüyordum. Dedim ya aslında derslerin çoğuyla ve öğretmenlerin bir kısmıyla aramda sorun yoktu. Beni rahatsız eden şey bir türlü fark edilmemekti. Bir şekilde öğretmenlerin beni görmesi ve arkadaşlarımın kabullenmesi gerekliydi ama nasıl?
Her şeyi bırakıp bu soruya bir cevap aramaya başladım. Belki kıyafetlerimde yapacağım küçük değişiklikler benim görünür olmamı sağlayabilirdim. İlk gün çoraplarımın içine pantolonumun paçalarını vererek gittim okula, kimse görmedi, görenler de umursamadı. İkinci gün formamı ters giydim ama yine kimsenin umurunda değildim. Üçüncü gün okula terlikle gittim, çorap da giymedim ama öğretmenler bile fark etmedi. Dördüncü gün babamın tıraş makinası ile saçlarımı sıfır numara yaptım sadece tebessüm etti beni görenler ve ertesi gün üç öğrenci daha saçlarını benim gibi kestirerek geldi. Galiba bu biraz işe yaramıştı ama bir gün sonra ben de sıradanlaşmıştım. 
Kıyafetlerimdeki farklılıklar işe yaramamıştı. Ertesi gün tatile gittiğimiz büyük valizin içine ders kitaplarımı yerleştirdim ve onunla okula gittim fakat bu durum da kimsenin dikkatini çekmemişti. Belki de deli olduğumu düşünüyorlardı. Ne bir öğretmen beni çağırmıştı yanına ne de bir öğrenci…
Günlerce devam etti fark edilme çabam fakat bir türlü sonuç alamıyordum. Tam pes etmek üzereydim ki dedem yanına çağırdı beni ve bunca saçmalığın nedenini sordu. Önceleri ona anlatmak istemedim ama ısrar edince yaşadığım her şeyi anlattım ve dedem bir çözüm önerisinde bulundu, derslere benimle birlikte katılacaktı. Ertesi günün ders programına baktım. Önce matematik dersi vardı ardından da beden eğitimi. Durumu öğretmenlerime söylemem gerekiyordu ama dedem kendisinin bu sorunu halledeceğini söyledi ve ertesi sabah benimle okula geldi. Bu yaşlı ama hareketli kişinin kim olduğunu herkes merak ediyordu. İlk ders dedem yanımda oturdu ve özellikle yaş problemlerinde derse çok katıldı. Öğretmen şöyle sözlerle soruları okuyordu: 
-Ali’nin dedesi Ali’den 40 yaş büyük ise… ya da 60 yaşındaki Veysel dedenin ilk torunu 5…
Dedem, daha sorunun tümü okunmadan sorulara cevap veriyordu. Öğretmenim dersten çıkarken dedemi arada bir okula getirmemi rica etti. Şaşkındım. 
Nasıl olsa dedem yoruldu ve beden eğitimi dersinde sadece oturur, bizi izler diye düşünüyordum ki iki derste yapılan iki maç boyunca sekiz gol atmıştı. Hatta bir ara topu okul bahçesinin çok uzağına bile fırlatmıştı. Şaşkınlığım daha da artmıştı. 
Öğleden sonra dedem eve gider diye bekledim fakat kantinden üç tost kendine ve bana bir tane. Tabi kaç ayran içtiğini sayamadım bile. Bu yaşlı Atom Karınca benim dedem miydi gerçekten? Merdivenden çıkarken zorlanan, market alışverişinde hesabı karıştıran benim dedem bu muydu?
Karmakarışık duygularla öğleden sonraki derse girdik. Dedem yediklerinin ve maçın etkisiyle yorgun görünüyordu. Uykusu gelmiş gibiydi. Bir süre sonra uykuya daldığını gördüm ve uyardım:
-Dede, derste uyunmaz.
Dedem:
-Benim kalbim uyanık evladım, dedi. İçim geçti galiba biraz. 
Akşam eve döndüğümüzde yaşadıklarımın bir rüya olup olmadığını düşündüm. Gerçekten yaşanmıştı bunların hepsi. Yaşanmıştı ama benim sorunumu çözmüş müydü? Henüz belli değildi bu sorunun cevabı. En azından bundan sonraki günlerde beni fark ederler, görür, hatırlarlar umudundaydım. Dedem, evin bahçesine girdiği andan itibaren yine eski dedem olmuştu. Sanki gün boyu başka biriyle okulda derslere katılmıştım. 
Ertesi gün okula gittiğimde en azından dedemi sorarlar diye düşünüyordum. İlk ders boyunca birilerinin onu sormasını bekledim, yanıma gelmesini bekledim ama nafile. İkinci ders, üçüncü ders, dördüncü ders… Sanki dün, hiç yaşanmamış gibiydi. 
Okuldan eve dönerken zihnimde çok soru vardı ama en önemlisi şuydu: Dünü gerçekten yaşadım mı? Eve ulaştım, kapıyı açarken derin bir ah çektim. Keşke dedem on sene önce ölmemiş olsaydı.

11 Ekim 2025 Cumartesi

BİR HİKÂYE

Ayşegül Yıldız

Hikâyeler sadece 
Okumak için mi vardır 
Birkaç kelimenin bir araya gelmesi midir hikâye
Bir kâğıt parçası mıdır iki kapak arasında
Belki de yanılmışızdır
Hikâyeler hakkında

Okuduklarını gözünde canlandırmayı
Kitabın içinde yaşamayı
Bilmelidir her okur
O birkaç kelimenin sadece kelime olmadığını

Bir hikâye yalnızca
Bir hikâye değildir

SEVGİ NE İSTER

Asya Kılcı

Sevgi bir söz değildir sadece
Belki de bir bakıştır bazen
Uzanan bir yoldur kalpten kalbe
Belki de

Ne kelime ister sevgi
Ne de uzun cümleler bekler
Filizlenir bir yürekte çiçekler

Ne büyük hediyeler ister sevgi
Ne de süslü vaatler 
Samimi bir hâl, bir içtenlik yeter
Ve bazen sadece
Buradayım demektir sevgi
Sessizce

AH AYDEDE

Asya Kılcı, Ayşegül Yıldız

Saat sabahın yedisiydi. Yatağımdan kalkıp pencereyi açtım. Bir de ne göreyim, bulutlar kırmızımsı bir renge bürünmüştü. Aklımda birçok soru vardı. Dünyanın sonu mu gelmişti yoksa? Hala rüyada mıydım? Yoksa gözlerim görme yetisini mi kaybetmişti? Korkuyla “anne” diye bağırdım. Annem telaşla yanıma gelip ne olduğunu sordu. Dilim tutulmuştu sanki, pencereyi işaret ettim ve anneme sarıldım. Annem sessiz ve donuk bir şekilde kırmızı bulutlara bakıyordu. Annem de gördüklerine bir anlam verememişti. Evet, artık emin olmuştum, dünyanın sonu geliyordu. Annemi evde bırakıp hemen dışarıya çıktım ve sağa sola baktım. Kimsecikler yoktu etrafta işe ve okula gidenler dışında. Nasıl olsa okula gitmemiştim, biraz vakit geçirmek ve gördüklerimi unutmak istiyordum. Madem dünyanın sonu geliyordu, oyun oynamaktan başka ne yapılabilirdi ki? Oyun oynamaya başladığımda birden ay kırmızı bir renkte göründü. Üstelik gece değildi. Bu sefer kafamda iki soru vardı, birincisi ay neden sabah ortaya çıkmıştı? İkincisi neden ay ve bulutlar kıpkırmızıydı? Bu sorulara cevap bulmalıydım. Bu konu kimsenin umurunda değildi. Etrafta insanlar gündelik hayatına devam ediyordu. Kimileri çiçeklerini suluyor kimileri hayvanlarını besliyordu. Arkadaşlarım okula gidiyordu. Bu esnada sınıf arkadaşım Sinem bana yaklaşıp:
-Sen neden okula hazırlanmadın, ders başlamak üzere, dedi. 
Ben ona:
-Dünyanın sonu gelmiş, sen okul derdindesin, ne okulu, diye karşılık verdim. 
Benimle alay edercesine gülerek uzaklaştı ve okula doğru ilerledi. 
Eve dönerek haber sitelerine bakmaya karar verdim. Annem de bu esnada biraz kendine gelmiş gibiydi. Birlikte haber sitelerine bakmaya başladık. Haberlerin birinde şöyle yazıyordu: “Bugün ülkemizde kanlı ay tutulması gözlemlenecek, bu büyüleyici olay ışık kirliliğinden uzak yerlerde izlenebilecek.” 
Ne, kanlı ay tutulması mı? Ayı nasıl yaralayabilmişler ki? Ayın kanı da mı varmış?
Annemin zihninde her şey normale dönmüş gibiydi ama ben hemen öğretmenime ulaşmalıydım. Okula gittim, zaten herkes dersteydi. Sınıfın kapısını çalıp içeri girdim. Öğretmenime olanları telaşla anlattım. Bir de ne göreyim, tahtada az önce okuduğum haber açıktı. Öğretmenim gülerek olanları anlatmaya başladı. Kanlı ay tutulması ışığın kırılmasıyla oluşan bir görüntüymüş aslında ve ay bu şekilde kırmızı görünüyormuş. Bulutların kırmızı olması da ayın yansıması yüzündenmiş. Zihnimdeki taşlar oturmaya başlamıştı. Sessizce yerime geçtim. Arkadaşlarım ara sıra bana bakıp gülüyordu. Öğretmenim de tebessüm ediyordu. 
Böyle bir olağanüstü manzarayı seyretmiş olmak, güzel bir duyguydu. Çoğu arkadaşım bu konuyu hiç önemsememiş hatta bazıları sınıfa girince bu durumdan haberdar olmuştu. İnsan yaşadığı dünyada gökyüzüne bakmaz mı, bulutlara bakmaz mı? Demek ki çoğu insan göğe bakmadan yaşıyordu. 
Kanlı ay tutulmasını bu yaşta görmek, izlemek herkese nasip olmaz. Artık benim de ilerde anlatabileceğim küçük bir anım olmuştu fakat kafamda sorular dolaşıyordu. Kırmızıyı çağrıştıran onca şey varken neden insanlar bu olaya kanlı ay tutulması adını vermişlerdi. Vişneli ay tutulması, karpuzlu ay tutulması, güllü ay tutulması hatta kahveli ay tutulması bile isim olarak verilebilecekken neden insanlar bu kızıla çalan olayı kanla bağdaştırmıştı? Oysa biz onu sadece aydede olarak bilirdik. 

BASINDA BİZ

Bu sayfada faaliyetlerimizle ilgili haber bağlantıları yer alır. 


     Yeni Şafak

 
 
 
 
 
 

Sivas Bilim ve Sanat Merkezi'nden Türk edebiyatına anlamlı katkı

13:2414/06/2025, Cumartesi

Yazarlık atölyesi öğrencileri Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Hüseyin Kaya editörlüğünde yayımladıkları 12 kitap için imza      etkinliğinde bir araya geldi.

Sivas Bilim ve Sanat Merkezi, yaratıcı yazarlık atölyesi öğrencileri Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Hüseyin Kaya editörlüğünde yayımladıkları 12 kitap için imza etkinliğinde bir araya geldi. Merkezden yapılan açıklamaya göre, yaklaşık 50 öğrencinin şiir, deneme, destan ve hikaye türünde ürünlerinin yer aldığı eserler bireysel ve ortak çalışmalardan oluşuyor. Buruciye Medresesi'ndeki imza etkinliğinde kitapseverlerin yazarlarıyla buluştuğu eserler arasında "Sözcüklerin Kanadında Yolculuk", "Cumartesi Sabahı Siz Henüz Uykudayken", "Zamansız Sözler Aynası", "Rüya Taciri", "Yarım Mavi", "Kalemin Rüyası", "Hayal Salıncağında Salı Düşleri", "Mazinin Gölgesi", "Hayal Atlasında Söz Irmakları", "Farklı Dünyalar Pusulası", "Kalbimde Büyüyen Sözler" ve "Bazı Tuğlalar" bulunuyor.

Kaynak:

https://www.yenisafak.com/hayat/sivas-bilim-ve-sanat-merkezinden-turk-edebiyatina-anlamli-katki-4717965

 

Haber Türk

 Sivas'ta "Genç Şairler ve Yazarlar Buluşması" programı düzenlendi

Sivas'ta, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Şubesi tarafından "Gündönümü Şiir Akşamları-14 Genç Şairler ve Yazarlar Buluşması" adlı program düzenlendi.

Kaynak
Anadolu Ajansı
Giriş: 22.06.2025 - 11:43 Güncelleme: 22.06.2025 - 12:06
 
Sivas'ta, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Şubesi tarafından "Gündönümü Şiir Akşamları-14 Genç Şairler ve Yazarlar Buluşması" adlı program düzenlendi.

Geleneksel olarak gündönümlerinde yapılan şiir akşamları programı, şiir ve hikaye kitabı çıkaran Bilim ve Sanat Merkezi öğrencilerinin katılımıyla gerçekleştirildi.

Edebiyat öğretmeni Hüseyin Kaya'nın koordinesinde hazırlanan programda, yazdıkları kitaplardan hikaye ve şiirler okuyan öğrencilerin eserleri büyük beğeni topladı.

Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Sivas Şube Başkanı Aydın Yılmaz, yaptığı konuşmada, insanlığın dijital bir dünyanın denizinde çırpındığı bir çağda okuyan, kağıda ve kaleme dokunan, eserler üreten gençlerin olmasının mutluluk verici olduğunu söyledi.

Dünyaya barış ve güzellikleri okuyan ve yazan bu gençlerin getireceğini belirten Yılmaz, programda emeği geçenlere teşekkür etti.

Sivas Bilsem Müdürü Abdullah Toker ise öğrencilerin yazma serüvenleri ve yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Programın sonunda öğrencilere hediye ve belge takdim edildi.

 Kaynak: 

 https://m.haberturk.com/sivas-haberleri/38352590-sivasta-genc-sairler-ve-yazarlar-bulusmasi-programi-duzenlendi

 

Son Dakika

Kültür SanatSivas’ta Genç Şairler Buluşması
22.06.2025 11:53
Sivas'ta 'Gündönümü Şiir Akşamları' programında genç şairler eserlerini sundu.
Sivas'ta, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Şubesi tarafından "Gündönümü Şiir Akşamları-14 Genç Şairler ve Yazarlar Buluşması" adlı program düzenlendi. Geleneksel olarak gündönümlerinde yapılan şiir akşamları programı, şiir ve hikaye kitabı çıkaran Bilim ve Sanat Merkezi öğrencilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Edebiyat öğretmeni Hüseyin Kaya'nın koordinesinde hazırlanan programda, yazdıkları kitaplardan hikaye ve şiirler okuyan öğrencilerin eserleri büyük beğeni topladı. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Sivas Şube Başkanı Aydın Yılmaz, yaptığı konuşmada, insanlığın dijital bir dünyanın denizinde çırpındığı bir çağda okuyan, kağıda ve kaleme dokunan, eserler üreten gençlerin olmasının mutluluk verici olduğunu söyledi. Dünyaya barış ve güzellikleri okuyan ve yazan bu gençlerin getireceğini belirten Yılmaz, programda emeği geçenlere teşekkür etti. Sivas Bilsem Müdürü Abdullah Toker ise öğrencilerin yazma serüvenleri ve yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi. Programın sonunda öğrencilere hediye ve belge takdim edildi. Kaynak: AA: AA

 https://www.sondakika.com/kultur-sanat/haber-sivas-ta-genc-sairler-bulusmasi-18775732/

 

Haberler.com

 https://www.haberler.com/kultur-sanat/sivas-ta-genc-sairler-ve-yazarlar-bulusmasi-18775693-haberi/

 

Sivas Ekspres 

 https://www.sivasekspres.com/haber/genc-yazar-ve-sairler-sivasta-bulustu-75648.html

 

Kangal Gündem

 https://kangalgundem.com/haber/25299487/sivasta-gundonumu-siir-aksamlarinin-14uncusu-coskuyla-gerceklesti

 

Sivas Times

 
Kültür/Sanat
EĞİTİME GÜZEL BİR KATKI!
Tarih: 29.05.2024 06:44:0

STHM ÖZEL HABER

SİVAS BİLİM VE SANAT MERKEZİ GELECEĞİN ŞAİR VE YAZARLARINI YETİŞTİRİYOR

SİVAS'ın çeşitli yerlerinden eğitim odaklı güzel haberler geliyor. Sivas Bilim ve Sanat Merkezi öğrencilerinin çalışmaları kitaplaşmaya devam ediyor. Yakın zaman önce 3 farklı kitabı KDY yayınlarından çıkan Sivas Bilim ve Sanat Merkezi öğrencilerinin hikâye ve şiir çalışmaları ilgiyle takip ediliyor. 

Üner Taha Aydemir’in Susuz Irmak adıyla kitaplaşan hikâye ve şiirleri Bilim Sanat Merkezi Kitaplığı serisinden yayımlan ilk eser. 

Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Hüseyin Kaya editörlüğünde yayıma hazırlanan O Kapının Ardında Akşamüstü Yazılanlar ve Başka Yerde Okumadığınız Şeyler adlı kitaplar ise Sivas Bilim ve Sanat Merkezi öğrencilerinin ortak çalışmalarından oluşan diğer eserler. 

Kaynak: https://sivastimes.com.tr/haber/egitime_guzel_bir_katki-12557.html


En Son Dakika 

 https://www.ensondakika.com.tr/sivas-bilim-ve-sanat-merkezi-nden-turk-edebiyatina-anlamli-katki/465504/

 

Aksiyon.com.tr 

https://www.aksiyon.com.tr/sivas-bilim-ve-sanat-merkezi-nden-turk-edebiyatina-anlamli-katki-149553

 

İtibar Haber

https://www.itibarhaber.com/sivas-bilim-ve-sanat-merkezi-nden-turk-edebiyatina-yeni-eserler-43388

 

Gündem Sivas

Sivas Bilim ve Sanat Merkezi Öğrencilerinin Eserleri Kitaplaştırıldı

12 Eylül 2025
 Sivas Bilim ve Sanat Merkezi öğrencileri, 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılında yazdıkları şiir, deneme ve öykü türündeki eserlerini kitaplaştırdı. Toplam 12 eserin bulunduğu kitap, öğrencilerin yaratıcılığının ve edebiyat yeteneklerinin bir göstergesi olarak dikkat çekiyor.

Öğrencilerin Çalışmaları Müdür Erdoğan’a Sunuldu

Sivas Bilim ve Sanat Merkezi Müdürü Abdullah Toker ve Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Hüseyin Kaya, Millî Eğitim Müdürü Fatih Erdoğan’ı ziyaret ederek öğrencilerin kaleme aldığı kitapları hediye etti. Yaklaşık 50 öğrencinin emeğiyle hazırlanan bu eserler, edebiyat dünyasına yeni bir soluk getirmesi bekleniyor.

Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeninden Özel Hediye

Ziyaret sırasında Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Hüseyin Kaya, “Çırpınıp İçinde Döndüğüm Deniz” isimli kişisel kitabını da Millî Eğitim Müdürü Fatih Erdoğan’a takdim etti. Öğretmenin bu jesti, edebiyata olan tutkusunu ve öğrencilerine ilham verme çabasını ortaya koyuyor.

Müdür Erdoğan’dan Öğrencilere ve Öğretmenlere Teşekkür

Millî Eğitim Müdürü Fatih Erdoğan, öğrencilerin ve öğretmenlerin bu değerli çalışmalarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Erdoğan, tüm emek sahiplerini tebrik ederek, başarılarının devamını diledi. Bu tür edebiyat etkinlikleri, öğrencilerin gelişimine katkı sağlarken, aynı zamanda kültürel değerlerin de korunmasına yardımcı oluyor.

 Kaynak: https://gundemsivas.com/sivas-bilim-ve-sanat-merkezi-ogrencileri-kitaplastirdi/ 

 

 

Haber 26

 

Sivas'ta 'Genç Şairler ve Yazarlar Buluşması' programı düzenlendi

22.06.2025 - 11:43 

SİVAS (AA) - Sivas'ta, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Şubesi tarafından 'Gündönümü Şiir Akşamları-14 Genç Şairler ve Yazarlar Buluşması' adlı program düzenlendi.

Geleneksel olarak gündönümlerinde yapılan şiir akşamları programı, şiir ve hikaye kitabı çıkaran Bilim ve Sanat Merkezi öğrencilerinin katılımıyla gerçekleştirildi.

Edebiyat öğretmeni Hüseyin Kaya'nın koordinesinde hazırlanan programda, yazdıkları kitaplardan hikaye ve şiirler okuyan öğrencilerin eserleri büyük beğeni topladı.

Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Sivas Şube Başkanı Aydın Yılmaz, yaptığı konuşmada, insanlığın dijital bir dünyanın denizinde çırpındığı bir çağda okuyan, kağıda ve kaleme dokunan, eserler üreten gençlerin olmasının mutluluk verici olduğunu söyledi.

Dünyaya barış ve güzellikleri okuyan ve yazan bu gençlerin getireceğini belirten Yılmaz, programda emeği geçenlere teşekkür etti.

Sivas Bilsem Müdürü Abdullah Toker ise öğrencilerin yazma serüvenleri ve yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Programın sonunda öğrencilere hediye ve belge takdim edildi.

Kaynak: AA

 https://www.haber26.com.tr/sivasta-genc-sairler-ve-yazarlar-bulusmasi-programi-duzenlendi

 

 

GECELEYİN

Yusuf Kerem Köse

İnsanın zihninin en duru olduğu an
Aynı uzay boşluğu gibi
Uyumak için erken davranır
Ne de olsa yoktur rüyalarda yalan

Bazen düşünürsün sadece
Belki en mutlu olduğun andır gece
Bazen hüzünlü bazen sevinçli
Bunun adı yalnızca iki hece

Duygularını ifade edemeyeceğin zaman
Sana arkadaş olur yastık ve yorgan
Bazen de korkarsın karanlıktan
Ama yine de uyku çöker gözlerine
Ne de olsa yoktur rüyalarda yalan 

SEN OLMAYINCA

Aden Mira Kartal

Bir kişinin yokluğu
Bazen sadece bir kişinin yokluğu değildir
Bir kişinin yokluğu bir tebessümün yokluğudur
Bazı kelimelerin yokluğudur
Bir dünyanın yokluğudur

Bir kişi bazen
Sadece bir kişi değildir
Bir kapıdır açılan okyanusa
Bir penceredir bakan gökyüzüne
Bir dünyadır orada duran
Öylesine