17 Şubat 2026 Salı

HİKAYE VE ŞİİR



BAHA KAYHAN


Herkesin anlatabileceği bir hikayesi var
Fakat şiiri yok herkesin
Şiir uzak bir ülkede
Yedi yılda açan çiçek gibi
Oysa hikâye
Yol üzerinde gördüğümüz ve her gün
Yanından geçtiğimiz
Bir bitki

Şairler derinden yaşar şiiri
Hikayeciler ise sadece anlatır
Duyduğu bir şeyi

Vatanım, Sevgim Sensin

Selim Çabuk

Vatan bir anne gibi kucaklar bizi,                
Toprağı sıcak, havası temizdir.                       
 Onda doğarız, onda büyürüz biz,                    
Onsuz hayat boş, onsuz nefes eksik.

Vatan sevgisi kalpte bir ateş yakar,       
Çalışmayı, doğruyu, iyiliği öğretir.           
Bayrağını görünce göğüs kabarır,                   
Ezanı duyunca gözler dolar, yanar.

Sevgiyle koruruz bu güzel yurdu,             
Düşmana karşı dimdik dururuz.                    
Çünkü vatanımız bir tek candır,                              
O gidince biz de gideriz, kayboluruz.

Vatanını seven insan güçlü olur,                
Birlikte daha güzel yarınlar kurar.                 
Selam olsun şehitlere, gazilere,                    
Vatan sevgisi bitmez, sonsuzdur!

Rüzgâr’ın İkinci Şansı

Selim Çabuk

Kerem 6. sınıfa gidiyordu. Sessiz, düşünceli ama çok meraklı bir çocuktu. En sevdiği şey okuldan sonra basket oynamaktı. Ancak son zamanlarda canı biraz sıkkındı. Çünkü en yakın arkadaşı başka bir şehre taşınmıştı ve Kerem kendini yalnız hissediyordu.
Bir gün okuldan dönerken boş bir arazinin kenarında kahverengi bir köpek gördü. Bakımsız, cılız bir köpekti bu. Köpek zayıftı ama gözleri dikkatliydi. İnsanlara yaklaşmıyor hatta insanlardan uzak durmaya çalışıyor ve insanları sadece uzaktan izliyordu.
Kerem, bu köpekle karşılaştığı ilk gün sadece ona baktı ve yoluna devam etti.
Ertesi gün köpeği yine aynı yerde aynı saatte gördü. Ona küçük bir iyilik yapmak istedi ve çantasını yokladı. Sabahtan beri çantasında taşıdığı yarım bir simidi vardı ve ertesi gün zaten bu simidi kuşlara atmak zorunda kalacaktı. Bu simidi çıkardı ve birkaç parçaya bölerek köpeğin önüne bıraktı. Kerem’in bıraktığı simidi köpek görmüştü. Köpek önce bekledi, Kerem uzaklaşınca gelip simidi yedi.
Bu, birkaç gün böyle devam etti. Kerem her gün biraz su ve yiyecek bırakıyordu. Köpek artık onu görünce kaçmıyor, sadece dikkatle izliyordu.
Bir hafta sonra Kerem cesaret edip biraz daha yaklaştı. Diz çöktü ve yumuşak bir sesle konuştu:
-Merhaba dostum… Sana zarar vermem.
Köpek temkinliydi, Kerem’den ürkmüyor ve ona dişlerini göstermiyordu. Bu Kerem için büyük bir ilerlemeydi.
Kerem eve gidince ailesine köpekten bahsetti. Babası:
-Sokak hayvanlarına yardım etmek güzel ama dikkatli olmalısın, dedi. Annesi ise farklı bir konuya dikkat çekiyordu. Sokak köpeği olduğu için dikkatli olması gerektiğini ve birlikte veterinere danışabileceklerini söyledi.
Ertesi gün veterinerden bazı bilgiler aldılar. Köpekle doğrudan göz temasından kaçınılmasını söylüyordu veteriner. Ayrıca köpeğe karşı ani hareket yapılmamasını ve sakin davranılmasını öneriyordu. Temiz görünse bile mutlaka köpeğe temas edildikten sonra ellerin yıkanması gerektiğini de ilave etmişti. 
Kerem öğrendiklerini uyguladı. Günler geçtikçe köpek ona alıştı. Bir sabah Kerem elini uzattığında köpek kaçmadı. Hatta yavaşça elini kokladı. Kerem köpeğin bu davranışından dolayı çok mutlu olmuştu. Demek ki köpek artık Kerem’i bir yabancı gibi görmüyordu. Bir isim vermeliydi bu garibana. Ona Rüzgar ismini verdi.  Çünkü Kerem’in yanına doğru koşarken çok hızlıydı.

Bir akşamüstü Kerem basket oynarken topu yol kenarına doğru kaçtı. Tam o sırada küçük bir çocuk topun peşinden koşmaya başladı. Sokaktan bir motosiklet geliyordu.
Kerem bağırdı ama çocuk duymadı. O anda Rüzgâr hızla koştu. Çocuğa çarpmadı ama önüne geçerek onu durdurdu. Havlayarak dikkatini çekti. Çocuk şaşırıp durdu. Motosiklet de yavaşladı.Herkes derin bir nefes aldı.
Çocuğun annesi koşarak geldi ve Rüzgâr’a teşekkür etti. Mahalledeki insanlar ilk defa köpeğe korkuyla değil, takdirle baktı.
Bu olaydan sonra mahalledeki insanlar Rüzgâr’a daha sıcak davranmaya başladı. Kerem’in babası belediyeyi arayıp köpeğin kontrol edilmesini istedi. Görevliler geldi, Rüzgâr’ı veterinere götürdü. Rüzgâr gayet sağlıklıydı ancak sadece zayıftı. Aşıları da yapıldıktan sonra yeniden mahalleye bırakıldı. Mahalle halkı ona küçük bir kulübe bile yapmıştı.
Artık kulübesi vardı. Kulübenin önüne bir mama kabı koymayı ihmal etmediler.
Kerem ise artık kendini yalnız hissetmiyordu. Her okul dönüşünde Rüzgâr onu yolun başında karşılıyordu. Kuyruğunu sallayarak yanında yürüyordu.
Kerem bir gün bankta otururken şunu düşündü: “Bazen bir dostu kurtardığını sanırsın… Ama aslında o da seni kurtarmıştır.”
Rüzgâr sayesinde Kerem sorumluluk almayı, sabretmeyi ve güven kazanmanın zaman istediğini öğrenmişti. Ve o günden sonra mahallede herkes şunu biliyordu:
Bir iyilik, sadece bir hayvanın değil, bir insanın da hayatını değiştirebilir. 

14 Şubat 2026 Cumartesi

OYUN

Sami Yusuf


Hayat çoğu zaman 
Sıkıcıdır hele de çocuklar için
Böyle zamanlarda bir şemsiyedir oyun
Altına durup saklanmak için

Gerçek dünyadan kaçıp
Sığındığımız bir sahildir oyun
Evin içinde ev, odanın içinde oda
Ve yeniden dağıtılır roller
Her oyun başladığında

Oyun olmasaydı şayet
Can sıkıntısından patlardı çocuklar
Üstelik kimse görmezdi bunu
Oyunsuz geçen bir günü
Bilemiyorum kim anlar

ATEŞ

Mehmet Kerem Gürbüz

Ateşle başladı her şey
Bir ateş yaktı insanlık 
Bunun üzerine kuruldu dünya
Demire şekil veren ve yemekleri pişiren
Ateşti 

Ateşin olmadığı yerde 
Üşüdü insanlık 
Ateş korudu, ateş ısıttı, ateş aydınlattı
Ateşin etrafında evler, şehirler, ülkeler kuruldu

Gün geldi insan
Ateşin gücünü keşfetti
Ve orada başladı savaşlar
Orada başladı insanlığın yok oluşu

SON PİŞMANLIK

Asya Kılcı 

Zor bir denemeydi ve önümde
Matematikten bir soru
Buldum cevabını uğraşarak ama
Bilemedim doğru mu

Kitapçıkta işaretleyip
Optikte boş bıraktım
Cevapları kontrol ederken
Bir de baktım
Doğru bulmuşum

Keşke işaretleseymişim vesvese etmeden
Yine de bir pişmanlık sardı kalbimi
Son pişmanlık neye yarar dedim içimden

DERİN BİR MESELE

 Nurgül Asya Kılcı

Seçmesi çok zor
Cerrah mı olsam yoksa savcı mı
Her düşündüğümde
Kararsız kalıyorum 
Kimseye anlatamıyorum acımı

İkisi de bambaşka bir yol
Cerrah olmak için sayısal gerek
Ve tam bu bana göre derken
Savcılığı düşünüyorum
Sözel de gerekiyormuş onun için
Üşeniyorum

Hem cerrah hem savcı 
Olamaz mı bir insan
Hem savcı hem cerrah da olabilir
Nedir ki buna mâni olan

Belki önce cerrah olmak daha mantıklı
Yorulduktan sonra hastanelerde
Geçerim adliyeye
Ama önce savcı olursam
Kim alır beni sonra ameliyathaneye 

GARİBİN ÇİLESİ

 Yusuf Kerem Köse

Ne namında ne adında
Bulamadım hayır
Kim kalabilirse biraz yanında
Fazlaca kötü koku alır

Bir çöpün kokusuna bile
Hemen oradan uzaklaşıyorum
Çöp kutusunun hala ayaklanmamasına
Şaşırıp kalıyorum

İnsanlar yazıyor üstüne
Aşklarını adlarını
Garibim çöp ne yapsın
Sizin adınızı
Zaten var sorunlu bir hayatı

Maaşın ne kadar nasıl çalışıyorsun
İçim vermiyor demek
Bana dönüp
Kim bilir neler diyecek