Zeynep Karaman
Eşyalar zihnimden uçuşuyor yerçekimine inat. Sandalyenin
üzerine bir dolap oturmuş ve yan yan uçarak gidiyor. O daha tam uzaklaşmadan
bir perde takımı eline çanta almış savruluyor. Kapılar uçuşuyor sonra zihnimde
pencerelerden takla atarak çıkıyorlar.
Hava da bugün epey sıcak. Yaz geldi desem gelmedi. Kış desem
kış değil. Kış kış desem uçuyor kuşlar. Pencereden takla atarak çıkan kapı uçan
kuşların üzerine doğru gidiyor ve kuşlara bağırıyorum:
-Kış… Kışş!
O sırada kuşlar bana doğru geliyor ve soruyor:
-Bize mi seslendiniz hanım efendi? Kuşlar benimle konuşmaya
başlıyor. O anda kapılar uzağa doğru gidiyor ve kuşlara diyorum ki:
-İşiniz gücünüz yok mu sizin? Hep gökyüzünde avare avare
geziyorsunuz. Kuşlar kendi aralarında konuşuyor ve biri bana diyor ki:
-İşin gücün yok mu senin? Yerlerde avare avare geziyorsun.
Önüme gelen pastanın görüntüsü güzel doğrusu ama tadına
bakmam lazım. Herkes konuşuyor etrafta ve önümde güzel bir pastayla bekliyorum
ben. Tadına bakmak için kenarından biraz alıyorum. Tatlı, çilekli bir şeyler
beklerken bu tatlıdan makarna tadı geliyor hem de salçalı makarna. Canım
sıkılıyor bu tatsızlığa. Pastanenin sahibi ekşiyen yüzümü görünce bana doğru
yaklaşıyor ve soruyor:
-Salatamızı nasıl buldunuz?
Hiçbir şey demeden kalkıyorum. Az ilerdeki otobüs durağına
yürüyorum. Otobüs zaten beni bekliyor ve biner binmez evime doğru ilerliyor. “Duracak”
düğmesine basıp trenden iniyorum. Evimin pencereleri açık, kapıları yok.
Perdeler de yok. Pencereden odama giriyorum. Neyse ki yatağım yerinde.
Elbiselerimi değiştirmeden yatağıma uzanıyorum.
İşte bazen böyle şeyler görüyorum, rüyamda.