5 Şubat 2026 Perşembe
BİLGELERİN YOLU
SABIR DUASI
4 Şubat 2026 Çarşamba
ÖZNE/SİZ
8 Ocak 2026 Perşembe
PAZAR VE PAZARLAMACILAR
TEHLİKE GELİYORUM DİYOR
İNSAF
DEĞİŞİK BİR MEYDAN SAVAŞI
Semih Yılmaz
Yine kar yağmıştı ve şehir beyaz elbisesini giyinmişti. Zaten hep kar yağıyordu ama nedense insanlar İzmirli ve Antalyalı gibi kar yağışını ilk kez görmüşçesine sokaklara dökülüyordu. Bu da yetmiyor gibi durmadan fotoğraflar paylaşıyorlar, acıklı müzikler ekliyorlardı fotoğraflara. Bunlara alışmıştım. En güzeli ise kar tatili haberini duymaktı. Geçen yıl bir ay boşunca her Perşembe tatil olmuştu kar yüzünden ve bu sene de sezonu açmıştık. Tatildi işte. Yapılacak bir şey yoktu okulların açılmasını beklemekten başka.
Nihayet okullar açıldı. Hem de ne açılış… Bahçelerde kocaman kar yığınları vardı. Okul sanki bir bayram yerine dönmüştü. Teneffüslerde kimse içeriye girmek istemiyor, kimileri kardan adam kimileri kardan kale yapıyordu. Dışarda kalıp da kartopu yememek imkansızdı. Bir savaş alanı gibi bahçeye çıkanların sağından solundan tepesinden vınlayarak kartopları geçiyordu.
Gün sonunda herkes yorulur diye bekliyordum fakat meğer herkes enerjisini okul çıkışına ayırmış. Okul çıkışında pusuda bekleyen bir grup gelen giden herkesi kartopu yağmuruna tutuyordu. Hatta öğretmenler de nasibini alıyordu bu yağmurdan. Bazı öğretmenler ise dönüp daha büyük ve sert kartopu ile karşılık veriyorlardı. Sonunda okul bahçesi boşalmıştı ama enerjisi bitmek bilmeyen arkadaşlar halen sağa sola kartopu atıyordu. Hiç kartopu atmadım kimseye fakat öyle iştahlı atıyorlardı ki acaba bir tane de ben yuvarlayıp atsam mı diye düşünüyordum arada. Yerden bir parça kar aldım, top da yaptım fakat atamadım. Arkadaşlarım ise kendilerine yeni bir cephe açmışlardı. Gelip geçen araçlara kartopu atıyorlar sonra saklanıyorlardı. Belediye otobüsleri, servisler bu bombardımandan nasibini alan büyük araçlardı. Bir süre sonra korna sesleri duyulmaya başladı. Araçların bir kısmı yavaşlıyor hatta kenarda durup kartopunun geldiği yere bakarak el kol hareketleri yapıyorlardı. Arkadaşların ise bu savaşı durdurmaya niyetleri yoktu. Ta ki aracın biri kenara çekilip için o adam ininceye kadar. Üzeri kar ve buzlarla kaplı büyük, siyah bir araçtı bu. İçinden inen kişi ise kirli sakallı, iri yarı bir adamdı. Ayaklarında çizmeler vardı ve uzun bir pardösü giyinmişti. Boynunda kocaman bir zincir vardı. Öfkeyle arabasının kapısını kapattı. Kartopunun isabet ettiği yere baktı. Eliyle o bölgeyi sildi ve ardından kartopunun geldiği yere doğru sert adımlarla ilerledi. Tüm sokak adamı izliyordu. İçimden eyvah dedim. Bu savaş böyle bitmemeliydi. Adamın ağzından ve başından buharlar çıkıyordu. Nihayet kar yığının ardına ulaştı fakat sağa sola bakmaya devam ediyordu. Bir yandan bağırıyor sağa sola ağıza alınmayacak şeyler söylüyordu. Adam sonunda döndü ve aracına bindi. Kartopu kesilmişti. Araçlar hızla gelip geçiyordu artık. Demek ki saklanmayı ya da kaçmayı başarmıştı yaramaz arkadaşlarım. Ben de olayın olduğu yere bir bakayım, diyerek ilerledim. Gerçekten de kimse yoktu kar yığınının arkasında fakat buradaki karlar neredeyse bitmişti kartopu yapılıp atıla atıla. En azından bir tatsızlık yaşanmadığı için evin yolunu tuttum. Bu esnada az önceki siyah aracın hareket ettiğini gördüm. Araç tam elli metre kadar gitmişti ki arka camında bir kartopu daha patladı. Araç bu kez durmak yerine hızlanmıştı ki bir kartopu daha aracın ön penceresinden içeriye düşmüştü. Fren ve korna sesi ile yeniden tüm sokak irkildi. Bundan sonraki sahneleri izlemek acı olabilir düşüncesiyle ara sokaklardan birine saptım ve yoluma devam ettim.
Ertesi gün okulda büyük bir sessizlik vardı. Kimse yerdeki kardan küçük bir parça bile almaya cesaret edemiyordu. Zaten teneffüse de çok az kişi çıkıyordu. Bahçenin dışına baktığımda dünkü siyah aracın kapının önünde olduğunu fark ettim ve sınıfıma doğru yöneldim.