7 Nisan 2026 Salı

KALECİ

 Baha Kayhan

Futbol kimileri için
Yalnızca boş zaman işi
Ama futbol bence
Büyük bir eğlence 

izlemek şöyle dursun
ben oynamaktan yanayım
Bırakın ben bir kez olsun
Yorulana kadar oynayayım

Gol atanları herkes bilir
Fakat kurtaranlar anılmaz
Bir takımın gücü kuvveti
Aslında kalecidir kimseler anlamaz

Ben de bir kaleciyim
Topları uçarak tutarım
Bir hafta maça çıkmasam
Bilmiyorum nasıl yaşarım

BENİM SONUM

Dağhan TOY 
 
 
Usandım birilerine benzetilmekten
Herkes beni benzetiyor bir şeye
Kimileri bir kahramana
Kimileri bir animeye

Tamam insan olursa benzettikleri
Sorun yok bence
Fakat diyorlar ki gördüm seni
Sincaplarla ilgili bir filmde

Aynaya bakıyorum böyle denilince
Evet dişlerim güzel
Ve yüzüm, saçlarım şahane
Kime benzediğimden kime ne

Şimdi kafamdaki sorular çok deli
Birkaç sene sonra boyum uzayacak
Sesim değişecek merak ediyorum
Kime benzetecekler beni 

Yakışıklı olduğum kesin
Karizma dersen ötesi yok
Aynaya her bakışımda diyorum ki
İyisin sen iyisin hem de çok

DERT

 ALİ ÇAĞHAN YILMAZ

Bu sınıfa geldim geleli
Değiştirdiler beni bile
Her teneffüs bir aksiyon
Her ders başka bir sorun

Matematikten bezeceğimi
Düşünmezdim mesela
Gelmeden evvel bu sınıfa
Şimdi düşünüyorum kara kara

Henüz iki yıl kaldı geride
Daha var iki sene
Ne yapacağım bunlarla bilmiyorum
Günüm geçiyor düşünmekle

Bazen kendime diyorum
Sınıf mı değiştirsem diye
Çözüm olur mu bilmiyorum
Belki değişirim seneye

Herkesin derdi başka
Öğrencinin derdi ise bambaşka
Dua ediyorum her gün sonunda
Allah’ım beni değiştirme daha fazla

BÖYLE OLMAMALIYDI

Selim Çabuk
 
Binbir düşünceyle başladığım ortaokulun
Bu kadar keyifli olacağını sanmazdım
Günler geceler boyu zihnimde
Kötü senaryolar yazmazdım

Teneffüsler ayrı neşe dersler ayrı 
Düşünmüyorum ortaokulda ne yapılır
Dersler nasıl geçer diye artık
Düşünmüyorum gayrı

Lakin yaklaşıyor bir sınav vakti daha
Herkeste bir telaş ve suskunluk
LGS anıldığında birden
Liseyi düşünüyorum şimdiden

Belki lise de böyle geçer deyip
Teselli buluyorum kendime 
Bir yandan geride kalan çocukluğuma bakıp
Diyorum ki sanki olmamalıydı böyle

4 Nisan 2026 Cumartesi

GEREKSİZ TELAŞ

Gamze Sena Kuyucu

(O harfi olmadan yazılmıştır)


Yine sıradan bir sabahtı. Mektebe gitmek için hazırlandım ve kahvaltı yapmak için masaya kuruldum. Annem kahvaltı için köfte ekmek yapmıştı. Hemen anneme:
-Gene döktürmüşsün anneciğim, dedim. Annem sevecen bir tavırla:
-Teşekkür ederim evladım. Hepsini sizin için yaptım, dedi. Hadi hemen ye yemeğini, mektebine geç kalacaksın.
-Saat kaç ki anne ben hiç dikkat etmedim, dedim. 
Gerçekten de uyandığımdan beri saate bakmamıştım. 
Annem:
-Saat öğlen bire gelmiş, dedi. 
Hızlı yapmalıydım kahvaltımı. Eğer hızlı yapmaz isem mektebime geç kalacaktım. Yakınarak anneme:
-Keşke mektebi sabahın erken saatlerinde yapsalar. Geç uyanmışım sırf bunlar yüzünden, dedim. Mektebimiz saat birde başlamakta, akşam da sekizde bitmekteydi. 
Annem de şikâyetçi bir tavırla:
-Aynen evladım, keşke erken saatte başlasa mektebin, dedi. Ben hemen kahvaltımı yaptım ve hırkamı giydim. Pencereden dışarı bakarak anneme:
-Hayır ya hava yine sıcak, dedim. Havanın sıcak bulunmasından nefret etmekteyim. Tek ben değil şehir halkı da nefret etmekte. 
Evden çıktım ve yürüyerek mektebe gitmeye başladım. Mektep eve biraz uzak ama ben hızlı yürüyebildiğim için taşıta ihtiyaç duymam hiçbir zaman. Aslında ihtiyaç duysam bile taşıtla gidemem mektebe. Çünkü bizim şehrimiz dağlık bir alana kurulmuş yıllar önce. Biz her yere yürüyerek gideriz bunun yüzünden. Biraz yürüdüm. Ardından mektebe geldim. İlk dersimiz bedendi. Hatta ilk iki ders. Yüzüm bir anda asıldı. Neşem uçup gitti. Ben beden dersini hiç sevmem. Hatta kimse sevmez. Neyse ki bu iki dersin ardındaki ders matematik. Ben matematik dersini severim, en sevdiğim derstir. Sınıfa girdiğimde müdür yardımcısı sınıfta, bizimkilere bir şeyler anlatmaktaydı. Geç kalmıştım. Özür dileyip hemen sınıftan içeri girdim. Müdür yardımcısı:
-Arkadaşınız da geldiğine göre size önemli bir haber vereceğim, dedi.
Herkes meraklanmıştı. Yani ben yüzlerine baktığımda öyle gördüm.
Müdür Yardımcısı devam etti:
-Bugün derslerinize girecek hiçbir öğretmeniniz gelmedi. Evlere dağılabilirsiniz.
 Sınıftaki arkadaşlarım ve ben bu duruma üzüldük. Çünkü biz ders işlemeyi severiz. Ama maalesef bugün işlemeyeceğiz. Hepimiz itirazsız eve dağıldık. 
Eve geldiğimde annem:
-Ne ara bitti mektebin, dedi. 
Şaşırmıştı. 
Ben de cevapladım:
-Anne öğretmenlerimizin hiçbiri mektebe gelmemiş. Bizi de eve gönderdiler, dedim.
 Biraz üzülmüştüm bu duruma. Bugün en şanssız günüm herhalde. Daha ne gerçekleşebilir diye düşünürken kapı çaldı. Hemen kapıyı açtım. Kapının önünde arkadaşım vardı. 
Bana:
-Gülsüm bizimle ders çalışmak ister misin, dedi. 
Ben hemen kabul ettim ve kitaplarımı aldım. Dışarı çıktım. 
Arkadaşıma:
-Nerede ders çalışacağız, dedim. Arkadaşım cevapladı:
-Şehir dışından biri gelmiş. Görmen lazım, dedi ve beni çekiştirerek şehir meydanına yürümeye başladı.

 

SEVİNÇ

Gamze Sena Kuyucu

(U harfi olmadan yazılmıştır)

Sevinç bazen geliyor bir çikolatayla                                              

Bazen de yağan bir karla
Sevinç olmazsa eğer 
Yaşamanın tadı mı kalır dünyada


Sevinç gelince 
Tek bir kişiye gelmez her zaman
Dersin boş geçeceğini öğrenen bir sınıf
Sevinçten ne yapacağını bilmez o an


Bazen de sebepsizce gider sevinç
Kalkarsın o gün
Ama bir şey eksik
Güne bir adım önde başlayan o şey
Sevinç


NAZAR

Gamze Sena Kuyucu

(U harfi olmadan yazılmıştır)

Ömrünün bitimine yaklaşmıştı. Yani öyle hissetmeye başlamıştı. Biraz yaşlı olabilirdi. Ancak çiçekleri her şeyden önemliydi. Evinde tek yaşamaya başlamıştı yakın zamandan beri. Kocası öldükten sonra evini çiçeklerle süslemeye başladı. Çiçek sevgisi kocasının cenazesinden beri vardı. Kocasının cenazesinde tek kalacağı için üzülmüş hatta kızının evinde yaşamak istemişti. Kızı istemeyince aklına çiçekler gelmişti. Yıllar önce ona çiçeklerin arkadaş olabileceğini, onlarla ilgilenirse büyüyüp neşe saçtıklarını söyleyen kocasıydı. Evine bir tane çiçek almıştı. Bakmaya başlamıştı. Her gün ihtiyaçlarını giderip çiçekle sohbet etmişti. O günden sonra beğendiği çiçeklerin hepsini almaya karar verdi. Çiçeklere sevgiyle baktı. Çiçeklerin kendisine bir şeyler fısıldadığını düşünmekte, gününün yarısını çiçeklerine bakmakla geçirmekteydi. Evi çok büyük değildi. Ama o bir şekilde farklı farklı çiçeği sığdırmıştı evine. Zamanında çiçekleri çok da sevmezdi. Şimdi ise onlar olmadan yaşayamam demekteydi. Her ay gelen emekli maaşı ile ya farklı bir çiçek ya da saksılar alırdı. Saksılara da hayranlık göstermekteydi. Özellikle pencerelere asılanlar var ya. En çok da o saksıları severdi. Çiçeklere faydalı gelen şeyleri araştırmıştı. Her gün çeşit çeşit karışım yapmaktaydı çiçeklerin toprağına dökmek için. 

Derken bir gün kapı çaldı. Kapının çalması yılda bir olan olaydı. Kızından başka kimse gelmezdi. Kızı gelmeden önce haber ederdi annesine. Kargo da sipariş ettirmemişti kızına. Acaba kim diye kapıyı açtı. Karşısında aynı kendisi gibi yaşlı biri vardı. Söze başladı:
-Merhaba ben Fadik. Sizin köyden. Annenin teyzesinin kızıyım. Hani kocanın cenazesinde görüştüydük ya, dedi. 
Biraz şaşırmıştı. Kocasının cenazesinden beri kızı hariç ilk defa biri gelmişti.
-Gel Fadik, içeri gel. Bende dün kek yapmıştım yeriz, dedi. Fadik içeri girdi. Saniye keki çıkardı ve yemeye başladılar. 
-Nasılsın Saniye? Evi iyice ormana çevirmişsin. Hepsine nasıl bakıyon kız? Valla helal sana. Ben olsam bakamam. Yaşlılık yaramış sana, dedi Fadik.
Saniye pek de Fadik’ in tavrını beğenmemişti. Ama cevapladı:
-Severek büyütmeye çalıştığım için hiç de zor olmaz bana. Hepsi sanki benim evladım gibi, dedi samimi bir şekilde. 
-Niye geldiğimi merak etmişsindir de mi? Benim kızın düğünü var. Seni de bir ziyaret edeyim dedim. 
-İyi etmişsin. Senin kız kaç yaşındaydı?
-22 yaşında. Seninkinden 3 yaş küçük, dedi Fadik. 
Biraz daha sohbet ettiler ve Fadik gitti. Saniye gene eski hayatına dönmüştü. Derken bir gün beklenmedik bir şey olay gerçekleşti. Çiçekleri sırayla solmaya başladı. Hem de hiçbir şey yokken. Saniye ağlayarak kızını aradı:
-Kızım çiçeklerim sırayla solmaya başladı. Ne yapacağım, ne edeceğim ah bir bilsem. Geçen hafta bizim köyden Fadik gelmişti. Kesin Fadik’ in nazarı değdi, dedi. Kızı:
-Annecim olmaz öyle şey. Hem sen yaşlandın artık. Çiçeklere önceki kadar ilgili davranmadığın için onlar da sıkılmışlar senden demek ki, dedi.
Saniye ne kadar ısrar etse de kızını ikna edemedi nazar değdiğine.
Ağlayarak telefondan kapattı kızını.

MUTLULUK HANGİSİ

Gamze Sena Kuyucu 
(E harfi olmadan yazılmıştır)

Çok tatlı olur ara sıra
Ayrılmak için razı olmazsın
Ama varmak için okula ya da çalışmaya
Uyanmalısın


Uyumak insanlığın bir parçası                                                           
Unutulamaz bir uygulama olmalı
Uyanınca insan sorgular bu hayatı
Uyumak ana ihtiyaç mı?


Daha tatlı unsurlar var aslında
Ama uykunun tadı bir başka
Uyumak mı iyi yapar insanı
Yoksa mutluluğunu arttıracak bir rüya mı?