9 Mart 2024 Cumartesi

KÖSEDAĞ’IN KÖSESİ

 Emir Celal ÇAT

Bir gün Köse Süleyman bir arkadaşıyla sıcak çayları yudumlarken bir diğer arkadaşı ise en rahat koltuğuna oturmuş gazete haberlerine bakıyordu. Bu, onun her zaman yaptığı işti. Bu örüntüye göre günler akıyordu. Köse, bir gün bu zaman döngüsünü kesmeyi başardı. Sırf değişiklik olsun, uçukluk olsun diye bir dağa çıkmaya karar verdi. Belki de o dağa yedi günde çıkardı belki de yedi haftada.
Köse, dağa çıkma umuduyla o gün arkadaşlarıyla belki de son çaylarını yudumluyordu. Bunu arkadaşlarına demedi. Ertesi gün olmuş Köse umutla uyanmıştı. Yola çıkmak için daha ilk adımını atmış ona göre diğer insanlar yan yatmıştı.
Artık uzun yol Köse’yi bekliyordu ama o sırada dağa çıktığını bile fark etmemişti. O gün tarih 1 Temmuz 1243’tü. Zaten çıktığı gibi inmesi de lazımdı. Köse, o dağı yavaş yavaş indi.
Ertesi gün Köse, tesadüfen arkadaşlarını görmüştü. İçindeki mutluluk umudunu taşırmıştı. Üç arkadaşın birine yaklaşan bir çocuk dedi ki:
-Ağabey, ağabey, savaş çıktı çabuk gel.
Üç arkadaş hemen oraya gidip tetiği çektiler. Moğollar Anadolu Selçuklu Devleti’ne savaş açmıştı. O günün tarihi 3 Temmuz 1243’tü.
Köse de savaşa katılmak ve tetiği çekmek için dağa çıkarken bir Moğol onu vurmuştu. O günden sonra savaşı kaybetmiştik ama Osmanlı kurulmuştu. Bu yüzden orasının ismi Kösedağı olmuştu.

DEĞİŞİK DÜNYA

 Elif Yüsra Yaralı

Bu dünya bildiğin gibi bir dünya değil!!!
Bu dünyada arkadaş diye bir şey yok, insan diye bir şey yok. Bu dünyada uzaylılar yaşıyor. Spor yok, bilsem yok, isim hiç yok. Aslında burada dünya yok. Sadece boşlukta yaşıyoruz. Ben yazmıyorum, beynim yazıyor. Burada bina yok. Özellikle hayat yok. Burada yaşamak ister miydin?

KİTAP

 Merve Sena Öztürk

Severim kitapları
Neşe bilgi yuvası
Mutluluğun dünyası
Ah canım kitaplarım

Öğrenirim her şeyi
Sevmeyi ve bilmeyi
Anlatamam kimseye
Senden aldığım zevki



ESKİYİ ÖZLEDİM

 
Sude Gökçe Çelen

Eskiler daha güzeldi. Şimdi oooo… Her yer kirli ve kötü insanlar dolu dünyada. 

Eskiden dünya temizdi ve güzel insanlarla doluydu. Özledim eskiyi, eskileri. Üzülüyorum dışarıya. Savaşlar, bombalar var şimdi. Hayvanlar ölüyor, bitkiler soluyor. Çevre kirleniyor. Ömrümü vermem böyle hayata. Ses kirliliği, çevre kirliliği, hava kirliliği. 

Eskilerde çocuklar özgürdü ve temizdi hayat. Evleri yıkıyorlar, çevre kirleniyor. İnsanlar evsiz kalıyor. Sular bitiyor insanlar yüzünden. Egzozlar havayı kirletiyor. Teknoloji ilerlediği için çocuklar eve kapanıyor. 

Eskiler böyle değildi. 

Özledim eskiyi, eski zamanları.



GÜZEL TÜRKİYE’M

 Emir Asaf KONAÇ

Benim güzel Türkiye’m
Her şehrin başka güzeldir
Tarihî güzelliklerinle
En zengin sensin

Benim güzel Türkiye’m
Her şeyinle güzelsin
İyi ki benim ülkemsin
Canım Türkiye’m benim

 

OKUL

 
 Emir Asaf KONAÇ
Okulda öğrendim her şeyi
Keşke her gün ders olsa
Uzasa dersler hemen bitmese
Lazım olan tek şey okul herkese

ORUÇ


Sude Gökçe Çelen

Tutarız bir ay
Gece yeriz
Akşamı bekleriz
Yemeğimizi yeriz

Sahurumuzu yapıp
Yatağa kaçarız
Ramazanı geçiririz
Bir ay sonra
Bayram ederiz
Hayata döneriz

ÇİKOLATA

Sude Gökçe Çelen
Çikolata sevmeyen mi var
Sevmiyorsan çeşitlerini dene
Sütlüsü bitteri beyazı
Hangisi

Hepsi güzel
Seçemem

Mutluluk verir insana
Fazla yersen kötü olur
Tam ortayı bul
Öyle dene

RAMAZAN


Merve Sena Öztürk
On bir ayın mübareği
Ramazandır ta kendisi
Sahura kaldırır bizi
O davulun güm güm sesi

Ramazanda oruç tutarız
Orucu iftarda açarız
Hayata neşe katarız
Ne mübarek şu Ramazan

ORUÇ


Aysel Zümra Yuvacı
Ramazan ayının gelmesine iki üç gün kalmıştı. Çok mutluydum. Şöyle bir sıkıntım vardı: Bu oruçların hepsini tutmam gerekiyordu fakat bunda sakınca gören tek çocuk bendim. Çok şaşırmıştım. Neden oruç tutmamız, aç kalmamız zorunluydu ki? 

Anneme sormak istedim. Annemi ilkönce odalarda aradım. Sonra onu mutfakta gördüm. Annem beni karşısına aldı:

-Kızım çünkü fakir olup da aç kalan kişilerin halini anlamamız gerekiyor, dedi. Anneme güler yüzle baktım ve koşarak odama gittim. Odamda dersime çalıştım. Artık ödevim bitmişti. İki gün art arda yattım, yattım. Oruç zamanı gelmişti. Sahur vaktinde çok yemediğim için sabah çok aç uyandım. Acıktığım için unutup bir kase gevrek yedim ve oruçlu olduğumu hatırladım. Hemen annemin yanına mutfağa koştum. Anneme olanı biteni anlattım. Annem:
-Kızım bir şey olmaz. Eğer bilerek yediysen orucun bozulur, yoksa orucuna bir şey olmaz, dedi.