23 Aralık 2023 Cumartesi

NAPOLYON BONAPART

 
Tayfun Tabuk

    (Biyografi)
    18. yüzyılda Korsika adında bir ada vardı. O dönemler Korsika Cenova’nın egemenliği altındaydı. Fakat Korsikalılar özgürlük yani bağımsızlık istiyordu. Korsikalılarla başa çıkamayan Cenova Korsika’yı Fransa’ya verdi. Fransa 1768 yılında adada mutlak bir hakimiyet kazandı. Fakat Korsikalılardan bazıları Fransa’yı istemedi ve tanımadı. Ama bazıları da Fransa’yı destekledi. Onlardan biride Carlo Bonapart’tı. Carlo Bonapart bir avukattı zengin olmamasına rağmen iyi bir hayat yaşıyordu. Carlo Bonapart’ın 1769 yılında Napolyon adında bir oğlu oldu. 
    Napolyon’un babasının Fransa’yı desteklemesinin yüzünden Napolyon ile anlaşamıyor ve tartışıyorlardı. Napolyon’un babasının Fransa’ya sadakat sunması Napolyon için bir fırsat doğurmuştu. Carlo Bonapart iyi bir hayat yaşıyordu fakat zengin değildi. Bu fırsat Fransa da okuma fırsatıydı. Carlo Bonapart Napolyon’u Fransa da askeri bir okula gönderdi. Napolyon’a arkadaşları okulda çok kötü davranıyorlardı. Fakat Napolyon hakkını arıyor kendini ezdirmiyordu. Tarihteki nam salmış kişileri merak ediyordu. Matematik ve coğrafya da çok iyiydi. Daha 16 yaşında üsteğmen rütbesinde topçu alayına katıldı. Bu olayla askeri hayatı başladı. Napolyon üsteğmenlikten daha fazlasını istiyordu. Çok hırslı ve yetenekliydi. Daha da yükselmek istiyordu. Fakat onun için bu o kadar kolay görünmüyordu. Çünkü Fransa liyakate kapalıydı. Pozisyonlar yeteneğe bağlı değil torpille oluyordu. Halk isyanlardaydı. Napolyon da yeni devrimi destekledi. Daha sonra bu sistemin kalkması ve başarısıyla yüzbaşı oldu. İngilizlerin desteklediği Toulun Karşı Devrimi bastırıp biranda Tuğgeneral oldu. Paris’teki Kralcı ayaklanmayı bastırdı ve terfi ederek Tümgeneral oldu. Napolyon’ un askeri başarıları onu daha da ünlendirdi. Bu durum Devrim Hükümeti’nin dikkatini çekti ve İç Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı aldı. 26 yaşındayken emrinde bir ordu vardı ancak yetmiyordu daha fazlasını istiyordu. Fransa’daki devrim bütün Avrupa’yı tehdit ediyordu bu yüzden Avrupa da Fransa’ya baskı kuruyordu. Baskılara karşı Fransa da Avrupa’ya savaş açtı. Fransa Viyana’yı alarak savaşın kaderini değiştirmek istiyordu.         
    Fransa Jourdan, Moreau ve Napolyon dan oluşan üç tümenlik ordusuyla hazırlıklara başlamıştı. Başrolde daha çok Jourdan ve Moreau vardı . Napolyon’un tümeni ise güneydeki düşmanları oyalayacaktı. Başrolde olan 2 tümen itildi. Ancak 28 yaşında genç tümen Napolyon görevini başarıyla yaptı ve Avusturya birliklerini yenerek savaşın kaderini değiştirdi. Fransa o dönemler ekonomik sıkıntıdaydı ve Napolyon’un kazandığı ganimet Fransa’ya iyi geldi. Yıllarca maaşını eksik alan ordu maaşını tam almıştı. Napolyon askerlerinin dikkatini çektiği için ordusunda motivasyon oranı üst düzeydeydi. Fransa’daki herkes onu kahraman olarak tanıdı. Hükümet onun imparatorluk gibi fikirler edinebileceğini düşünüp onu Mısır’ a gönderdiler. Napolyon burada kalıcı bir hakimiyet için propaganda yayınladı. Fakat Osmanlı birlikleri onu yenince geri Fransa’ya döndü. Fransa da ise bir adam darbe yapmak istiyordu ve desteğe ihtiyaç duydu. Bonapart ve birkaç kişinin desteği alarak 1799 yılında hükümet devrildi. Yeni bir hükümet kuruldu. Kurulan hükümet başlangıçta 3 konsül hükümetiydi ancak Bonapart onu bir konsüle çevirdi. 
    O sıralarda Fransa Avrupalılarla savaşıyordu ve gidişat hiç iyi değildi. Napolyon bizzat ordunun başına geçerek orduları geri püskürttü. Böylece 1. Ve 2. Koalisyon Savaşları’nı kazandı. Yalnızca şu anda İngiltere olarak bildiğimiz Birleşik Krallıkla savaş devam ediyordu. Fakat 1802 yılında Birleşik Krallığın ekonomisinin batmasıyla bir barış antlaşması yapıldı. Fakat Fransa’nın ekonomisi de kötüydü. Napolyon bu duruma karşılık ilk ulusal bankayı açtı, yardımlaşmayı yaygınlaştırdı ve vergilendirme sistemini getirdi. Yolsuzluk yapan hükümet yetkililerini kovdu. Altyapıyı geliştirdi. Napolyon liyakate önem veriyordu yani torpili kaldırmıştı. Fransa’yı kaostan kurtarmak istiyordu, güçlendirmek istiyordu. Başardı da ve kendisini 1804 yılında imparator ilan etti. 3. Koalisyon Savaşı da başlamıştı. Fransa Britanya, Roma, Avusturya, Rus İmparatorluğu ve Cemen İmparatorluğu’yla savaştılar. Bu sefer Fransa’yı yenebileceklerini düşünüyorlardı ama yanıldılar. Napolyon’ u bukadar büyük bir asker yapan şeyler askerlerinin ona olan inancı ve sadakati, hızı ve çevikliği ani yani sürpriz kararlarıydı. 3. Koalisyon Savaşı’nı da kazanmışlardı ancak Ruslar ve İngilizler durmuyordu. Napolyon ise İspanya ve İngiltere’yi geçemediler. Prusya Napolyon’un yükselişinden rahatsız oldu ve 4. Koalisyon Savaşı oldu. Napolyon büyük bir zafer kazandı ve Avrupa’nın Fatihi oldu. Savaşa katılan devletlerden Britanya hariç diğerleri Fransa ile barış antlaşması imzaladı. Buna karşılık 1806 yılında Napolyon Britanya’yı kıta ticaretinden kesti ve ambargo uyguladı. Avrupa devletleri bu durumdan hoşnut değildi. İspanya’nın da dahil olduğu 5. Koalisyon Savaşı başladı ve Fransa’nın zaferiyle sonuçlandı. Rusya gizliden Britanya ile ticarete devam ediyordu. Bu durumu öğrenen Napolyon Avrupa’nın en büyük ordusunu kurdu ve 6. Koalisyon Savaşı başladı. Ancak Napolyon’un dostları ona ihanet etti. Ülkede seferberlik başlatıldı. Napolyon ‘un sürgün edileceği yenilgiyle sonuçlandı. Halk kralı istemeyince Napolyon geri tahta çıktı. Diğer ülkeler tekrar savaş ilan etti. Diğer devletler kazanan taraf oldu ve Napolyon tekrar sürgün edildi. 51 yaşında mide kanserine yenilerek hayat mücadelesini kaybetti.

HAYALLERİM

 Muhammet Aziz Toptaş


Benim de hayallerim var
Tıpkı hepiniz gibi
Uçmak gibi mesela
Herkesin hayali var

Benim de hayallerim var
Süper kahraman olmak mesela
Kurtarmak zorda kalan insanları
Yardımcı olmak onlara
Benim hayallerimde hep
Faydalı biri olmak var

KIRGINLIK

 
Tayfun Tabuk
Çok şey istemiyorum aslında
Birazcık saygı
Arkadaşlık, kardeşlik bunlar bir yana
Çok şey istemiyorum aslında
 
Diyorum ki mesela
Ben konuşurken dinlesin arkadaşlarım
Çünkü dinliyorum ben onları
Ne anlatırlarsa anlatsınlar
Saygıyla
 
Çok şey istemiyorum aslında
Diyorum ki mesela
Verilmiş emeklere
Çekilmiş zahmetlere birazcık saygı
Ben
Anlaşılmak istiyorum

DOĞA ANA


Sude Gökçe Çelen
Sen anasısın her şeyin
Ağaçların, kuşların, insanların
Dünyanın dengesisin

Bizler için süslersin
Dünyayı, hayatı, yaşamı
İstersin bizden
Seni korumamızı

UYKU

 Ecrin Kılıç

Hiç uygun olmayan zamanlarda
Gelip beni buluyorsun
Yoruyorsun
Git, diyorum
Gitmiyorsun, saçlarımı okşuyorsun
Ama seni geceleri çağırdığımda
Nazlanıyorsun
Hiç yanıma gelmiyorsun


MANİ ÇALIŞMALARI

 Muhammet Aziz Toptaş
Hep bize gelir komşu
Adımı bilmez der: şu
Bir gün öğrenir elbet
Yapar getirir turşu

Merve Sena Öztürk
Tarih dersi bir başka
Tarihte geldim aşka
Her gün sekiz on saat
Tarih işlesek keşke

Çerçi gibi gezerim
İpe tespih dizerim
Şu cihanda koşmaktan
Hep ağrıyor dizlerim

Sude Gökçe Çelen
Yolda gördüm aç köpek
Köpekler korkunçtur pek
Bana gelmesin diye
Önüne atarım kek

Zehra Fırat
Her gün okul hep okul
Buna dayanır mı kul
Okul masraflarından
Ne para var ne de pul

Ecrin Kılıç
Uykum gelir hoş gelir
Kanatlı bir kuş gelir
On beş saat uyusam
Yine bana boş gelir

Tayfun Tabuk
Napolyon ah Napolyon
Seni tanıdım en son
Okudum hayatını
Yedi gün belki de on

Emir Asaf Konaç
Kitaplar sıra sıra
Kapaklar kara kara
Okunmak için varlar
Dizmeyin duvarlara

GECİKME

 Yiğit İbrahim Karain, Zeynep Göktaş, Ahmet Sait Yurttaş, Aysel Zümra Yuvacı, Umut Pekyiğit

Kenan 3. sınıftaydı ablası Sinem ise 10. Sınıftaydı. Sinem oldukça sakin, saygılı ve kardeşini üzmemek için onunla zaman geçiren ödevlerine yardım eden birisiydi. Kenan ise kitap okumayı, futbol oynamayı, araştırma yapmayı çok severdi. Abla kardeş birbirlerini tamamlayan bir hayatları vardı. Anneleri de babaları da çalıştığı için işten çok geç gelirlerdi ancak onlar gelinceye kadar Sinem, Kenan’ın derslerine yardım eder, kendi ödevlerini de özenle bitirirdi. Bir yerlere ya da akrabalarına ancak hafta sonları gidebilirlerdi. Sinem ve Kenan hafta sonlarını iple çekerdi çünkü tüm aile ancak hafta sonları bir arada oluyordu.
Bu dört kişilik aileden başka bu evde yaşayan bir de küçük kedi Boncuk vardı. Boncuk, Kenan ve Sinem için ailenin bir üyesi gibiydi. Onunla oynamayı seviyorlar, gezdikleri yerlere onu da götürüyorlardı.
Kış yaklaşmıştı. Akşamları hava erkenden kararıyordu. Böyle zamanlarda anne babalarını beklemek biraz daha zor oluyordu. Onların işten gelmeleri neredeyse akşamın sekizini buluyordu.  Yine bir pazartesiydi ve yorucu okul gününden sonra Kenan da Sinem de evlerine gelmişler, ödevlerini yapmışlardı. Geriye Boncuk’la oynamak ve anne babayı beklemek kalıyordu. Hava oldukça soğuktu, dışarısı karanlıktı ve kar yağmaya başlamıştı.
Kenan:
-Abla, çok acıktım, yemeği sen yapabilir misin, dedi. Ablası:
-Biraz daha bekleyelim annem ve babam gecikirse hazırlarım elbette, dedi.
Saat sekize gelmişti ama ne anne vardı ortada ne de baba. Çaresiz Sinem mutfağın yolunu tuttu, anne ve babasının gecikeceğini anlamıştı. Bazen böyle oluyordu, trafik yüzünden ya da alışverişe gittikleri için yarım saat kadar geç geldikleri oluyordu. Sinem, kardeşine bir şeyler hazırlarken kendisi için de bir sandviç yaptı. Nasıl olsa birazdan kapı açılırdı. Sinem, mutfağın penceresinden dışarıya baktı. Göz gözü görmüyordu. Kar fena yağıyordu ve şimdiden yerler bembeyaz olmuştu. Anne babası normalde 6 gibi iş yerinden çıkıyordu ama iş yerleri uzak olduğu için eve gelmeleri iki saat sürüyordu. Abla kardeş biraz atıştırdılar. Döndüler ve Boncuk’la oynadılar, zaman geçmek bilmiyordu. Saat dokuz olmuştu ancak anne baba halen yoktu. Uykuları da gelmeye başlamıştı iki kardeşin ancak meraktan uyumaları mümkün değildi. İkisi de perdeyi araladı, anne babanın yolunu beklemeye başladı. Küçük Boncuk da onlara eşlik ediyor, pencerenin önünde dışarıda yağan karı izliyordu. Kaç dakika, kaç saat geçti böylece bilmiyorlardı. İki kardeş ve Boncuk, pencerenin önünde uyuyakalmıştı. Gece saat 11 civarıydı ki kapıdan gelen tıkırtılara önce Boncuk uyandı Sinem’i uyandırdı. Sinem önce saate baktı sonra kardeşine ve kapıya yöneldi. Anne babası nihayet gelmişlerdi ancak her tarafları karla kaplıydı. Üşümüşlerdi. Yorgunlardı. Önce Sinem’e sarıldı anne ve baba sonra uyuyan Kenan’ı yatağına götürdüler. Boncuk da ortalıkta dolaşıyordu. Sinem:
-Nerde kaldınız anne, dedi. Annesi:
-Yollar tamamen karla kaplanmıştı. Araçlar yarı yolda kalmışlardı. Bir süre zincir takılmasını bekledik ancak sonra da yollarda oluşan kazalar yüzünden araç ilerleyemedi. Daha fazla geç kalmamak için biz de yürüdük. Tam üç saattir yürüyoruz, ayaklarımız bile ıslandı. Seslere uyanan Kenan mutfağa geldi. Acıkmıştı zaten. Yorgun anne baba ve beklemekten yorulan çocuklar bir şeyler atıştırdı, çay içti. Saat gece yarısını geçmişti. O sırada televizyon kanallarında ertesi gün kar tatili nedeniyle okulların kapandığı haberi geçiyordu. Sinem ve Kenan sevindi. Anneleri:
-Zaten uykusuz kalmıştınız, iyi oldu bu tatil. Bakarsınız bizim işyerimiz de tatil olur, dedi.
Dışarda kar yağmaya devam ediyordu. Boncuk, kendisine uyumak için bir köşe bulmuştu bile.

İNSANLAR

Ömer Kerem Aydemir

İnsanları anlamak çok zor
Aynı şeyleri düşünür
Hepsi aynı şeyleri yapar
Çocuklar onlardan biraz daha akıllı
En azından farklılar
Farklı oyunları var

İnsanları anlamak gerekiyor mu
Büyüyünce onlarla yaşamak için
Şimdiden düşünüyorum bunu
Anlamalı mıyım bilmiyorum niçin